Açık Çağrı: Sansüre Karşı Dayanışmaya!

Neslihan Ekim
Tüm sanatçıları dayanışmaya bekliyoruz. Sanatın Gücüne Destek Vermek İçin #Manukyan Etiketiyle Sosyal Medyada Sesinizi Duyurun! 

Sanatın şimdiye kadar sayısız kez sansürle olan mücadelesine tanık olduk. Yasaklanan festivaller, tiyatro oyunları… 

Toplumsal algıyı medyanın şekillendirdiğini biliyoruz. ‘’ Sözde ‘sanat’ adı altında her türlü ahlaksızlığı sergileyen ve toplumun ruh kökünü hedef alan tiyatrocular, rezalette sınır tanımıyor ‘’ başlığı atıldı önce. Bu başlığın altında çok fazla detay var. Hedef gösterilen bir oyun değil, ‘’tiyatrocuların tamamı…” Sonra Alanya Kültür Merkezi’ne telefonlar yağmaya başladı. Nihayet,  algı mühendisliği kazandı, oyun iptal edildi. Peki gerçekten kazanan onlar mı? Sanatın gücüne karşı duyulan korkunun bir yansıması olarak, bu kez bir kadın, bir oyuncu, bir tiyatro oyunu hedef gösterildi. Üstelik oyunu dahi izlememiş bir kitle tarafından, oyuncunun kendisi, oyun üstünden hedef alınarak… 

10 yıldır aralıksız sahnelenen MANUKYAN oyununun yazarı ve oyuncusu Bahar Hacıbektaşoğlu ile konuştuk. 

Neslihan Ekim – Merhaba Bahar… Oyunu izlemeyenler için kısaca anlatır mısın, oyun neyi anlatıyor?

Bahar Hacıbektaşoğlu – Oyun Manukyan’ın ölmeden öncedeki 1 saatinde kendisiyle, vicdanıyla, çalıştırdığı kadınlarla yüzleşmesini anlatıyor. Oyunda sadece Manukyan’ı değil, 5 ayrı seks işçisini de oynuyorum. Bu kadınlar oyun boyunca Manukyan’la yüzleşiyorlar. 

Neslihan Ekim – Aslında çıkan haberlerin tersine, Manukyan’ı bir kahraman olarak değil, bir antikahraman olarak gösteriyorsun…

Bahar Hacıbektaşoğlu – Evet, onların söylediği şey, ‘’Manukyan’ın kirli hayatı aklanıyor.’’ Gelip izleselerdi zaten böyle bir haber yapamazlardı. Kadının ne kadar değerli olduğunu anlasalardı, zaten bu haberi de çıkmazlardı.

Neslihan Ekim – Kadın bedeni üstünden de söyledikleri cümleler var. Kadın bedeni senin için ne ifade ediyor?

Bahar Hacıbektaşoğlu – Tüm bu kadınları oynayan bir oyuncu olarak, diyebilirim ki, kadın bedeni deniz gibidir. Denizde yüzerken altından pek çok şey çıkabilir. Bu çıkan şeyler de genelde toplumun kadına bakış açısı ile ilgilidir. Kadın ya annedir, ya eştir, ya fahişedir… Kadın her istediğini yapamaz, kadın çalışamaz, kadın erkeğin onun için tasarladığı hayatı yaşamak zorundadır… Fakat unuttukları bir şey var; o sessiz sakin deniz, bir fırtınada dibindeki her şeyi kusar, ataerkil, toplumsal, toksik algıyı suyun üstüne çıkarır. Kadın bedeni bu yüzden deniz gibidir. Kendi doğası vardır. Kendi varoluşu çok güçlüdür. Kadınları bedeni üstünden değerlendirmeyi bıraktığınızda, karşınıza çıkan şey Türkiye Cumhuriyet’in garantisidir. Çünkü bizler bu ülkeye evlatlar doğruyoruz. Kadın bedeni yaşamdır! 

Neslihan EkimKadın bedeni üstünden yapılan ticaretin, yani seks ticaretinin arka planında neler olduğunun, bunun zamanında nasıl sektör haline geldiğini anlatan bir oyun Manukyan aynı zamanda… Vergi rekortmeni olmasıyla ilgili durumu sanki olumluyormuşsun gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsun?

Bahar Hacıbektaşoğlu – Şu an benim üzerimden kurgulanan senaryoya bakınca, günümüze döndürmek lazım meseleyi elbette. Hedef gösterilen bir tiyatro oyunu değil bu açıdan bakınca. Merve Taşkın isimli bir kızımız vardı, Onlyfans’ta içerik ürettiği için benzer bir algı operasyonuna uğradı ve Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri tarafından suçsuz bulundu.  Ayrıca şu anda sosyal medyada vip yazdığınızda karşınıza eskort sayfaları dökülüyor. Evet, genelevler kapandı ama seks ticareti bitti mi? Hayır! Bu sektörde çalışan seks işçileri ve cinsel içerik üreticileri vergi veriyor mu? Bu kadınların sağlık kontrolleri yapılıyor mu? HIV oranlarındaki artışı internetten araştırabilirsiniz. Bu sansürcü zihniyettekilere 5 kadın verseniz hayır demezler, ama afişte benim bacaklarımı sansürleyecek kadar terbiyesizler.

Neslihan Ekim  Evlilik dışı ilişki dini açıdan bakıldığında ‘’zina’’ya giriyor ve günah sayılıyor. Fakat, evlenmeden önce erkek çocuklarını kollarından tutup genelevlere götüren gelenek hala yaşıyor.

Bahar Hacıbektaşoğlu – ‘’Ahlâk’’ söz konusu olunca oldukça korkunç bir ikiyüzlülük sergileniyor. İşin ucu kendilerine dokundukları için bu kadar rahatsız oluyorlar belki de. Kapalı kapılar ardında yaşadıkları şeyleri birileri çıkıp topluma anlatacak diye o kadar korkuyorlar ki, yasaklatmaya, susturmaya çalışıyorlar. Bir seks işçisi, odasına bir tablo koymuş, altına ‘’kader burada’’ yazmış. Başka bir kadın çiçek asmış duvarına. Belki ona bakıyor işini yaparken, bilmiyoruz. Sayısız erkekle birlikte oluyorlar. Bu kadınlar gerçekten bunu isteyerek yapıyor olabilirler mi? Hepsinin bir hikayesi var. Bu hikayelerin altını oyduğumuzda bu bahsi geçen toplumsal tabaka o kadınların enkazının altında kalır. Manukyan nasıl vergi rekortmeni oldu? Bu bir sektör olduğu için. Arz-talep olduğu için. Bu kadınlarla birlikte olanlar kimler? Manukyan röportajında diyor ki, ‘’Ben namusumla kadın satıyorum!’’ Bir genelevin kapısına gittiğimde, kapalı olmasına rağmen, 60 yaşında doğru düzgün Türkçe bile konuşamayan adamın yanıma gelip, ‘’Burası niye kapalı, ben o kadını çok özledim.’’ diyebiliyor. Bu amcamız evli veya değil, müslüman ya da değil ne fark eder. Müşteri mi? Evet. Peki bu amcamız cebinde parasıyla seks ihtiyacını karşılayamayınca ne olacak? Taciz? Tecavüz? Damacanaya tecavüz eden var bu ülkede. Kadınlar mı suçlusu? 

Neslihan EkimBu sistemi yaratan eril dil, sen sistemi eleştirdiğin için seni suçluyor aslında… 

Bahar Hacıbektaşoğlu – Evet, aynen öyle… Gelip izleseler, biraz ağlasalar… Kendi ekmeğini kazanan bir kadının, bir sanatçının önünü kesmeye çalışıyorlar. Ben durmayacağım. Oynamaya devam edeceğim. Bu dünya artık başka bir yere gidiyor. Yaptıkları haberlerle ancak kendi kitlelerini manipüle ederler, ki artık onlar da yutmuyor. Beni tanımıyorlar, tanıyacaklar! 

Neslihan EkimSence olması gereken sistem ne? Manukyan şu an yaşasaydı bu sistemin içinde nerede olurdu? 

Bahar Hacıbektaşoğlu – Çok daha güçlü olurdu. Hatta muhtemelen Meclis’te olurdu. Neden? Çünkü vergisi ödüyor, çünkü zengin. Vergi konusu geneleve kadar sıçrayabiliyorsa, vergi ile kadın ticaretinin de yasası çıkardı. Habere göre, hristiyan kızlar müftülüklere götürüp müslüman yaptırıldı ve öyle satıldı. Bu doğruysa o zaman müftülüklerin hiç mi suçu yok? Neden izin verdiler? Manukyan’ın bu işi yaptığını bilmiyorlar mı? Manukyan çok büyük bir suçlu, günahkar ilan ediliyor ama zamanında herkes buna göz yumdu. Para tatlı geldi. Şimdi nelere göz yumuluyor o halde onları konuşalım? 

Neslihan EkimSenin dikkat çekmek istediğin nokta tam olarak bu mu? 

Bahar Hacıbektaşoğlu – Genelevler bugün tekrar açılsa, ilk müşterileri bu haberleri yapanlar olur.  Dikkat çekmek istediğim nokta KADININ KENDİSİ. KADIN OLMAK MESELESİ. O etiketledikleri, başlık yaptıkları kadınların fotoğraflarına salya akıtan uçkuru düşükler, sanata laf söylüyor! Olan hep kadına oluyor. Sanata oluyor. Tiyatroya oluyor. 

Neslihan EkimKadın bedeninin metalaştırılmasını dert edinen ve bu sistemi eleştiren bir oyun üstünden bir kadın hedef alınıyor…

Bahar Hacıbektaşoğlu – Bugün ben hedef alınıyorum, yarın sen hedef alınacaksın, öbür gün bir başkası… Bu ne zaman bitecek? Toplu halde ses çıkarmamız gerekiyor. Ekmeğimle, kazancımla, mesleğimle oynuyorlar. Benim bir ailem var. Bana Manukyan muamelesi yapıyorlar. Yahu, ben Manukyanı ve 5 farklı kadını oynuyorum bu oyunda. Ben oyuncuyum. Ben Müjdat Gezen’in öğrencisiyim, Yıldız Kenter’in öğrencisiyim, ben Müşfik Kenter’in öğrenciyim. Beni bu insanlar yetiştirdiği için de ben duruşumdan asla taviz vermeyeceğim!

Neslihan EkimAsla yalnız yürümeyeceksin Bahar. Başta kadınlar ve sanatçılar olmak üzere bu karanlık zihniyete karşı senin yanında olduğumuzu bilmeni isteriz.

Bahar Hacıbektaşoğlu  Proje tasarımı Oğuzhan Toracı ya ait metin tarafıma ait olan Manukyan ölmeden önceki 1 saatinde kendisiyle kadınlarıyla ve tanrıyla yüzleşmesini konu aliyoruz. Bu bir yüzleşme kendine dönme ve terkettiğinin yaptığının farkına varma bilinci ve seyirciye bunu yaşatmak. O 5 kadın ve niceleri büyük bir aynalık yapıyor. BİR DAHA SÖYLÜYORUM BU BİR YÜZLEŞME OYUNU. O kadınların haklarını savunma hesaplaşma oyunu izlesinler ve biraz ağlasınlar hep beraber ağlayalım. Yüzleşelim yeter ki yüzleşmeye cesaret edelim… CESUR OLALIM!

29 Şubat’da House of Performans sahnesinde sahnelenecek olan oyunun finalinde gerekli basın açıklamasının yapılacağını da belirtmek isterim.   

Ben de sana ve Tiyatro… Tiyatro… Dergisi’ne çok teşekkür ederim.

Neslihan EkimBiz teşekkür ederiz…

#Manukyan etiketinin altında buluşalım. DAYANIŞMAYA! 

NESLİHAN EKİM

 

0

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku