Kaş Tiyatro Günleri Beşinci Edisyon: Bir Kentin Tarihsel Belleği Tiyatro Sahnesine Nasıl Taşınır?

A. Kadir Bozkurt
3,5K Okunma

Kaş Tiyatro Günleri’nin 15-18 Ekim 2026’daki beşinci edisyonu, tiyatroyu arkeoloji ve mitolojiyle aynı çatı altında buluşturan; ücretsiz, esnaf ve gönüllü emeğine dayanan, çok mekânlı bir festival modeli öneriyordu. Bu festivalin benzerlerinden ayrılan tarafı ise tiyatroyu salonun dışına taşımakla kalmayıp coğrafyayı da sahnenin ayrılmaz bir parçasına dönüştürmesiydi.

Kaş Sanat Evi’ndeki konferansla başlayan etkinlikler, Antiphellos Antik Tiyatrosu’ndan Yeniköy’deki konaklama tesisine, bir Likya kaya mezarından Likya Parkı’na, farklı eğlence mekânlarında, Myra’ya ve Patara Antik Tiyatrosu’ndaki kapanış programına kadar uzandı. Kaş’ın merkezindeki Antiphellos’tan uzaklaşarak, kapanışı Patara’ya taşımak, tema ve mekân bütünlüğüne ilişkin festivalin en cesur kararlarından biri olmuş. Program ilerledikçe, “Likya Kültürel Mirası” temasının yalnızca bir başlık değil, festivalin kuruluş ilkesi olduğu görüldü.

Kaş Çevre ve Kültür Derneği’nin 2022’den beri düzenlediği Kaş Tiyatro Günleri nitelikli sanat etkinlikleriyle doluydu. Dört güne yayılan yoğunluk, festivali yalnızca bir “oyun geçidi” olmaktan çıkarıp çok katmanlı bir kültür programına dönüştürdü. On iki oyunun yanında bir konferans, bir yazarlık atölyesi, bir interaktif sirk gösterisi ve çocuk-gençlik sirk atölyesi, iki performans, bir müzik dinletisi ve kazı başkanlarının eşlik ettiği iki antik kent gezisi vardı.

Gong

15 Ekim, Perşembe

Kaş Tiyatro Günleri 11.00’de Kaş Sanat Evi’nde hocaların hocası Prof. Dr. Fahri Işık’ın “Luvi Likya” konferansıyla başladı. Konferansın başlığı bölgenin en eski kültürel katmanına işaret ediyordu. Bir coğrafyanın hikâyesini dinlemek, bir tiyatro festivalinin açılışı için alışılmadık görünse de temanın ruhuna tamamen uygundu.

İlk tiyatro gösterisi ise 15.00’te Yeniköy’deki Karamel Tiny Houses’ta Monologlar Müzesi’nin Monologlar Müzesi Pavyon oyunu oldu. Bir konaklama tesisinde oyunun sahnelenmesi, festivalin yerleşik tiyatro mekânlarının dışına çıkma ve gösteriyi gündelik yaşamın farklı alanlarıyla buluşturma arzusunu ortaya koyuyordu. Seyirciyle yakın teması önemseyen tiyatro oyunu için doğru bir tercihti.

Akşam program Antiphellos’a taşındı. 18.30’da Genç Sahne başlığında Mono Creative’in Uyku, Ölüm, Dondurma, Ülke’sini, 21.00’de ise Yerel Sahne başlığında Yeşilköy Halk Tiyatrosu’nun Bizim Köyün Sosyetesi oyununu izledik. Kırk yıllık yerel bir gelenek ile genç bir topluluğun aynı sahnede buluşturulması, festivalin kuşaklar arasında bir tiyatro bağı kurma arzusunu görünür kılıyordu.

Apsolit

16 Ekim, Cuma

Cuma günü, festivalin yalnızca tüketen değil, üreten bir organizasyon olma iddiasının en görünür hâle geldiği gündü. 12.00’de Kaş Sanat Evi’nde Ferdi Çetin’in yönettiği “Taşların Hafızası” yazarlık atölyesi vardı. Hep birlikte yazarın topladığı malzemelerin nasıl tiyatro oyununa dönüştüğünü deneyimledik.

Öğleden sonranın programı Likya Parkı’na taşındı. 15.00-17.00 arasında Tıpa Vida’nın İnteraktif Sirk Gösterisi ve Çağdaş Sirk Atölyesi vardı. Sirkin bir tiyatro festivalinde yer bulması, “sahne sanatları” tanımının bilinçli olarak genişletildiğini gösteriyordu. Atölyenin çocuklara ve gençlere yönelik olması da festivalin genç kuşaklarla ilişki kurma hedefiyle de uyumluydu.

Akşamüstü program iyice yoğunlaştı. 17.00’de Echo Sahne’de Gong Sahne’nin Gong performansı, 17.30’da Atatürk Kültür Merkezi’nde Güzel Şehir Kumpanyası’nın çocuk oyunu Karınca Kararınca başladı. İki etkinliğin on dakika kadar çakışması, çocuk ve yetişkin izleyicinin aynı saat aralığında farklı mekânlara dağılmasına neden oldu.

19.00’da Ehl-i Keyf’te, bir Likya kaya mezarının yanında Palimpsest adlı yerel performans sahnelendi. Bu gösterinin adı, üzeri kazınıp yeniden yazılmış parşömen anlamına geliyor. Likya kaya mezarının yanında sahnelenen performansın Palimpsest adını taşıması, tarihsel katmanların üst üste biriktiği bu coğrafyayla kavramsal bir bağ kuruyordu. Günün kapanışı ise 21.00’de Antiphellos’ta Strandom Arthouse’un gösterisi Apsolit oldu.

Uyku, Ölüm, Dondurma, Ülke

17 Ekim, Cumartesi

Cumartesi sabahı festivalin katılımcıları 10.00-14.00 arasında Myra Antik Kenti ve Likya Uygarlıkları Müzesi gezisindeydi. Kentin kazı çalışmalarını uzun yıllar yöneten Prof. Dr. Nevzat Çevik eşliğinde yapılan gezi oldukça bilgilendiriciydi.

Öğleden sonra yeniden Kaş’a dönerek, 16.00’da Atatürk Kültür Merkezi’nde Tiyatro Keşif’in çocuk oyunu Martıya Uçmayı Öğreten Kedi, 17.00’de Echo Sahne’de Yerel Sahne başlığıyla sunulan Karanlık Odalar ve Pandalar’ı izledik.

Akşam programı iki ayrı yaş grubuna hitap ediyordu. 19.00’da antik tiyatroda ACT Project’in gençlik oyunu Of Ah Oh, 21.00’de aynı sahnede Artalan Kolektif’in oyunu Yıldız oynandı. Gün boyu Myra’nın arkeolojik alanını gezip akşam Antiphellos’ta oyun izlemek, festivalin tarihsel mirasla sahne sanatları arasında kurmaya çalıştığı ilişkiyi somutlaştırıyordu.

Yıldız

18 Ekim, Pazar

Son gün Likya Birliği’nin önemli merkezlerinden Patara’ya ayrılmıştı. İlk kazı başkanı Prof. Dr. Fahri Işık’ın anlattıkları kulağımızda yankılanırken, 10.00-13.30 arasında son kazı başkanı Dr. Şevket Aktaş eşliğinde Patara Antik Kenti gezildi.

Öğleden sonra program Patara’nın doğal mekânlarına da yayıldı. 15.00’te Patara Çimenlik’te ASSITEJ Genç Sahne’nin çocuk oyunu Dünyadaki En Güzel Şey’i izledikten sonra 18.00’de de Patara Kum Tepesi’nde Mutlu Güven’in müzik dinletisi eşliğinde güneşin batışını izledik. Tüm günü açık havada ve doğanın içinde yapılan etkinliklerde geçirmek fazlasıyla keyifliydi.

Günün sonunda Patara Antik Tiyatrosu’nda 19.00’da Boş Sahne’nin gençlik oyunu Kum Feneri’ni, 21.00’de geçmiş yıllarda hayranlıkla izlediğimiz Dirmit Her Yerde’nin Sevgili Arsız Ölüm / Dirmit’i kapanış oyunu olarak izledik.

Dirmit

Yerel Sahneler Tercihi

Bir yanda Sevgili Arsız Ölüm / Dirmit, Monologlar Müzesi Pavyon, Yıldız gibi ulusal çapta tanınan yapımlar yer alırken; diğer yanda Bizim Köyün Sosyetesi, Palimpsest, Karanlık Odalar ve Pandalar gibi Kaş’ta üretilen yerel sahneler izleyiciyle buluştu. Bu ikili yapı, festivalin hem ulusal bağımsız tiyatro sahnesine kapı aralayan hem de yerel üretime alan tanıyan bir platform olma hedefini yansıtıyor. Bu dengeyi korumak, yerel üretimi desteklerken sanatsal niteliği de gözetmeyi gerektiriyor. Festivalin gelecek edisyonlarda dengeyi nasıl koruyacağını merakla bekleyeceğiz.

Çocuk ve Gençlik Sahnesi

Kaş Tiyatro Günleri’nin dikkat çekici başlıklarından biri çocuk ve gençlik seçkisiydi. Önceki yıllarda olduğu gibi çocukların ve gençlerin tiyatroya erişiminin önemsendiğini gösteriyordu. Gençlere yönelik Of Ah Oh ile Kum Feneri, çocuklara yönelik Dünyadaki En Güzel Şey, Karınca Kararınca ve Martıya Uçmayı Öğreten Kedi. Bunlara Genç Sahne başlığındaki Uyku, Ölüm, Dondurma, Ülke ve Sirk Atölyesi eklenince, festivalin genç izleyiciye ayırdığı alanın yalnızca bir yan program olmadığı anlaşıldı.

Ana sahneyi Kaş’ta tutup, kapanışın Patara Antik Tiyatrosu’na taşınması, festivalin Likya coğrafyasını bütün olarak ele alan yaklaşımını güçlendirdi. Bir sütun başlığı ya da kaya mezarı, geçmişin sessiz bir kalıntısı olarak görülebilir. Oysa onları anlamlı kılan, taşıdıkları tarih kadar bugünün insanıyla kurdukları ilişkidir. Kaş Tiyatro Günleri’nin beşinci edisyonu da sahneyi, sahayı ve seyirciyi aynı çatı altında buluşturarak “korumak için önce bilmek gerekir” ilkesini yaşayan bir imeceye dönüştü.

A.KADİR BOZKURT

Benzer Yazılar

Yorum Yap

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku