Nihal Kuyumcu, 25. Bursa Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali’ni yazdı: “Bir Festival Daha Geçti…”

Nihal Kuyumcu
3155 Görüntülenme

Bazen yaşadığımız olaylar, karşılaştığımız durumlar karşısında ümitsizliğe kapılırsınız. Tiyatro iyileştirir, sanat iyidir, sanat özgürleştirir, tiyatro eğitir gibi klişeleri duyduğunuzda “hadi ordan!” demek gelir içinizden. Kendinizi öyle bir tartışmanın içinde bulursunuz ki “neler oluyor, ben ne yaptım, nasıl bir dünyanın içindeyim” diyerek şaşkınlıkla çevrenizde olanları anlamaya çalışırken yolunuz Bursa’ya düşer. Bursa’da gerçekleşen 25. Bursa Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali’nde bir oyun izlemek üzere salona girersiniz. Birden içiniz aydınlanır, yeniden içiniz umutla dolar.  Salonda boş yer yoktur. Cıvıl cıvıl çocuklar aileleriyle oyun izlemeye gelmiş salonu doldurmuşlardır. Artık o kısır çekişmeler, sağırlar diyalogları, hakaretler dışarda kalmıştır. Mutlusunuz!

Bursa Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali ASSİTEJ, Bursa büyükşehir Belediyesi ve Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı’nın ortak çalışmasıyla 12-17 Kasım 2021 tarihleri arasında gerçekleşti. Festival programında on iki yerli dört yabancı olmak üzere toplam 16 grubun gösterileri yer aldı. Ancak Romanya ve KKTC salgın nedeniyle son anda programlarını iptal etmek zorunda kaldılar. Festival tarihi okulların ara tatiliyle çakıştığı zaman kaygılanmıştık. Önceden okulların otobüslerle çocukları toplu olarak getirdiğinde dolan salonlar acaba sadece ailelerin getirmesiyle dolacak mıydı? Ama salon doluydu ve sadece açılış oyunu değil tüm oyunlar doluydu.

Bu 25 yıldır yapılan festivalin artık Bursa’da maya tuttuğunun, bir gelenek, bir ihtiyaç oluşturduğunun göstergesiydi. Elbette okulların sahip çıkması da çok değerli ama ailelerin tek tek çocuklarının elinden tutup -salgın korkusuna rağmen- salonları doldurması festivale sahip çıkması çok önemli. Bursa her yıl onlarca uluslararası festivale ev sahipliği yapıyor ve bu ciddi bir birikim oluşturmuş. 

Gelelim festival etkinliklerine… Gündüz seyredilen oyunlar akşam toplantılarında tartışmaya açıldı. Tiyatro grupları ve daha iyi bir çocuk tiyatrosu için büyük bir şans olan bu tartışmalarda ortaya konan düşünceler, öneriler gruplar tarafından bazen kabul gördü, bazen anlamaya çalışılarak notlar alındı bazen de karşı çıkılarak savunuldu. Hatta “tiyatrocunun oyununu savunması normal değil mi?” gibi bir soru da soruldu. Her şeyden önce dile getirilen bu eleştiriler, öneriler gerekçelerle destekleniyorsa doğru bir yerden konuya yaklaşılıyor demektir. Savunma bir saldırıya karşı yapılır, burada saldırı yok, üçüncü gözün gördüklerinin dile getirilmesi var. Ama eski yılları düşünüyorum bu toplantılarda küsenler, kızanlar, terk edenler… Şimdi festivalin bu etkinliğini en azından çok küçük bir iki gerginlikle atlattık. 

Festival programında yer alan bir başka etkinlik uzmanları tarafından alana önemli katkıları olan çok güzel atölyelerin yer alması. Atölyelerin tek şansızlığı ise -bizler açısından- hem birbirleriyle hem de oyunlarla çakışmasıydı. 

Elbette oyunlar… Programda dört yabancı on iki de yerli oyun vardı. Tunus, Bulgaristan, Romanya ve Karabağ. Romanya ve Karabağ pandemi/karantina engeline takıldı. Tunus “Palto” isimli oyununda Pinokyo’nun hikayesini sahnede karton kutularla kurduğu yeni mekanlarla anlattı. Bulgaristan Varna Devlet kukla tiyatrosu “The Magic Cooks”adlı oyunlarını  3+ yaş ve sonrası için sergilediler. Çok basit objeler kullanarak sahnede yer alan masaya koydukları büyükçe bir yeşil yaprak kimi zaman güzel bir kuşa, kimi zaman bir balığa dönüştü. Her bir objenin dönüşümü çocuklar kadar büyükler için de ilginçti. 

Yerli oyunlarımızın giderek belli bir kaliteyi yakalama yolunda olduğunu söyleyebiliriz. Kısa kısa oyunlara değinecek olursak, açılış Bursa Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun “Kırmızı Duvar” oyunu ile yapıldı. 4+ Yaş üstü tüm insanlar için bir kukla oyunu. Duvarın ardında ne olduğunu merak eden bir farenin hikayesini anlatıyor.

“Yumurtadan Çıkan Fil”in hikayesi Atta festivalin sahne estetiği, müziği ile çok şirin bir oyun. Ancak, oyunun çok uzadığı, bazı sarkmaların olduğu salondaki çocukların kıpırtılarından anlaşılıyordu. Aslında oyun 35 dakika yani uzun sayılmazdı. Sarkma nedenleri hikâyenin içinde saklıydı. Canı sıkılan kızın küçük bir fille arkadaşlık ettiği oyunda fil ile kız kaçıyor, kovalıyor, saklambaç oynuyor vb. birbirinin aynı hareketlerle oyunu sürüyordu. Oysa küçük kız arada file yemek yedirmeye çalışsa, uyutmaya çalışsa o kaçsa, yemek yemek istemese, uyumamak için çeşitli numaralar yapsa oyun monotonluktan çıkacak çatışmalı bir hikayeyle seyirciyi kavrayacaktı.

Bir diğer oyun Bursa-Ekim Sanat topluluğunun hazırladığı “Yaşlı Kadın ve Papağan” Virginia Woolf’un hikayesinden uyarlanmış. Yarım masklarıyla, işlevsel ve basit dekoruyla seyirci adeta bir kitabın sayfalarını çevirerek anlatılan masalı dinliyor gibiydi. Yaşlı kadının, kardeşinin ölüm haberini aldığındaki tepkisizliği, ana metinde daha belirgin olarak yer alıyor. Ancak, madem ki uyarlama yapılıyor oraya belki bir iki damla gözyaşı ya da güzel bir iki cümle eklenebilirdi.

Bi Kutu Sahne’nin oyunu “Yalnız Adam Ve Şapka” yı çocuklar ilgiyle takip ettiler. Antalya Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın oyunu “Alaaddinin Sihirli Lambası”nı izlerken daha minimal, daha basit ve daha bugüne sözü olan bir hikâye sahnelense nasıl olurdu acaba dedik.  Caféturc Music & Arts grubunun oyunu “Aridu” interaktif ve birçok disiplinin bir arada getirildiği eğlenceli bir çocuk oyunu. İstanbul Mizah Tiyatrosu’nun oyunu “Mime Kids” de çocuklar tarafından ilgiyle izlendi. Antalyalı Antre sahnenin oyunu “Şanslı”, salonun fiziksel koşullarının zorluğuyla uğraşmaları, seslerini duyurmak için bazen fazla bağırarak ölçüyü kaçırmaları oyunun başındaki klişe esprilerle birleşince sıkıntı yarattı. “Evvel Zaman İçinde” oyunuyla Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, “Bir Karıncayiyen Hikayesi” oyunuyla Yol Atölye, “Sessiz Adam Ve Sinek” oyunuyla Q Performans İstanbul tek kişilik oyunlarıyla olumlu eleştiriler aldılar.

Sonuç olarak, pandemi koşullarına rağmen dolu salonlarda çocuk cıvıltılarıyla bir festival daha geride kaldı. Dileğimiz koşulların değişmesi, düzelmesi ve daha çok tiyatro grubuyla çocukların buluşması. Birinci festivalden bugüne bu güzel birikimi oluşturan herkese çocukların teşekkür borcu var. 

Prof.Dr. NİHAL KUYUMCU

0

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku