Çağdaş tiyatro, son yıllarda büyük anlatılardan çok, gündelik hayatın içindeki kırılma anlarına kulak veriyor. “Hayat İşte”, tam da bu yerden konuşan; seyirciyle sahne arasında mesafeyi kaldıran, yalın ama sarsıcı bir tek kişilik oyun olarak öne çıkıyor.
Oyun, modern insanın “iyi olma” zorunluluğunu, toplumsal uyum baskısını ve bireyin kendi varoluşuyla kurduğu sancılı ilişkiyi, doğrudan ve filtresiz bir dille sahneye taşıyor. Büyük olaylar yerine küçük cümlelerin, bastırılmış duyguların ve söylenemeyenlerin izini sürüyor.
“Nasılsın?”
“İyiyim, siz nasılsınız?”
“İyi misin?”
“İyiyim”
“Gerçekten iyi misin?”
“İyi değilim!”
Gerçekten nasılız? Hiçbirimizin iyi olmadığı bir dünyada, hepimiz birbirimize her gün aynı yalanı söylüyoruz “iyiyim”. Ve iyi olup, bu toplum düzenine dahil olmaya çalışıyoruz ya da çalışmıyoruz bile. Ama hiçbir şekilde dahil edilmiyoruz. Kendi varoluşumuzla “olmaya” çalışıyoruz. Gerçekten nasılız?
“Rağmen olmaya” çalışırken yanımızda kimler var? Kiminle “olabildik” şu hayatta? Kiminle eğlendik güldük? Eğlendik mi? Kiminle ağladık ciğerlerimiz sökülene kadar? Aşık olduk ama aşkı öğrendik mi? Kimden öğrendik? Bu hayata katıp karışabildik mi? Kiminle? Ya da hayat bizi dahil etti mi kendine?
Hayat işte… deriz bazen, hayat bu kadarını da yapmaz zannederiz ama yapmıştır. “hayat işte” dediğimiz ne varsa şu hayatta, sahneden kendi hayatınıza sesleniyor:
“İyi misiniz?”
Sinema ve televizyon dünyasından sevilen oyuncu İnanç Konukçu, Editör Adem rolünü canlandırdığı tek kişilik oyunda; seyirciye kendisine çok yakın bir kimlikle sesleniyor. İnanç Konukçu, kendine has samimi ve eğlenceli yorumuyla; editör Adem’in yanı sıra, hayatta karşılaştığımız pek çok tipi sahneye taşıyor. Taksici, kapıcı, hoca, yurdum insanı…
Oyunun yazarı ve yönetmeni Şirin Aktemur, metni psikolojik ve felsefi katmanlar üzerinden inşa ederek; bireyin hayatla kurduğu ilişkiyi incelikli bir dille sahneye taşıyor. Adem karakteri, seyircinin tanıdığı, bildiği, belki de kendinden izler bulacağı bir figür olarak karşımıza çıkıyor.
Hayat işte…
Oyunun prodüktörlüğünü sanat dünyasından tanıdığımız Zuhal Karadeniz’in üstlendiği bu proje, tiyatro izleyicisini alışılagelmiş anlatı kalıplarının dışına çıkararak disiplinler arası bir yolculuğa davet ediyor.
Ekip, 2 Mart’ta Kadıköy Baba Sahne’de prömiyer yapmaya hazırlanıyor.

