Dokuz Yıl Sonra Yeniden: “Meş’um Liste”

Selen Korad Birkiye
4973 Görüntülenme

Dergimiz yazarı ve Yayın Kurulu üyemiz Doç.Dr. Selen Korad Birkiye’nin dokuz yıl önce kaleme aldığı bir yazıyı, hem bugün içinden geçtiğimiz sürecin pratiğine dair nüveleri içinde barındırması hem de sanatın ve tiyatronun ontolojisi üzerinden geldiğimiz noktaya dair kuramsal bir yanıt olması dolayısıyla  yeniden yayımlayarak hatırlamanın ve hatırlatmanın değerli olduğunu düşündük. Bugün işlevi ve işleyişi üzerinden çok ciddi tartışmaların yapıldığı Devlet Tiyatroları’nın kurumsal yapısında ve etik/estetik anlayışında yaşanan dönüşümü idrak edebilmek adına, muhafazakar sanat manifestolarının yayımlanarak tiyatronun biat ettirilmesine giden yolun köşe taşlarının döşendiği günlerde yazılan bu yazıyı, hem bugüne hem yarına düşülmüş bir not olarak okurlarımızla paylaşıyoruz.

*****

MEŞ’UM LİSTE

Merhaba,

Sizinle galalarda yaptığımız ufak sohbetlerin yanı sıra, yazılarınızı da kaçırmamaya  çalışıyorum. Ama bugün okuduğum yazınızla beni bitirdiniz! Nasıl olur da Birdy’nin insanları askerden soğuttuğu saptamasında bulunursunuz?!!! Yani bir tek Birdy mi? Bütün oyunlarımızı izlediğinizi bildiğimden,  tiyatronun ne kadar tehlikeli olduğunun altını çizecek ve Sayın İskender Pala başta olmak üzere gerekli devlet mercilerini uyaracak bir hatırlatma  listesi hazırladım, elinizde bulunsun, gün gelir lazım olur.  İşte, sadece 2011-2012 sezonunda İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda oynanan oyunların nelere karşı olduğunu ve aziz milletimizi nelerden soğuttuğunu gösteren o meş’um liste:

ANTİGONE: Kardeşi kardeşe düşürüp cenazeleri bile propaganda malzemesi yapan yöneticilerin keyfi  otoritesine ve kararlarına “e bir dur” diyor! 

ANİTANIN AŞKI YA DA ANTİGONE NEW YORK’TA: Kapitalist sistemin dışladığı insanları anlatıp seyredenleri sistem karşıtlığına meylettiriyor! Hem bizde Amerika’da olduğu gibi evsizler yok ki. Konu bizim yaşam tarzımıza uymuyor!

AŞKIN SIRADANLIĞI: Öğretmenle öğrenci arasındaki gayri meşru ilişkiyi  göstererek bu ahlaksızlıkları teşvik ediyor. Gerçi  oyun kişileri (Heidegger ile Hanna Arendt) “yarı aydın” oldukları için bu normal.

AT: Meclisinde katilinden, hırsızına, suçlusundan arsızına, cahilinden hayvanına (adı üstünde at!) dek milletvekilleri, senatörler ve konsüller bulunduran bütün zamanların iktidarları için yazılmış. Bilin bakalım bu gün bizi kim(ler)den soğutuyor?

BENERCİ KENDİNİ NİÇİN ÖLDÜRDÜ? : Bu Nazım Hikmet’ten hiç kurtuluş yok mu canım? Bu oyunda da anarşistleri övüyor!

BEDENSİZ KADIN: Savaşan tarafların hiç birinin elinin temiz olmadığını anlatıyor. Bu kaçıncı ordudan ve askerden soğutan oyun, ben bile saymayı şaşırdım.

KADIN SIĞINAĞI: Kadınlar evlerini, kocalarını terk mi etsinler yani, nereden çıktı bu sığınaklar? Nerede kaldı ailenin birlik ve beraberliği, gelenekler, töreler ve yaşam tarzımız?

MICHELANGELO:  Sanatçıyı kendi çıkarları doğrultusunda  kullanmayı ya da  yok etmeyi seçen kimi yöneticilerin, sanatın gücü karşısında kaybedeceklerini mi anlatıyor nedir?

NE DERSİN AZİZİM: Aziz Nesin’in öyküleri  işte, zaten ne beklenir ki!

NE GÜZEL ŞEY HATIRLAMAK SENİ: Yine Nazım! Adam aşk şiiri bile yazarken Ermeni, Kürt lafları edip ortalığı bulandırmış.

ÖLÜLERİ GÖMÜN: Savaş ve  askerlik bir kenara, üstüne de  toplumun varlığı için gerekli sermaye sahipleri, din, siyaset ve ordu kurumlarından soğutuyor!

SEZUANIN İYİ İNSANI: Bu sistem içinde iyi insan olarak kalmak mümkün mü diyor! Üstelik iyi insan diye de fahişeleri gösteriyor!

SİDİKLİ KASABASI: Hem çevreci olacak kadar densiz, hem de özelleştirmelere karşı!

VE HEP BERABER SOLDAN ÇIKARLAR: Sahnede Enternasyonel çalıp, Marksizm propagandası yapıyor, yetmezmiş gibi Bill Gates’in bile solcu olacağını söylüyorlar!

YANIK: İç savaşların acılarından dem vurup, kırmızı çizgilere bir tuhaf bakıyor!

Bu sezon oynanan 36 oyundan geriye kalanlar da belli ki sanat için sanat diye seçilmişler. Kendimizi ihbar etmek etmek pahasına da olsa, halkımızın ve yöneticilerimizin gözlerini gerçeğe açarak, bu tiyatro denen illetin her şeye karşı olduğunu bir kere daha söylemem gerekiyor. iyi ki akıl ettiler de kurumsal özerkliği yok ediyorlar. Yoksa zırt pırt ondan bundan soğuyan bu zavallı milletin hali ne olurdu? Kimbilir neleri sorgulayıp, seçimlerde kimlere oy vermezdi?

SELEN KORAD BİRKİYE

0

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku