Tiyatromuz Yaşasın İnisiyatifi’nin Kampanyası Kapsamında Sahne Kirasını Yarıya İndiren Mustafa Kalkan ile Söyleşi

Ayçe Özyiğit
14K Okunma

Pandemi ve ardından gelen Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizi toplumun tüm katmanları gibi sanatı, tiyatroyu ve tiyatrocuları da derinden etkiledi. Tiyatrolar, yüksek kira bedellerinden artan vergilere, seyirci sayısının azalmasından oyuncuların yevmiyelerinin ödenmesindeki sıkıntılara, bütün bu sorunlara derman olacak yasal düzenlemelerden kapsayıcı kültür politikalarının yokluğuna kadar pek çok sorunla boğuşuyor ve bu zorlu süreci atlatabilecek çözümler yaratmaya çalışıyor.

Geçtiğimiz günlerde Tiyatromuz Yaşasın İnisiyatifi, yüksek sahne kira bedellerinin özel tiyatrolar için bir “sahnelenebilirlik krizi” yarattığını belirterek, kamuya ait sahnelerde erişilebilir ve makul ücretlendirme politikaları talep eden bir imza kampanyası başlattı. Kampanyaya, bir özel sahneden, Şişli Tiyatrosu’nun müdürü Mustafa Kalkan’dan çarpıcı bir destek geldi. Kalkan, kampanya kapsamında 35.000 TL olan sahne kirasını 18.000 TL’ye düşüreceğini açıkladı. Mustafa Kalkan ile bu kararı üzerine konuştuk…

Mustafa Kalkan

Ayçe Özyiğit: Mustafa Bey, önce biraz sizi tanıyalım isteriz. Uzun yıllar tiyatro organizasyonlarında yer aldığınızı biliyoruz. Ne zamandan beri Şişli Tiyatrosu’nun müdürlüğünü yapıyorsunuz acaba?

Mustafa Kalkan: Yaklaşık 17 yıldır bu camianın içerisindeyim. Şişli Tiyatrosu’nu da 2020 yılında pandemi başladığı zaman açtık. Salonu açınca da burayı eski adıyla yaşatalım istedik ve Şişli Tiyatrosu ismini devam ettirdik. Bu sezon da 5. yılımız olacak.

Ayçe Özyiğit: Pandemi ve hemen ardından gelen Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizi toplumun tüm katmanları gibi sanatı, tiyatroyu ve tiyatrocuları da derinden etkiledi. Sahne olarak bu süreçte yaşadıklarınızı özetleyebilir misiniz?

Mustafa Kalkan: Biz bu sahneyi pandeminin en yoğun olduğu dönemde tuttuk. O dönem pandemi 3-5 ayda biter diye düşünmüştük ama pandeminin bitmesi yaklaşık 2 seneyi buldu. O süreç boyunca pek bir iş yapamadık açıkçası. Sadece sahnenin tadilatıyla uğraştık. Sonrasındaki 6 aylık süreçte de sahneyi haftasonu açık haftaiçi kapalı olacak şekilde yarı zamanlı açmak zorunda kaldık. Velhasıl o 5 yılın 2,5 yılı bizim açımızdan boşa geçmiş oldu. Tam pandemi bitti diye rahat nefes almıştık ki hemen ardından yaşadığımız deprem ve ekonomik kriz işimizi daha da zorlaştırdı. Tabii binanın eski olmasının da birtakım dezavantajları var. Onlar da bizi yoruyor. Örneğin geçtiğimiz sezon (2024-2025 sezonu) Kasım ayında yan binamızda meydana gelen su baskınından ötürü iki ay hiçbir iş yapamadık ve bütün işlerimizi iptal etmek zorunda kaldık. Bu tür zorlu süreçlerimiz de oldu. 19 Mart olayları ve belediyelere kayyum atanmasıyla başlayan süreçte de işlerimiz aksadı.

Ayçe Özyiğit: Peki o süreç boyunca kamu kurumlarından, devletten ya da belediyelerden herhangi bir destek alabiliyor musunuz sahne olarak? 

Mustafa Kalkan: Hayır, destek alamıyoruz. Açıkçası yaşanılan son olaylardan ötürü belediyeler de destek verecek durumda olamadı.  Zaten öncesinde de 2 ayda bir ve çok cüzi bir rakamla oyun alabiliyorlardı. Ödeme süreleri de uzun sürüyordu. Bu konuda onları da suçlayamıyorsunuz çünkü çok talep var. Böyle bir süreç yaşadık ve yaşıyoruz. Hiçbir kurumdan herhangi bir destek almadık. Kredi çekerek, borçlanarak, kendi cebimizden harcama yaparak geçiriyoruz süreci.

Ayçe Özyiğit: Özel tiyatroların oyun sahnelemesine engel olan “Sahnelerin Yüksek Kira Bedelleri” nedeniyle başlatılan imza kampanyası 1351 destekçiye ulaştı. Toplanan imzalar, resmi dilekçelerle birlikte T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, T.C. Millî Eğitim Bakanlığı’na, T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı’na ve Türkiye Belediyeler Birliği’ne teslim edildi. Bu kampanya kapsamında siz de sahnenizin 35.000 TL olan kirasını 18.000 TL’ye düşürdüğünüzü açıkladınız. Yaşanan bu zorlu süreçte bu oldukça önemli ve cesur bir karar. Bu kararı nasıl verdiniz?

Mustafa Kalkan: Sahne fiyatımı kendi adıma maliyet hesabı yaparak düşürdüm ve sadece inisiyatif aldım. Bu konuyu da Tiyatromuz Yaşasın İnisiyatifi’nin sahne kiralarını düşürmek için başlattığı imza kampanyası üzerinden düşündüm açıkçası. Yani herhangi bir tiyatro gelirse kira bedelim aynı -35 bin lira- olacak ama Tiyatromuz Yaşasın İnisiyatifi kampanyası üzerinden gelecek her tiyatro için sahne kiramı 18 bin lira+KDV olarak düşürdüm. Bunu da tiyatroların yaşamasını istediğim ve herhangi bir kâr amacı gütmediğim için yapıyorum. Açıkçası bu karar beni ucu ucuna dengeleyebilecek bir karar.

Ayçe Özyiğit: Sizce bu kararınız diğer sahneleri de etkileyecek mi? Sizin dışınızdaki sahnelerden de benzer destek açıklamaları geleceğini düşünüyor musunuz?

Mustafa Kalkan: Belki benim bu çıkışıma karşı olanlar olacak. İsim vermeden söyleyeyim, 80-100 bin lira kira isteyenler var. Bu kişiler nasıl yaparlar, nasıl karşılarlar bilmiyorum ama dediğim gibi ben sahne fiyatımı Tiyatromuz Yaşasın İnisiyatifi üzerinden gelecek tiyatrolar için bu rakama indirdim.

Ayçe Özyiğit: Sahne fiyatlarını indirmek, 1+1 bilet uygulaması, askıda bilet… Tiyatroyu yaşatmak için başvurulan bu yöntemler geçici çözüm değil mi?

Mustafa Kalkan: Tabii ki tüm bunlar günlük, hatta anlık çözümler. Mesela haftasonu oyun var, bakıyorlar 100 kişilik salonda 15 kişi var. Boş salona oynamaktansa hiç değilse dolu bir seyirci kitlesine oynayalım diye uğraşıyorlar. Bunlar kalıcı, uzun vadeli çözüm değil. Günü de kurtarmıyor aslında. O an için ya da belki oyuncular için bir moral oluyor dolu salona oynamak. Bilet firmalarının da komisyonlarla ilgili bir çalışma yapması gerekir.

Mustafa Kalkan

Ayçe Özyiğit: Bu bağlamda ülkenin kültür-sanat politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz peki?

Mustafa Kalkan: Öyle bir politikası mı varmış devletin!? (Gülüşmeler) Ondan şüpheliyim açıkçası. Öyle bir politikaları yok bence. Şu anki yönetimin zaten sanatla uzaktan yakından ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Mümkün olduğu kadar bizi yok sayan bir düşüncedeler. Elle tutulur bir sanat politikaları yok. Muhalefet de bu konuda çok doğru hamleler yapmıyor. Herkes bir sürü şey söylüyor ama şu aralar en büyük dert yaşanılan ekonomik kriz. Bu nedenle sanatı kimsenin düşündüğü yok.

Ayçe Özyiğit: Hatırlıyorum, 2014 belediye seçimlerinde İstanbul’da belediye değişikliği olduğu dönem sizinle karşılaşmıştık. O gün heyecanınıza ve mutluluğunuza yakından şahit olmuştum. Tiyatroların geleceği konusunda da çok umutlu konuşmuştunuz. Hala aynı düşüncede misiniz?

Mustafa Kalkan: Bir değişim olduğu zaman siz de haliyle umutlanıyorsunuz, “bu sefer bir şeyler değişecek” diye düşünüyorsunuz ama evdeki hesap çarşıya uymuyor maalesef. Umduğunuzu göremiyorsunuz, bulamıyorsunuz. Haksızlık etmiş olmak istemem, en azından Şişli bölgesi için Şişli Belediyesi’nin son başkanı elinden geleni yapıyordu ya da yapmaya çalışıyordu. Kapısını çaldığımız zaman bizi dinliyordu ama onun da ömrü yetmedi maalesef. Şimdi kayyum var; o da kapının önünden geçerken kafasını bile kaldırmıyor açıkçası.

Ayçe Özyiğit: Pandemi ve ekonomik kriz süreçlerinde tiyatroların güçlü örgütlü yapılara duyduğu ihtiyaç çok daha somut ve yakıcı bir gerçeklik olarak karşımıza çıktı. Toplumun pek çok kesimi gibi, 1980 darbesini izleyen süreçte örgütsüzleştirilen tiyatro camiası, hala haklarını ve taleplerini savunmakta güçlük çekiyor. Örgütsel zayıflık ve dağınıklık aşılabilecek mi sizce?

Mustafa Kalkan: Ben tiyatrocuların hiçbir zaman bir örgütlenme adı altında bir araya gelebildiğini görmedim. Görebileceğimi de pek sanmıyorum. Birbirinin kuyusunu en çok kazan camia bizim camia galiba. Ben oyuncu ya da yönetmen değilim, camianın dışından biriyim. Yıllarca özel sektörde çalıştım ve bu camiaya sonradan katıldım. Bu yüzden farklı bir gözle bakıyorum. Gözlemlediğim kadarıyla da farklı bir sürü oluşum söz konusu.

Ayçe Özyiğit: En azından ortak sorunlar konusunda tiyatrocular cephesinde bir birlik var mı sizce? Nihayetinde herkesin şikayeti yalnız bırakılmak.

Mustafa Kalkan: “Böyle bir dönemde birbirimize destek olmalıyız” gibi serzenişleri çok duydum. Fakat devlet desteği çıktıktan sonra kimse bir daha birbirinin yüzüne bakmıyor.  Benim bugüne kadar bu camiada kimseden bir talebim olmadı. Burası özel bir tiyatro ve bir aylık kirası 150 bin lira. Diğer giderlerle beraber benim aylık giderim 200 bin lirayı buluyor. Ben bu kiralamayı nasıl yapacağım?  Sahnem yokken biraz daha kafam rahattı ama sahnem olunca ekstra bir külfet bindi üzerime. Ben zaten ticari -kâr amaçlı- bir iş yapmıyorum. Buradan para kazanayım da ev ya da araba alayım gibi bir derdim yok. Benim tek amacım sadece burayı döndürebilmek. Yani 55 yıllık bir salonun kapanmaması için uğraşıyorum. Tüm çabam bunun adına. Diğer tiyatro grupları destek verirler, vermezler. Gelir oynarlar ya da oynamazlar. Onların bileceği iş, ama ben dayanabildiğim kadar dayanacağım. Evet ekonomik krizim var, mal sahibiyle de kira ödeme konusunda sıkıntılar yaşıyoruz ama bir şekilde aşacağız onları.

Ayçe Özyiğit: Bu sorunlar kalıcı bir çözüme ulaşır mı sizce? Bunun için ne gerekiyor?

Mustafa Kalkan: Kalıcı bir çözüm için öncelikle birlik olmak gerekiyor ama ben bu zamana kadar o birliğin sağlanabildiğini bir türlü göremedim. Bugün birbirinin yüzüne bakan kişiler 10 dakika sonra birbirinin arkasından konuşuyor. Böyle değişik bir camia bizimkisi. Sosyal medyalarda birbirlerine bin tane laf söylüyorlar. Gerçek bir çözüm için tek bir çatı altında toplanmak lazım. Çok farklı gruplar olunca herkes kendine göre bir planlama yapıyor. Tiyatronun tek bir yasası olmalı. Böyle olursa belki kalıcı çözümler için kapı aralanmış olur. Çünkü çok fazla oyuncu var. Konservatuvar adı altında açılmış okullar var. Çocuklara tiyatro öğreteceğiz diye açılmış ticari amaçla para toplayıp karşılığında hiçbir şey öğretmeyen merdiven altı kurslar var. Bunların da engellenmesi lazım ama bu nasıl olur, bunu kim yapar bilmiyorum. Çünkü o duayen hocalarımız da kalmadı artık. Yavaş yavaş hepsini kaybediyoruz. Arkadan onların yerini doldurabilecek kapasitede oyuncu yetişiyor mu o konuda da biraz şüpheliyim.

Ayçe Özyiğit: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? 

Mustafa Kalkan: Söyleyecek çok şey var tabii ama biz yine de günümüzün konusuna bakalım. Ben elimden gelen desteği vereceğim. Diğer sahneler bunu yapar mı yapmaz mı bilemiyorum. Umarım yaparlar ama AVM içindeki bir salonun bunu ne kadar yapabileceğini bilemiyorum. Onun da kirası çok daha yüksek. Tüm bu sorunlarla ilgili bir devlet politikası olması lazım. Bunu da hangi devletle, hangi hükumetle yapacağız o da şüpheli.

AYÇE ÖZYİĞİT

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku