Beyza İyitütüncü yazdı: “Tangopera Müzikali: Beyoğlu’nun Sessiz Çığlığı Olabilir Miydi?”

editor
2214 Görüntülenme
Beyza İyitütüncü’nün Mimesis Sahne Sanatları Portalı’nda yayımlanan yazısını okurlarımızla paylaşıyoruz:

Tangopera Müzikali, İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen ve Ragıp Ertuğrul ile Gökay Genç tarafından yazılan, müziği Burhan Şeşen ve Gökhan Şeşen tarafından bestelenen bir eserdir. Tangopera Müzikali, adını ilk duyduğumda oldukça heyecan uyandırmıştı. Hemen oyunun tanıtım yazısına baktım ve Beyoğlu’nun tarihi hanlarında geçen bir hikâyeyi, Turgut Bey’in kızının evlenmesi vesilesiyle yaşanan olayları konu alıyordu. Bu inceleme, Tangopera Müzikali’nin içerik, dramaturji ve temsil ile ilgili yönlerini ele alan kısa bir değerlendirmedir.

Tangopera Müzikali’nin hikâyesi, bir aşk hikayesinin etrafında Beyoğlu’nun tarihi bir hanının eğlence mekanına dönüştürülmesi ve buradaki kiracıların yaşadığı endişelere odaklanır.

Böyle bir hikâyeyi, Beyoğlu’nun zengin tarihini ve kültürel-politik karmaşıklığını yansıtacak belki de Beyoğlu’nun sessiz çığlığına kulak verecek bir müzikal olarak hayal etmek oldukça heyecan vericiydi. Ancak oyun sona erdiğinde kafamda bir hayal kırıklığının ötesinde birçok soru işaretiyle Kadıköy Süreyya Operası’ndan ayrıldım. Yolda oyun üzerine yazılan yazılara bakmak istediğimde hiçbir eleştiri yazısını da göremediğim için bir sorumluluk da hissederek bu yazıyı yazmaya karar verdim.

İlk soru şuydu? Bu hikâye neden yüzyıllardır kültürel, turistik, ekonomik ve politik bir merkez olan Pera’da geçiyor? Bugün tarihi bir mekânın yıkılma ihtimalini de konu alan bir oyunun neden Pera’da geçtiğini tahmin etmek zor olmaz sanırım. Beyoğlu, İstanbul’un tarihi dokusunu ve kültürel çeşitliliğini yansıtan önemli bir semt olarak da bilinirken son yıllarda AKP’nin Beyoğlu politikaları, bu semtin dönüşümünü de hızlandırdı. Beyoğlu’ndaki tarihi bir hanın eğlence mekanına dönüştürülme hikayesi, gruba semtin mevcut kültürel ve mekânsal değişimine dair somut bir politik yorum sunma fırsatı sunabilirdi.

Mevcut siyasi iktidarın Beyoğlu’ndaki restorasyon ve altyapı projelerinin semtin tarihi dokusunu ve kimliğini değiştirdiği, semtin geleneksel sakinlerinin yerini daha yüksek gelirli veya turistik amaçlı kullanıma yönelik faaliyetlerin aldığı bir mekana dönüştüğü belirtilebilir. Beyoğlu gibi birçok sivil direnişe de şahit olan bu kamusal mekanının günümüzde artık sivil toplumun katılımına ne kadar açık olduğu da ortadadır. Ancak bu kültürel ve mekânsal değişime dair güçlü bir politik yorum getirme potansiyeli taşıyan oyun, bu konuda sessiz kalmayı tercih etmiş gibi görünüyor. Klişe bir aşk hikayesinin ötesinde, oyunun dramaturjik olarak bize ne söylemeye çalıştığına dair sorular da zihinlerimizi meşgul ediyor… Bir tercih olarak mı hikâye bu şekilde yorumlandı, yoksa bugün sanatsal politik bir söz üretmekten mi kaçınıldı?

Tangopera Müzikali’nde yer alan karakterlerin işlevleri, çatışmaları ve temsiliyetleri de ele alınması gereken önemli bir konu diye düşünüyorum. Özellikle mafyatik ilişkileri olan Fikret karakteri, mekânın satışını gerçekleştirecek olan karakter olarak önemli bir potansiyel taşımaktadır. Ancak Fikret karakteri kumarbaz ve iflah olmaz bir delikanlı olarak yorumlandığında bu potansiyel değerlendirilmemiş gibi görünüyor, seyirciye derinlikli bir analiz sunulmuyor. Bir parantez açmak gerekirse pavyon şarkıcısı Funda karakterinden bahsetmek gerekir. Kısa bir süre de olsa belki de bütün hikâyede koşullarını anladığımız ve çatışmalarıyla izlediğimiz tek karakterdi Funda. Ancak aradan geçen yarım saatten sonra Funda’nın, sevgilisi

Fikret’in çevirdiği dolapların telafisi için yıllardır biriktirerek aldığı evini satması ve sahnede kurulan anlatı da bu ince yorumu gölgede bırakmaktadır. Bunun gibi pek çok karakterin daha derinlemesine ele alınmasını ve hikâyeye daha fazla katkıda bulunmasını beklerdim.

Örneğin Madam Ani ve Pedro karakterleri. Madam Ani ve Pedro gibi karakterler geçmiş dönemin Pera’sına göndermeler yaparak nostaljik bir hava yaratırken, günümüz Türkiye’sindeki çoğulcu toplum yapısına dair herhangi bir derinlik sunmamaktadır. Bunun yanı sıra sahnedeki rastgele insan kalabalığının işlevini pek tanımlayamamakla beraber, oyunun hangi dönemde geçtiğini anlamayı da güçleştirdiğini belirtmekte fayda var.

Sonuç olarak, Tangopera Müzikali, toplumsal-tarihsel arkaplanı göz ardı ettiği, dramaturjik bir tartışma açmadığı ve estetik olarak da seyir zevki vermeyen bir oyun olarak değerlendirilebilir. Sanatın, toplumsal değişim için bir katalizör olabileceği ihtimalini göz ardı etmemek gerekiyor. Hikayesi nedeniyle toplumsal veya politik konular hakkında kamusal tartışmayı teşvik etme potansiyeli taşıyan bu oyuna dair yazma motivasyonum da tam da bu sebepten ötürü…

BEYZA İYİTÜTÜNCÜ

 

Kaynak: https://www.mimesis-dergi.org/2024/02/tangopera-muzikali-beyoglunun-sessiz-cigligi-olabilir-miydi/

0

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku