Kadir İnanır İçin…

Pınar Çekirge
10,5K Okunma

Kadir İnanır‘ı “Karagözlüm” filminde tanımıştım. Chopin Kenan…

Sonrasında “Dönüş” filminin Alamancı İbrahim’i, “Utanç”ın İşçi Kemal’i, “Dikenli Yol’un Hüseyin’i, “Karılar Koğuşu‘nun Kemal Tahir’i, “Suçumuz İnsan Olmak”ın Nuri’si, Komiser Cemil, Cellat Bayram, Ateşdağlı Bekir, Irazca’nın oğlu Kara Bayram, Katırcı Rüstem, Alman Casusu Maximillian, Tatar Ramazan, Karadağlı Rıza, “Kapı”nın Yakup’u, “Gönderilmemiş Mektuplar”ın Cem’i… Hepsi Kadir İnanır mythe’ini oluşturan, gerçek, yaşayan, yankılı kimliklerdi… Bugün hâlâ.

Ve şimdi, tam da bu satırları yazarken, nasıl hatırlamam, “Askerin Dönüşü”ndeki Ali’nin çelişkilerini, yaşadığı o yoğun suçluluk duygusunu, “Med Cezir Manzaraları” arasında sıkışıp kalmış Bankacı Erol’u, ya “Ezo Gelin”e sevdalanmış Ali’yi, “Ah Güzel İstanbul”un uzun yol şöförü Kamil’i, “72.Koğuş”un Ahmet Kaptan’ı, “Üç Arkadaş”ın niyetçi Murat’ı, “Kırık Bir Aşk Hikayesi”nin Fuat’ı, “Marziye”nin Hazar Bey’ini?

Kadir İnanır ile on yıl kadar önce, Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Martı” oyununun perde arasında karşılaşmıştım ilk kez. “Al Yazmalı”nın İlyas’ı, “Dansöz Bahar”ın Kemal’i az ötemde duruyordu. Gözlerinde çekingen bir bakış ve hep o kahverengi ışık çakımları…

Galata Kulesi’nde bir gecenin son, bir sabahın ilk dakikalarında Kemal’in elindeki sustalıyla yaşamını sonlandırmıştı Bahar… “Naylon gecelik giyen kadın kötüdür” demişti Kemal. Hiç naylon gecelik giymemişti Bahar. Kadir İnanır‘ı, o an nasıl oldu bilmiyorum Kemal olarak düşündüm birden. Oysa “Suçumuz İnsan Olmak” diyen Nuri’ olmalıydı en çok. Belki Chopin Kenan ya da “Komiser Shakespeare”. Evet, sonrasında pişman olsam da, Kadir İnanır’ın yanına gidemedim… (Yavuz Pak tanığımdır.)

Kadir İnanır, hiç kuşkusuz, Türk sinema tarihinin en önemli yıldız oyuncularından biriydi ve hep öyle kaldı. Çok sevildi, saygı gördü. Bir toplumun kolektif belleğinde unutulmaz bir yer tuttu. Rol aldığı filmlerle haklı ve çok büyük bir şöhrete erişti.

Ne tuhaf, Sevim Tuna ile başrollerini paylaştığı o siyah beyaz fotoroman bile kalmış belleğimde silik soluk: “Bağdat Yolu”.

Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik ve Filiz Akın ile çektiği filmlerde bazen romantik jön, bazen bir masal kahramanı, bazen bir fabrika işçisi olarak gönüllerde taht kurmuştu Kadir İnanır.

Ayvalık sokaklarında kambur Azize’nin yanında, bastonuyla yürüyen Kemancı Ali’yi her izlediğimde içim darmadağın olurdu. Fatma Girik ve Kadir İnanır “Kambur” filminde aşktan da üstün duyguları anlatırlardı adeta. Dahası “Bodrum Hakimi”,”Deprem”,”Ah Güzel İstanbul”,”Selvi Boylum Al Yazmalım”, ” Dikenli Yol”,”Yılanların Öcü”,”Bir Yudum Sevgi”, “Sen Türkülerini Söyle” ve en son filmi “Kapı”da o muazzam yeteneği, oyun gücüyle tüm zamanlara meydan okuyan bir aktöre dönüşmüştü Kadir İnanır.

Şimdi düşünüyorum da, şafak söker, gün ağarır, bir öykünün bittiği yerde bir başka öykü başlardı usulca. Kadir İnanır, perdeden bize bakardı. Gözleri çok uzaklarda, gözleri acılıydı.

Kadir İnanır geriye çok önemli filmler bıraktı… Beyaz perdede ve hayatta sergilediği duruşla örnek ve ölçüt olmayı başardı. İz bırakan pek çok karakteri gibi  hayatında da asi, cesur bir direnişçiydi. Şimdi, geride bıraktığı o onurlu duruşu yüreklerde,  tüm o hayal kahramanları da pelikürde yaşamaya devam edecek…

Hatırasına her zaman saygıyla…

PINAR ÇEKİRGE

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku