27. İstanbul Tiyatro Festivali’nin İlk Sürprizi: Pina Bausch’un Başyapıtı Café Müller

editor

Pina Bausch, Café Müller’de 45 dakikada bana erkekler ve kadınlar hakkında sinema tarihinin tamamında gördüğümden daha fazlasını gösterdi. Hayatımı değiştirdi.

Wim Wenders, sinemacı

Pina’nın geliştirdiği teatral dil, duruş, ışık, sahne tasarımı ve hareket; şiiri, müziği ve tüm sanatları kapsıyor. Her yönüyle tamamlanmış kişisel bir dili var. Pina’nın eserlerinde sadeliğin yarattığı destansılık çok etkileyici.

Robert Wilson, yönetmen

Pina Bausch bende çok çeşitli duygu kıvılcımları yarattı ve bana her zaman ilham verdi.

Pedro Almodovar, sinemacı

Pina Bausch sizi koltuğunuza mıhlar. Damarlarınızda dolaşıyor gibidir. Korkularınızı, fantezilerinizi ve rüyalarınızı bilir. Kendi hayal gücünüzle karşılaşmış gibi olursunuz.

Alan Rickman, oyuncu

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Koç Holding Enerji Grubu Şirketleri Aygaz, Entek, Opet ve Tüpraş sponsorluğunda düzenlenecek 27. İstanbul Tiyatro Festivali, 25 Ekim – 25 Kasım tarihleri arasında perdelerini açmaya hazırlanıyor. 

Işıl Kasapoğlu küratörlüğünde düzenlenecek 27. İstanbul Tiyatro Festivali, Pina Bausch’un ölümsüz başyapıtı Café Müller ile açılacak. Dansı, 20. yüzyılda devrimci bir yaklaşımla yeniden tanımlayan ve dans tiyatrosunun yeni bir tür olarak kabul görmesini sağlayan Pina Bausch’un başyapıtı Café Müller, sanatçının topluluğu Tanztheater Wuppertal’ın güncel kadrosu ve ilk günkü çarpıcılığıyla, Türkiye’de ilk kez sahnelenecek. 

Pina Bausch, topluluğu Tanztheater Wuppertal ile 1998’de Cam Temizleyicisi ve 2000’de Masurca Fogo’yu İstanbul Tiyatro Festivali’nde sahneledi; ardından 2003 yılında İKSV ve İstanbul Tiyatro Festivali ortak yapımı olan, İstanbul üzerine özel projesi Nefes’i üretti ve sahneledi. Bausch’un tüm dünyada halen izleyicileri derinden etkileyen eserlerini repertuvarında koruyan ve bu mirası büyük bir adanmışlıkla yaşatan Tanztheater Wuppertal, 20 yıl sonra bu kez Café Müller ile İstanbul Tiyatro Festivali’nin konuğu olacak.

25 ve 26 Ekim’de Zorlu Performans Sanatları Merkezi Turkcell Sahnesi’nde izleyicilerle buluşacak gösterinin biletleri 10 Haziran’da satışa çıkacak. Gösterinin biletleri, avantajlı dönem fiyatlarıyla, passo.com.tr, Passo mobil uygulaması, Passo perakende noktaları ve İKSV ana gişeden satın alınabilecek. Öğrenciler ise, 10 TL’lik Eczacıbaşı Genç Bilet uygulamasından faydalanabilecek.


Café Müller: Arzunun ve yalnızlığın hikâyesi 


Çocukluğunda Almanya’da ailesinin işlettiği Café Müller’de saatlerce oturup savaş sonrası atmosferinde, yıkılmış bir toplumda yaşam mücadelesi veren bireyleri izleyen Pina Bausch, 1978’de bu deneyimlerinden, insan ruhunu okumadaki ustalığıyla, bir başyapıt çıkardı ve dans tarihinde bir dönüm noktasına imza attı. Café Müller gündelik hayatın mekânı: Orada boşluk, üzüntü, beceriksizlik, korku ve anlaşılma arzusu var. Ama orası aynı zamanda aşka dair umudun da yeşerdiği yer. Gece olmuş; gündüzki müşterilerin hayaletleri masalar arasında körlemesine dolanıyor, sandalyelere takılıp duvarlara çarparken aslında birbirlerini bulmaya çalışıyorlar. Café Müller, arzunun ve yalnızlığın hikâyesini anlatan, duru olduğu kadar muhteşem bir dans tiyatrosu.


Pina Bausch hakkında

1940 doğumlu Pina Bausch, 1960’ların sonlarında ilk koreografileri ile dikkat çekmeye başladı. 1973/74 sezonunda koreograf olarak Wuppertaler Bühnen’e katılan Pina Bausch, topluluğun ismini değiştirerek “dans tiyatrosu” (Tanztheater) yaptığında gideceği yolun işaretini de veriyordu. Olası her türde denemeler yaparak eserlerinde dans ile tiyatronun ifade araçlarını birleştirmeye başladı. Koreografi dili açık ve netti. Eserlerinin dekor ve kostümlerini tasarlayan hayat arkadaşı Rolf Borzik ile birlikte yeni bir estetik yarattı. Borzik’in 1980’deki vefatının ardından dekorda Peter Pabst ve kostümlerde Marion Cito ile çalışmalarına devam etti. Matthias Burkert ve Andreas Eisenschneider’in müzikal işbirliğiyle eserlerine yeni, alışılmadık müzikler buldu. Sürekli yeni çalışma metodları geliştirdiği ve şiirsel imgeler ve danslar kullandığı eserlerinde aşk, yakınlık ve güven arayışı motifi merkeze oturdu. 20. yüzyılda devrimci bir yaklaşımla dansı yeniden tanımlayan Pina Bausch, dans tiyatrosunun yeni bir tür olarak kabul görmesini sağladı. Dansı “yüzeysel güzelliğin” prangalarından kurtarıp gerçek hayata doğru yönelterek ona yeni özgürlük alanları kazandırdı. Çığır açan stili bugün hâlâ hem izleyiciler hem profesyoneller üzerindeki etkisini korumakta.

Biletler 10 Haziran’da satışta

Gösterinin biletleri, avantajlı dönem fiyatlarıyla, 10 Haziran Çarşamba saat 10.30’dan itibaren; passo.com.tr, Passo mobil uygulaması, Passo perakende noktaları ve İKSV ana gişede (Pazar hariç her gün 10.00-13.00 ve 14.00-18.00 arası açık) satışa açılacak.

Öğrenciler, 10 TL’lik Eczacıbaşı Genç Bilet uygulamasından faydalanabilecek.

 
İKSV Lale Kart Üyeleri için indirimli ön satışlar 8 Haziran’da

İKSV tarafından 2002 yılından bu yana sürdürülen Lale Kart üyelik programı, bir araya getirdiği sanatseverlere, vakfın düzenlediği etkinliklerde ayrıcalık ve öncelik sağlıyor. 

Üyelikleriyle İKSV’nin sene boyunca gerçekleştirdiği tüm etkinlikleri destekleyen Lale Kart üyeleri, Café Müller biletlerini indirimli fiyatlarla öncelikli olarak alabiliyor.

Siyah ve Beyaz Lale Kart üyeleri 8 Haziran Perşembe 10.30, Kırmızı Lale Kart üyeleri ise 9 Haziran Cuma 10.30’dan itibaren biletlerini öncelikli olarak satın alabiliyor. 

Siyah ve Beyaz Lale Kart üyeleri biletlerini yer seçme opsiyonuyla passo.com.tr üzerinden %25 indirimle satın alabilecek. Kırmızı Lale Kart üyeleri ise biletlerini %15 oranında indirimle satın alabiliyor.

Ön satış dönemini kaçırmamak, öncelik ve indirimlerden faydalanmak için: lalekart.iksv.org/

İstanbul Tiyatro Festivali’ne dair gelişmeleri sosyal medyada takip etmek için: 

Instagram I Twitter I Facebook I TikTok I LinkedIn I YouTube I Spotify

#istanbultiyatrofestivali

 

0

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku