Yücel Erten: “İzmir Şehir Tiyatrosu Hep Sürüncemede Kalmıştı”

editor
1534 Görüntülenme

İzmir Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Yücel Erten yeni görevi ve şehir tiyatrosu hakkında merak edilenleri Evrensel gazetesinden Ramis Sağlam’a anlattı…

İzmir’in uzun yıllardır özlemini çektiği şehir tiyatrosunun kurulmasında son aşamaya gelindi. Danışma Kurulunun ön değerlendirmesi sonucu belirlenen iki isim arasından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer tarafından Genel Sanat Yönetmenliğine Yücel Erten getirildi. Daha önce Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü de yapan Erten, 80’i aşkın oyun sahneledi. Yücel Erten ile yeni görevini ve şehir tiyatrosu hakkında merak edilenleri konuştuk.

Türkiye’nin üçüncü büyük şehri olan İzmir’de 71 yıl aradan sonra tekrar şehir tiyatrosu perdelerini açacak. Siz de bu tiyatronun ilk genel sanat yönetmeni oldunuz. Şehir tiyatrosunu ve bu gecikmişliği nasıl değerlendirirsiniz?

Biliyorsunuz 1946 yılında kurulan İzmir Şehir Tiyatrosu, 4 yıl sonra 1950 yılında sanatçılara gönderilen bir teşekkür mektubu ile noktalanmıştı. Bir bakıma hayatını bu şehrin tiyatro alanına vakfetmiş olan saygıdeğer Özdemir Nutku Hoca’mız da on yıllar boyunca sürdürdüğü çabalara rağmen, somut bir sonuca ulaşamadan aramızdan ayrıldı. Demek oluyor ki 100 yıllık cumhuriyetimizde, İzmir Şehir Tiyatrosu hep sürüncemede kalmıştı. Şimdi nihayet Sayın Tunç Soyer eliyle hayata geçirilmiş olması gerçek anlamda tarih yazmaktır. Şehrin hayatına yaptığı bu katkı için kendisine ve çalışma arkadaşlarına ne kadar teşekkür etsek azdır.

Yeni kurulan şehir tiyatrosunda nasıl bir repertuvar belirlemeyi düşünüyorsunuz?

İzmir seyircisini ilk sezonda bir Shakespeare, bir Brecht, bir Aziz Nesin, bir de çocuk oyunu ile ağırlamak uygun düşer sanırım. Tiyatroda önemli olan, ne söylediğiniz ve bunu hangi sanatsal kategorilere yaslanarak söylediğinizdir. Seyircinizle kuracağınız bağdır. O alanda katı bir biçimde önden bazı yüzdeler belirlemeyi pek anlamlı bulmam. Bir yönetim kurulunuz varsa, -ki kadrolaşmamızla birlikte olacak- repertuvar önerileri orada tartışılır ve sonuçlanır.

Şehir tiyatrosunun fiziki alt koşulları konusunda bilgilendirme yapar mısınız? Çünkü 4 milyonu aşan nüfusuyla tiyatroyu seven bir izleyiciyle karşı karşıya geleceksiniz. Bu izleyici coğrafik olarak dağınık bir alanda yaşıyor. Tiyatronun merkezi ve farklı ilçelerde sahnesi olacak mı?

Fuardaki İsmet İnönü Sahnesi karargahımız olacak gibi görünüyor. Orası salon-sahne ilişkisi, oyun seyretme keyfi açısından yeniden düzenlenecek. İkinci bir sahne için görüşmeler sürüyor. Ama çok emek verilerek hazırlanan yönetmelik gereği, İzmir Şehir Tiyatrosu tercihen iki, en fazla üç sahnede çalışır. Gerektiğinde yönetim şekli ile kadro ve mekan imkanları, o yönetmeliğin belirlediği esaslar üzerinde düzenlenerek; yine yerinden yönetilen yeni bir birim olmak kaydı ile yeni tiyatrolar oluşturulabilir. Görüleceği gibi, yapının şişmesi, devleşip hantallaşması ihtimaline karşı önlem alınmış; gelecek için modüler bir yapının pozitif yarışı öngörülmüştür. Şunu da hemen vurgulayalım; tiyatronun iki en fazla üç yerleşik sahnesinin olması, başka bir yerde oyun sergilenmeyeceği anlamına gelmez. Özellikle ‘mobil’ oyunlarıyla ulaşabileceği her yere ulaşmak zaten en önemli görevlerinden biridir.

“TUTARLI BİR ELEŞTİRİ İLE KARŞILAŞMADIM”

Sizin İzmir Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmenliğine getirilme “usulü”ne dair sosyal medya üzerinden eleştiriler yapıldı. Bu eleştiriler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ben ona ‘Kurucu Genel Sanat Yönetmeni’ diyorum. İzmir Şehir Tiyatrosunun yönetmeliği, tiyatro yönetiminde önemli bir adım atmıştır. Genel Sanat Yönetmenliği 3 yıl süreli sözleşmeli bir görevdir. Başarılı görülürse en fazla bir dönem daha uzatılabilir. Yani orada kimse sonsuza kadar kalamaz. Koltuğunu korumak için bireysel ilişkiye, al gülüm ver gülüme, gündelik politik çalımlara yaslanamaz. Yani oraya yapışıp kazık kakamaz.

Kurucu genel sanat yönetmeninin özelliği de şu: Ortada henüz bir tiyatro yok. Sen onu yönetmeliğin belirlediği koşullara uygun biçimde kuracaksın. “Üç tane şahane oyun sahnelerim, televizyon şöhretlerini konuk oyuncu olarak getiririm” demek yetmez tabii. Yerinden yönetilen yeni bir yapılanmayı oluşturma gereği var. Bina, onarım, salon, sahne, kulis, fuaye, atölye, depo, araç gereciyle, sınavları, kadroları, yönetim organları, repertuvarı, takvimi, çehresi ve tabii ki sanatsal diliyle.

Yönetmeliği hazırlayan ve başvuruları değerlendiren Danışma Kurulunun ortak önerisi, ilk ivmeyi benim vermemin doğru olacağı şeklinde oldu. Başlangıçta etik bulmadığım için aday olmayı düşünmemiştim. Ne var ki tiyatronun kuruluş aşamasında önemli görev üstlenen Danışma Kurulunun bu isteği ile yüz yüze kalınca; artık mesleğime, sanatıma olan sorumluluğum, böyle önemli bir görevden kaçmama izin veremezdi. Derhal Danışma Kurulundan istifa ettim ve adaylar arasına girip sonucu bekledim.

Kurul -yine yönetmelik gereği- iki aday belirlemiş. Sayın Başkan da teveccüh gösterip, kuruluşu bana emanet etmeyi tercih etmiş. Burada eğri hiçbir şey yok. Unutmayalım ki o Kurul, yalnızca adaylık sürecini değerlendiren bir kurul değildir. 2019’dan bu yana çalışarak yönetmeliği hazırlamıştır, kuruluş çalışmalarını yürütmekle görevlidir. Dahası var, yine yönetmelik gereği ilk 3 yıllık yapılanma döneminde tiyatronun denetim ve gözetimi ile görevli ve yetkili bir kuruldur. Akşamdan sabaha kurulmuş bir dosya değerlendirme jürisi değildir. Kuruluş aşamasında tiyatronun bir organıdır.

Şimdi, bunları neden söyledim? Eleştiri diyorsunuz ya, doğrusu ben tutarlı bir eleştiri ile karşılaşmadım. Bilgi edinmeden kanaat belirten bazı sosyal medya paylaşımları gördüm. Oysa bilgi isteseler ben de Danışma Kurulu üyeleri de verirdi. Ama kimse kusura bakmasın, somut bilgiye yaslanmayan, bütünü görmeye gayret etmeyen bazı sosyal medya tepkilerini eleştiri sayıp cevap yetiştirmem. İşimiz çok.

Kaynak: https://www.evrensel.net/haber/426982/yucel-erten-izmir-sehir-tiyatrosu-hep-suruncemede-kalmisti

 

0

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku