Tiyatro Hemhal ekibinin son üretimi, iki genç sanatçının hayatını kesitlerle takip ettiğimiz ‘En Sevdiğinden Başla’, ikili ilişkilerdeki kaotik duyguların etkili bir temsili. Oyun, dördüncü duvar dahil olmak üzere pek çok duvarı yıkıyor…
“Sevgili Arsız Ölüm/Dirmit” ve “N’olcak Bu Yusuf Umut’un Hali” gibi oyunlarındaki samimi anlatılarından tanıdığımız Tiyatro Hemhâl ekibi, bu defa çıkış noktası olarak kendi hikâyelerinden de esinlendiklerini düşünebileceğimiz bir oyunla karşımızda. ‘En Sevdiğinden Başla’; Nezaket Erden, Hakan Emre Ünal ve Selen Örcan’ın üretim ekibinde yer aldığı kolektif bir çalışmanın ürünü.
Nezaket Erden ile Hakan Emre Ünal sahneyi Elif Aydın, Barkın Sarp, Mert Yılmaz Yıldırım ve Sudem Tiryakigil ile paylaşarak oyunculuk sektöründe görmeye aşina olduğumuz bir dizi sorunu, bir çiftin özel hayatındaki kırılma noktalarıyla harmanlayarak biz seyircilerin kendi yaşamından izler bulmasını hiç de zorlaştırmayan bir hikâye anlatıyor.

Hikâye hem gerçek hem de kurgudan beslendiği gibi oyunun kendisi de seyirciyi sık sık gerçeklik ile hayal ikileminde bırakacak bir tempoda ilerliyor. Genç ve sanatçı, oyunculuk kariyerinin farklı uçlarına savrulmuş, kendilerini keşfetmekte olan Ömer ve Leyla çiftinin hayatından, doğrusal bir çizgide ilerlemeyen hem geçmiş hem de şu anda geçen kesitler izliyoruz. Benim için oyunda en etkileyici olan, pek çok yerde karşılaşabildiğimiz bir konunun böyle git gelli bir biçimde işlenişi oldu. Bir noktada hikâyenin hangi kısmında olduğumuzu sorgulatan bu karışık zaman çizelgesi, ikili ilişkilerin hissettirebileceği kaotik duyguların güzel bir temsili olarak bile değerlendirilebilir. Karakterlerin özellikleri; yaşadıkları öfke patlamalarından sahnedeki ev dekorunu sağlayan sandalye ve çiçeğin sadeliğine, Leyla’nın üniversite zamanlarında taktığı parıltılı tokalardan Ömer’in salaş ve gündelik kostümüne kadar pek çok farklı alana yayılmış durumda.
KİM BU SEYİRCİ?
Oyun iki saat ve tek perde olmasına rağmen herhangi bir noktada beni yoran bir yere gelmedi. Aksine, meydan sahnede izlemiş olmamın da bir etkisi olabileceği gibi, gündeme dair güldüren dokundurmalar ve insani öfke patlamalarının olduğu sahneler; oyuncular ve seyirci arasındaki mesafeyi iyice azaltıyordu. Oyunculuklardan, özellikle Nezaket Erden’in, aynı oyunda hem oldukça hassas konuları hem de resmen ‘fırlama’ bile diyebileceğimiz bambaşka dinamiklere sahip sahnelerini izlemek gerçekten keyifliydi. Bu kadar farklı elementi bir arada tutan ama beklenen biçimlerde sunmayı reddeden bir hali varmış gibi olan ‘En Sevdiğinden Başla’, bence en önemli noktasını Ömer’in yüksek bir anında yapımcılara sorduğu “Kim bu seyirci?” sorusunu dönüp seyircilere yöneltmesinde taşıyor. Öyle ki oyun Ömer’in bizlere “Gibi bi’şey” demesiyle bitince aklımda tek bir soru oluştu: “Kim bu?” diye sorduğu seyircisi yapımcılar, oyunun kendisi ise en başından beri kabul ettirmeye çalıştığı projenin sunumu muydu acaba? Bu kez “Seyirci böyle istemiyor” diye sık sık adına konuşulan seyircisine, direkt bir biçimde, hikâyesini anlatmak istemiş olamaz mı? Belki… Belki de değil. Cevap ne olursa olsun ‘En Sevdiğinden Başla’nın dördüncü duvar dahil olmak üzere pek çok duvarı yıktığı kesin.
DURİ KARADUMAN
* ‘En Sevdiğinden Başla’ 25, 26, 28, 29, 30 ve 31 Mayıs tarihlerinde saat 20.30’da Moda Sahnesi’nde izlenebilir.
** Bu yazı, 2026 bahar döneminde Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde gazeteci&eleştirmen Bahar Çuhadar tarafından yürütülen ‘Kültür Sanat Haberciliği’ dersi kapsamında, dersi alan öğrencilerden Duri Karaduman tarafından kaleme alınmıştır.

