Yazgıcılık Bağlamında Hayriye Hanım mı Firdevs Hanım mı? Ah Be Selma, Ah Be Kuzum ‘’Yıldız Olmak Kolay mı?’’

Zeynep Avşar
319 Okunma

7 Nisan Pazar akşamı Vefa Tiyatrosu, Ankara Panora AVM Actor Stüdyo’nun 120 kişilik küçük tiyatro  salonunda sıcacık, samimi ve izleyenleri günümüzün yapay zeka çılgınlığından 1.5 saatliğine alıkoyan bir oyun sahnelendi: “Yıldız Olmak Kolay mı?”

Yönetmenliğini Nermin Uğur’un yaptığı oyunda birbirinden değerli oyuncular rol alıyor. 2 perde olan oyun 1940’ların İstanbul’unda geçiyor. Hayriye Hanım,  kızı Selma’yla birlikte mütevazi evlerinde, ikinci dünya savaşının parasızlık ve kıtlık sorunlarıyla mücadele eden bir anne. Selma ile birlikte kıt kanaat yaşadıkları evlerine gelir getirecek bir iş olarak gördüğü için kızına daktilo kursu aldırıyor. Selma, daktilo öğrendikten sonra bir şirkette işe başlıyor ama bu kez de alımlı ve güzel bir kız olduğu için patronu tarafından tacize uğruyor. Olay üzerine Selma  işi bırakıyor ve onun işten ayrılmasıyla anne Hayriye Hanım maddi olarak bunalımın doruğuna çıkıyor. Tam o esnada, keman dersi vermek üzere  yanlış eve gelen müzisyen  beyefendi, Selma’yı görüp beğeniyor ve onu sahneye çıkarmayı öneriyor. Selma’nın bir üniversitede asistan olan sosyolog sözlüsü bu işe razı olmasa da, anne Hayriye Hanım, kızının ünlü olması fikrine  çok seviniyor. Gazino sahibi ise Selma’yı daha görür görmez ona abayı yakıyor,’seni meşhur edeceğim, yeter ki benimle evlen’’ diyerek peşine düşüyor. 

Sonrasında hikaye malum. Gazino alt üst… Bu durum gazinonun fedaisinden tutunda assolist Seniha hanıma kadar herkesi çok ama çok rahatsız ediyor. Halbuki kendisine evlilik teklif eden gazino sahibine Selma yaşından beklenmeyecek bir olgunlukla ‘’Yıldız olmak istiyorum ama sizin himayenize, hatta fedakarlığınıza muhtacım.Çünkü Seniha Hikmet’in yerini derhal  doldurabileceğimden şüpheliyim.Ancak ben Şehsuvar beyin kızıyım. Bunun bedelini size vermek mecburiyetindeyim. Size kendimden başka verebileceğim bir şey yok. Madem ki siz buna bir kıymet atfediyorsunuz, buyrun, emredin’’ diyerek ağır bir kabullenişin altında bir serzenişle cevap veriyor. Tahtının sallandığını düşünen  assolist Seniha Hanım ise  Selma‘ya tuzak kuruyor ve onu sahnede rezil ederek muradına eriyor. Selma, oldukça toy bir genç kız olarak Seniha Hanım gibi yıllarını gazino sahnesinde geçirmiş bir tecrübenin karşısında mağlup düşüyor. Sonunda sözlüsüyle evlenmeye razı oluyor.

’En az kütleye sahip olan yıldızlar, en uzun ömürlü yıldız olma özelliğine sahiplermiş”

Aslında bilinen femme fatale –femme vitale karşıtlığı üzerine kurulmuş bir oyun. Oyunun yazarı da Nahid Sırrı Örik. Türkiye Edebiyatının çok bilinen yazarlarından değil Nahid Bey. 1895 İstanbul doğumlu. Paşazade bir sülaleden geliyor. Tabii ki devrin özelliği, Fransızca’ya son derece hakim. İlk kitabı değil bu eser,  Zeynéb la Courtisane onun ilk eseri olarak bilinir. Biri tiyatro eserleri olmak üzere toplam 10 kitabı var. Bu kitaplar, merak edenler için yazıyorum, Hacettepe Üniversitesi Beytepe Merkez Kütüphane’de ve Konservatuvar Kütüphanesinde mevcut. İlgilenenler ödünç alıp okuyabilirler.

Oyunda ilgi çeken ve insana çekici gelen asıl unsur, Firdevs hanım kadar ihtiraslı bir anne olmasa da Hayriye Hanım’ın da ihtirasının  fena bir boyutta olmaması…Hayriye Hanım’ın zorlayıcılığıyla başlayan hikayenin, bir gazinoda geçmesi itibariyle izleyicinin sanki gazinoya gitmiş gibi bol bol şarkı dinleme keyfine erebilme noktası neredeyse günümüz koşullarında gülümsemeye hasret kalınma noktasında pozitif bir zorlamaya dönüşüyor. Zira malum fiyatların arş-ı alaya çıktığı bir dönemde, mütevazi  bir bilet ücretiyle, hem tiyatral performans hemde canlı olarak türk sanat müziği icra eden tiyatro sanatçılarının  performanslarını izleme şansına erişilebiliyor. 

Resim: Nehir Avşar

15 Nisan‘da aynı kadro, aynı oyunla  saat 20.00 da Akün ‘de sahneye çıkacak.

Bu yazıyı aslında psikanalitik açıdan ele alıp yazmak isterdim. Başlığıda öyle hazırladım. Ancak oyunun bayram  tatiline denk gelmesi ve söz konusu tatil süresince malum tez çalışmama ağırlık veriyor olmam nedeniyle biraz kısa tuttum. Ancak atlamak yada sonra yazmak istemedim. Oyunu izleyenler ne demek istediğimi izlediklerinde anlayacaklardır.

Sevdiklerinizle mutlu Bayramlar…

ZEYNEP AVŞAR

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku