Cemil Tugay’ın İzmir Şehir Tiyatrosu’nu emanet ettiği, bir artist var: Üzümcü. Hem darbeci, hem yalancı. 18 aydır “İzmir Şehir Tiyatrosu’na bir darbe girişimi olmadı” diyemiyor. “Ben o darbe girişiminde yoktum” da diyemiyor. Sahte demokrat bir artist yani! Susunca suçunu unuturuz sanıyor galiba? Saf mıdır, nedir?…
İzmir Şehir Tiyatrosu’ndaki saçmalıklara dair sorulara da dürüstçe cevap veremiyor. Ama pörtlek egosuyla gelişigüzel sallamaktan da geri durmuyor. Bu demokrat bozuntusu, yine şey’tmiş:
“5 oyun yaptık”… Yalan!
1’den 5’e kadar sayamıyorsun anlaşılan…
“Ben işten çıkarmadım”… Yalan!
Mahkeme sonucunda gerçekler ortaya çıkınca; vicdanların takkesi düşecek, keli görünecek; utanacaksın inan!…
“Danışma Kurulu lâğvedildi”… Yalan!
Güneş balçıkla sıvanmaz. Darbenizin pisliği bu yalanla örtülmez. Bu yalan, artık patolojik bir hâl almış bühtan!…
Lâf kalabalığında marine edilmiş “Danışma Kurulu, Yönetim Kurulu bilgileri”, yalan…
‘Yalan, damak çatlatır’ diye bellemişsin sanki. Akıllara ziyan…
“Kimseye bağırmadım, toplantıda kimseye mobbing uygulamadım” mızıklanmaları ise, kompülsif yalan!…
Sorulara cevap vermeden kaçtığın o toplantının video kaydını yaptırmıştın ya hani? Sıkıyorsa yayınlayıver; âlem görsün, kim doğru, kim yalan!
Doktor değilim ama; kağnı gölgesinde yürürken sağdan soldan veresiye alındığı belli bu yalanlar, bir klinik vak’a oluşturuyor diye kaygılanıyorum.
O palavracı asker için değil; ona maruz kalan, ona muhtaç bırakılan İzmir Şehir Tiyatrosu için kaygılanıyorum.
YÜCEL ERTEN
Girne, 22 Haziran 2025
