Muammer Karaca Tiyatrosu, İstanbul’un hafızasında ve tiyatro tarihimizde çok özel bir yere sahip. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bu tarihi mekânı büyük bir emek ve titizlikle restore edip kent hayatına yeniden kazandırması, kamu kaynağının ve kültürel mirasın tiyatro lehine kullanılması adına son derece kıymetli bir adımdır.
Ancak bir sahnenin fiziki olarak yenilenip açılması tek başına yeterli değildir; o sahnenin nasıl işletileceği, kimlere açılacağı ve kamu yararının nasıl gözetileceği esas belirleyici unsurdur.
Daha önce Kadıköy’deki Alan Kadıköy veya Selamiçeşme Özgürlük Parkı Amfi Tiyatrosu gibi kamusal sahnelerde yaşanan tahsis tartışmaları, tiyatro kamuoyunun malumudur. Belirli grupların, prodüksiyon şirketlerinin ya da aynı oyuncu kadrolarının bu sahneleri sürekli kapatması; alternatif, bağımsız, genç ve mekânsız tiyatro topluluklarının dışarıda kalmasına neden olmaktadır. Kamusal alanların bu şekilde bir tür “kültürel tekelleşmeye” veya örtük ayrıcalıklara teslim edilmesi, yerel yönetimlerin “adil ve erişilebilir kültür politikası” ilkesiyle tamamen çelişmektedir.
Muammer Karaca Tiyatrosu’nun aynı akıbete uğramaması için şu ilkelerin altının çizilmesi ve kamuoyu tarafından takip edilmesi elzemdir:
1. Şeffaf ve Objektif Tahsis Kriterleri: Sahne tahsisleri, belirli kişilerin veya lobi gücü yüksek prodüksiyonların inisiyatifine bırakılamaz. Başvuru süreçleri, takvimler ve değerlendirme kriterleri tamamen açık ve denetlenebilir olmalıdır.
2. Kapsayıcılık ve Fırsat Eşitliği: Beyoğlu gibi bağımsız tiyatroların kalbi sayılan bir lokasyonda yer alan bu tiyatro; ana akım projelerin yanı sıra bağımsız, yenilikçi ve ekonomik olarak büyük prodüksiyonlarla yarışamayan nitelikli topluluklara da kapılarını açmalıdır.
3. Aylık/Yıllık Kota ve Çeşitlilik: Tek bir ekibin veya prodüksiyonun sahneyi uzun süre kapatmasını engelleyecek makul sınırlamalar (kota sistemleri) getirilmelidir. Sahne programı; klasik oyunlardan deneysel tiyatroya, genç yönetmenlerden köklü topluluklara kadar geniş bir yelpazeyi yansıtmalıdır.
4. Kamu Yararı Odaklı Fiyatlandırma: Kamu eliyle ihya edilen bir tiyatro sahnesi, ticari kaygılardan ziyade sanatın halkla buluşmasını kolaylaştıracak bilet politikalarını ve adil salon kira tarifelerini gözetmek zorundadır.
Muammer Karaca Tiyatrosu, rantın veya belirli kliklerin değil; İstanbul halkının ve tüm tiyatro emekçilerinin ortak varlığıdır.
İBB Kültür’ün, bin bir emekle şehre geri kazandırdığı bu sembolik mekânı yönetirken, geçmişteki tahsis hatalarından ders çıkararak katılımcı, adil ve tekelleşmeye geçit vermeyen bir modeli kararlılıkla uygulamasını temenni ediyoruz. Sanatta adalet ve eşitlik, ancak kamusal sahnelerin herkese eşit mesafede durmasıyla mümkündür.
