Cemil Tugay nihayet bir tantana ile oryantal dansını sergiledi. Tugay’ın İzmir Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmenliğine atadığı bir CHP’li vardı. Şişli’de Meclis Üyeliği yapmış bir ekran şöhreti. İzmir Şehir Tiyatrosu’na darbe yapmaya yeltenip becerememiş, sonra o darbeyi Tugay sayesinde gerçekleştirmiş olan Orhan Alkaya, Zeynep Altıok Akatlı, Eren Aysan, Cezmi Baskın, Bilgehan Oğuz ekürisinin bir parçası olan Levent Üzümcü. Tiyatro yöneticiliğinden ve oyun yönetmenliğinden bîhaber bir sahte demokrat.
Hatırlanacaktır: Üzümcü ve şürekâsı, Tugay’ın tugay komutanı olması üzerine İzmir Şehir Tiyatrosu’na şıpın işi çöküvermişti. Kapalı kapılar ardında, büyük gizlilik içinde yapılan ‘fotokopi’ bir yönetmelikle tiyatronun kuruluş felsefesi boğulmuş; bürokrasiye teslim ederek özerk yapısı bozulmuş; sanatsal özerklik ilkesi ve onun gerekleri sürgüne gönderilmişti. Tutarsız ve saçma söylemler, ilkesiz ve göstermelik hamleler, pratikte beceriksizlikten kendi ayağına sıkmalar, eleştiriler karşısında kaypak ve hileli yanıtlar, acemilikler ve sanatçılar Hatice Altan ve Özlem Karabay’ın işine -mahkeme kararlarına rağmen- son vermeye kadar varan faşistoid uygulamalar birbirini kovaladı.
Ama şimdi patronunun AKP’ye geçmesiyle kontrpiyede kalan Üzümcü, istifa etmek zorunda(!) kalmış. Mahkeme kararlarına rağmen işinden uzaklaştırdığı sanatçıların ahı mı tuttu, bilemem. Yalnız bir şey dikkatimi çekti: Devrimci ve solcu rolünde “Beni asla susturamazlar” mealinde sallamayı seven Üzümcü, istifa duyurusunda bu kez “gördüğüm lüzûm üzerine”den öte bir şey söyleyememiş. Ağzı kalabalık bu artist kardeş, dilini mi yuttu acaba merak ettim?
Ayrıca başta darbe ortakları Orhan Alkaya, Zeynep Altıok Akatlı olmak üzere, Tugay’ın şuursuzca icat ettiği Danışma Kurulu’nda 2 senedir pinekleyen 9 üye de istifasını duyurmuş. Kredi kazanma dürtüsüyle olsa gerek; şöyle beylik bir söylemle kostaklanıyorlar: “Şehir Tiyatrosunun bağımsız yapısının korunarak sanat hayatına devam etmesini engelleyecek her türlü girişimin karşısında olacağımızı bildiririz.” Aralarında adı duyulmuş birkaç kişi var diye, basın ve medyamız da bunu sanki kahramanca bir tepkiymiş gibi, dalga dalga yayınlıyor. İyi ama, onlar var mıydı ki?…
Şunu sormak kaçınılmaz oluyor: Cemil Tugay bir çuval inciri berbadederken, Üzümcü baltayı alıp bağa girerken, Şehir Tiyatrosunun bağımsız yapısı iğdiş edilirken, sanatçılar işinden aşından edilirken neredeydi bu muhteremler?
Bu memlekette at izi ile it izi çok kolay karışıyor…
YÜCEL ERTEN
İstanbul, 7 Ekim 2026
