Geleceğin Seyircileri mi Kazanç Kapısı mı?

Neslihan Ekim
2513 Görüntülenme

‘’Kültür, özdeş aklın bir ürünü değil empirik varoluşun bir çeşit sürdürülebilir ideolojisidir. Kültür endüstrisinde birey ve sistem arasındaki anlaşma bireyden bağımsız biçimde oluşturulmakta; birey de bu anlaşmayı sorgulamadan kabul etmekte ve ritüelleştirilmiş bir dolaşımda mütemadiyen teyit etmektedir. Teknolojik gelişmelerle birlikte seri üretim meydana gelmiş ve sanat yapıtlarının aurası yok olmuştur. Bu yok oluş sadece sanat eserinin özgünlüğünü yok etmemiş aynı zamanda geleneğe dayalı deneyimi de yıkmıştır. Sistemin belirlediği kitle toplumunun mevcut kültürel durumu artık ritüelden bağımsız hale gelerek politikleşmiştİr.’’

Adorno’nun kültür endüstrisi ve teknoloji üstüne yaptığı eleştirlerin ışığında bu yazıda çocuk tiyatroları mercek altına alınacaktır. Çocukların teknoloji ile kurduğu etkileşimin tam karşısında konumlanan ‘’yüz yüze iletişim’’ aracı olan tiyatronun ülkemizde de mevcut sistemde endüstri haline gelmesi, çocuk tiyatrolarının bir kazanç kapısı olarak görülmesi ve İstanbul başta olmak üzere Türkiye genelinde faaliyet gösteren çocuk tiyatrolarının nitelikleri önemli bir konudur. Konu başlığı çocuk olduğu için, ilk akla gelen pedagojik unsurlar ve eğitici niteliklermiş gibi görünse de işin iç yüzü öyle değil. Mevcut belediyeler/kültür merkezleri oyun seçimleri yaparken, içerikten çok dekor, kostüm gibi detayların gösterişine bakarak bir değerlendirme yapmakta, öylesine atılmış pedogojik imzalarla sahnelenen sanat değeri taşımayan pek çok çocuk tiyatrosu seyirci ile buluşmakta… Bunların yanı sıra, sahnesi bile olmayan anaokulları ve kolejlerde (konferans salonu, kantin, spor salonu) süresi 20 dakika olan çocuk oyunları da mevcut. Peki bunların hangileri gerçekten TİYATRO?

childtheater, Lawrence Jenkins

1935 yılında Atatürk’ün direktifleriyle Muhsin Ertuğrul tarafından İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları çatısı altında başlatılan Çocuk Tiyatrosu, zaman içinde niceliksel olarak artış göstermiş, ancak niteliksel gelişme konusunda aynı ivmeyi yakalayamamıştır. Bu sorunun kökenlerini araştırmak amacıyla;

‘’Çocuk Tiyatrosu nasıl olmalıdır? Nasıl olmamalıdır? Kırmızı çizgileri nelerdir?’’ sorularının yanıtları ışığında, çocuk tiyatrosunun gelişimine katkıda bulunacak özgün düşünce ve perspektifleri ortaya koymak gerekir. Yapılan literatür taramasında Çocuk Tiyatrosu alanında yazar, yönetmen ve oyuncular arasında yapılmış her hangi bir araştırma, anket, nitel ya da nicel araştırmaya rastlanmamıştır. Söz konusu  yetişkin tiyatrosu olduğunda, karşımıza sınırsız kaynak çıkarken, çocuk tiyatrosu alanının neden bu kadar atıl bırakıldığını anlamak için sistemin, yani mevcut endüstrinin tekelleşmiş yapısına bakmak gerekir. Yetişkin tiyatroları, kültürel algı içinde bir sanat olgusu olarak nitelik kazanırken, Çocuk tiyatroları sanatsal içerik ve biçimsel özellikleri bakımından değerlendilmemiştir.

pastedGraphic.png

Kaynak:https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Sinema-ve-Gosteri-Sanatlari-Istatistikleri

TUİK raporlarına göre yetişkin ve çocuk tiyatrolarının sayıları arasında pek fazla bir fark olmamasına rağmen, söz konusu olan çocuk tiyatrolarının çoğunun rapor dışı olduğunu da hatırlatmak gerekiyor. 

pastedGraphic_1.png

Kaynak:https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Sinema-ve-Gosteri-Sanatlari-Istatistikleri

Yine bir başka TUİK raporuna göre, çocuk tiyatrolarının metinlerinin çoğunun yerli yazarlar tarafından yazıldığını görüyoruz. Sorun da tam olarak burada başlıyor. Yurtdışında, özellikle AB ülkelerinde, yazılan çocuk oyunları ‘’Tiyatro Politikası ve Güvenlik Protokolleri’’ başlığı altında çok ciddi bir denetimden geçiyor. Bu politikaların sadece ‘’güvenlik’’ prosedürleri için pedagojik denetim heyetleri varken, işin sanat kısmında da ciddi politikalar yürütülmekte ve akademik araştırmalar yapılmakta. Yani çeviri bir metin bizim işimizi kolaylaştırıyor olmasına rağmen, çeviri metinlerin sayısı ne yazık ki bu endüstri için yeterli değil. Yumurta üretim çiftliği gibi bir sektör oluşmuş ve hatta tekelleşmiş durumda. O yüzden de eline kalemi alan, masal uyarlaması, çizgi film kahramanları ve ikonik öykülemeler gibi yollara başvuruyor. Maskot kullanımı diye bir şey var ki, ASLA TİYATRO DEĞİL! Alışveriş merkezlerinde ‘’Tiyatro’’ başlığı altında animasyonlar yapılıyor. Hal böyle olunca da ‘’Çocuk tiyatrosu’’ algısı ilk başta seyircinin, sonra eğitimcilerin gözünde sanatsal nitelikten uzaklaşarak, çocuk eğlencesine dönüşüyor. Muhsin Ertuğrul, çocuk tiyatrolarının misyonunu ‘’GELECEĞİN SEYİRCİLERİNİ YETİŞTİRMEK’’ olarak tanımlıyor. Şu an mevcut düzen içerisinde faaliyet gösteren çocuk tiyatrolarının kaç tanesi bu misyonu destur edinmiş durumda? 

’Eğlenebilmek düşünememenin somut göstergesidir.’’ (Adorno ve  Horkheimer 2014, s.193).

Tiyatronun salt eğlence aracı olmaması bu bağlamda önemlidir. Özellikle çocuklar için… ‘’Şimdiki çocukların ellerinde hep tablet var’’ eleştirisinin bir panzehiri gibi algılanan çocuk tiyatrolarındaki minik seyircilerin bir oyunu izleme süresi oyunun biçimiyle doğrudan orantılı. Yani sanılanın aksine çocukların tiyatro izleme alışkanlığı ile tablet izleme alışkanlığı arasında bir fark yok. Hayal güçlerini canlandıran, doğru yaratılmış bir illüzyon veya interaktif (açık biçim) yöntemlerde ortalama 40-45 dakika gibi bir süre çocuklar pür dikkat oyun izleyebiliyor. Yetişkin tiyatrolarında kullanılan özdeşlik ilişkisi ise, çocukların oyuncularla konuşmasına neden oluyor. Özetle, bir çocuğa sahnedeki karakterle özdeşlik kurdurmak teknik olarak çok daha farklı sahneleme yöntemleri gerektiriyor. Yazar olmayan kalemlerden çıkan oyunların çoğunluğunda bu özdeşlik ilişkisi var. Oyunda bir çocuk, anne, baba, bir hayvan veya ikonik kahraman karakterler kullanılarak, çocuk karakterin başından geçen hikaye üstünden didaktik mesajlar vermeye yönelik oyunlar, ‘’eğitici oyun’’ başlığı ile pazarlanıyor. Şatafatlı dekor ve kostümlerle bir iki fotoğraf dosyaya konuldu mu, bitti gitti! Gelsin paracıklar! 

Tiyatronun sadece tiyatro salonlarında yapılma gibi bir zorunluluğu yok elbette. Yetişkin tiyatrolarının mekan üstünden yeniden şekillenen estetikleri ve denemelerini biliyoruz. Fakat sap ile saman karışmasın. Çocukların pek çoğu belki de hayatlarında ilk kez tiyatro izleyecekler. Tiyatro ile tanışma evresinin mutlaka bir tiyatro salonunda olması gerekli. Tiyatrolar, çocukların ayağına tiyatro götürerek mesleklerinin bacağına sıkıyor. Tiyatro izleme alışkanlığının daha çocukluktan başlayan bir kültür olduğunu unutmamak gerekli. Bilinçli aileler zaten çocuklarını tutup salonlara götürüyor. Belediyeler, satın aldıkları çocuk oyunlarını bir halk hizmeti olarak ücretsiz olarak seyirciye açıyor. Hatta pek çok belediye, salona sadece çocuk seyirci alıyor. Son kertede tiyatro salonlarında sahnelenen çocuk tiyatroları, tiyatro olma niteliklerini yerine getiren unsurlara sahip olsa bile onların da kendilerini güncelleştirmeleri gereken sanatsal nitelikleri var. Kaliteli oyun sayısı, tıpkı yetişkin tiyatrolarında olduğu gibi oldukça az.

Çocuk tiyatrosunun, yetişkin tiyatrosuna göre daha maliyetli bir üretim olduğuna dair yerleşmiş yanlış bir algı da var. Kocaman dekorlar, abartılı kostüm ve makyajlar elbette çocuklar için dikkat çekici… Fakat, çocuklarının oyuna odaklanması için çok daha farklı unsurlar da kullanılabilir. Öncelik hikaye! Belirli bir yaş grubu zaten hikayeyi anlamıyor diye düşünmek yanlış. Anlıyorlar! Sadece bir yetişkin gibi anlamıyorlar. Görsel uyaranları tabletlerle birlikte ışık duyarlı hale gelmiş durumda. Yeni nesil çocuk tiyatrosunda teknolojinin kullanımını bu noktada önemli buluyorum. 21.yy’da tablet alışkanlıklarını bırakmalarını beklemek, bizlerin kitle iletişim araçlarını bırakmamız kadar ironik olur. Fakat sadece tabletle, bilgisayarla yaşayan ve sisteme hizmet eden bireyler yaratmak istemiyorsak, Adorno’nun da belirttiği gibi tek çözüm; SANAT!  Tiyatro kültürünün gelecek seyircilere aktarılması önemlidir. 1950’lerden itibaren tiyatronun işlevi ve gelişimiyle ilgili birçok yazı yazılmıştır. Tiyatronun işlevi ve hangi doğrultuda gelişmesi gerektiği konuları ele alınmıştır. Bu çalışmalar, çocuk tiyatrosu bağlamında da önemlidir. 

SCT-GoodnightMoon

 ‘’Çocuk Tiyatrosu Alanında Çalışanların Çocuk ve Çocuk Tiyatrosu İle İlgili Algıları Üzerine Bir Nitel Araştırma’’ başlığı altında  F. Nihal Kuyumcu’nun ortaya koyduğu unsurlar, çocuk tiyatrosu üreticilerinin inceleyebileceği kaynaklardan biri; ama çok yeterli değil. Çocuk tiyatrosunun, Muhsin Ertuğrul‘un da dediği gibi ayrı bir birim olarak, ayrı bir çocuk tiyatrosu birimi olarak ele alınması ve metinden, sahnelemeye varana kadar tüm estetik unsurların bir politika olarak yasallaşması gerekiyor. Çocuk tiyatrosu politikası ilkelerinin belirlendikten sonra, denetleyici kurulların oluşturulup, kurul onayından geçen oyunlara sahneleme izninin verilmesi gereklidir. Bu aşama, özünde devletin görev ve sorumluluğunda gibi gözükse de, ülkede bu kadar sorun varken hiçbir siyasi birimin böyle bir konuya kafa yoracağını zannetmiyorum. Bu yüzden tiyatro alanında faaliyet gösteren sendika, vakıf gibi sivil toplum insiyatiflerine büyük iş düşüyor. Seminerler, bilgilendirme raporları, ortak yayınlanacak ilkesel bildiriler gibi pek çok seçenek mevcut.  Ayrıca alanda ciddi bir anket çalışması ve saha araştırması da yapılması gerekli. Yıllar önce Moskova’da, çocuk oyunları sırasında, çocukların tepkilerini değerlendirmek amacıyla kahkaha ve duygusal tepkilere dayalı grafikler çıkartılmış. Bu bilgi, Muhsin Ertuğrul‘un gözlemlerine dayanmaktadır. Bu tür gözlemlerin ve ciddi çalışmaların önemli olduğuna inanıyorum. 

İlk defa tiyatro izleyen çocuklar, 1963

Üretim alanından sonra gelelim tüketim alanına. Muhsin Ertuğrul’un zamanında seyirciyi eğitmek için çıkardığı kitapçıklar varmış. Çocuk tiyatrolarında genellikle öğretmenlerin çocuk bağırışlarının arasında; ‘’Tiyatro sessiz izlenir, bir şey yenilip içilmez.’’ gibi uyarılar verdiğini ve çocukların da elbette bu uyarıların hiçbirini dinlemediklerini gözlemlerimden biliyorum. Çocuklar için yapılmış resimli broşürler dağıtabilir oyun öncesi. Bilet kadar küçük olabilirler, önemli olan işlevi. Hemen diyecekler ki; ‘’Bunlar hep maliyet!’’ Haklısınız! Çocuk maliyetli bir şey!

NESLİHAN EKİM

 

*** Çocuk Tiyatroları ile ilgili anketimiz: https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLScZI8GIr59dAtXNf4Gkqye05d8rD6SkZUzANU_fvbBWN87h3w/viewform?pli=1

 

 

0

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku