Tiyatro nasıl seyredilir?” Asıl soru bu. “Neden seyredilir?” Bu sorunun cevabı üzerinde durmayacağım. Çünkü nedenini bilmeyen ve bilmek istemeyenler için yazılacak ve çizilecek hiç bir şey yok. Kültür alt yapısında bulunmayan bir şeyi kazandırmak çok zordur. Zorlukları aşmak da görevimizdir. Yöntemleri tartışılır. Ben de yeni bir yöntem geliştirdim. “Yok sayanı yok saymak” gibi… Daha ilkokulda öğretilip de bilinç ve kültürü aşılanması gereken tiyatro için, otuz yaşına gelmiş, tiyatro sanatının isminden başka hiçbir bilgiye sahip olmayan kişilere değer katmak adına sadece tiyatro sanatçılarının çabalaması yetmez. Yetseydi derdi günü gişe olan bazı büyük tiyatro sanatçılarının haricinde, tiyatro sanatçılarının büyük çabaları sonuç verirdi. Sanat alt yapısı ve kültürü olmayan ve tam oluşamayan toplumlarda sanatçılarla birlikte politikacılar, eğitmenler, medya, bilim adamları el ele verip bilinç oluşturmak için çalışırlar. O gün yaratılan, üretilen ve tüketilen sanat haricinde, yarınlar için de kafa patlatıp, çaba harcar ve hep beraber sanatçıların önderliğinde stratejiler planlayıp, uygularlar. Bizde bunu yapan büyüklerimiz çok az ve onlar da belli isimlerdir. Kısacası tarihimize bakın, göreceksiniz. O yüzden bilinç yaratma taktiklerimi değiştirdim. Her kurum kendi savaşını vermeli. Bizim stratejimiz az da olsa meyvelerini verdi diyebilirim. Fakat münferit bir başarıdan söz ediyoruz ki, cürümü kadar yeri sadece ısıtıyor. Zıtlık psikolojisinden faydalandığımı itiraf ediyorum. Tüm sanatçı arkadaşlarla bu yöntemi uyguladık. Çevremizde tiyatroyla ilgisi olmayan, ben tiyatro bilmem, sevmem, tiyatroya para vermek çok gereksiz, bu devirde tiyatro mu yapılır, kim gider tiyatroya, ne gerek var tiyatroya diyen ve diyecek potansiyelde ne kadar kişi varsa, daha onlar bunları telaffuz etmeden hamlemizi yapıyoruz. Daha başından “siz tiyatroya gelmeyin, tiyatro sizin neyinize” tavrında yaklaşınca; “ne demek yahu, ben tiyatroya giderim, aha da aldım işte bileti, gidiyorum, hadi bakalım…” karşılığını alabiliyorsunuz. Yoksa eskisi gibi: “Ne olur tiyatroya gidin, çok önemli, faydalarını say say bitmez…” şeklinde yaklaşınca alacağınız cevaplar aşağı yukarı, yukarıdaki satırlarda belirtildi.

Şaka bir yana: Tiyatroyu seyircisi genel itibariyle iki şekilde değerlendiriyor. Dram ya da Komedi… Bu durumu burjuvanın dünya tiyatrosuna bıraktığı kötü bir miras olarak algılamak pek de yanlış olmaz. Bizde ise sınıfsal olarak yerine oturup da tam oluşamamış bir burjuva söz konusudur. Fakat bu oluşmamışlık içinde en oluşturduğumuz, nedense örnek aldığımız şey: Bu kötü miras ve ondan beslenmek desek de pek yanlış olmayacaktır. Buna karşı dünyada tiyatro tarz, tür, yöntem ve yapı olarak farklılıklar gösterir. Yani tiyatro sanıldığı gibi sadece Dram ve Komedya türlerinden oluşmamaktadır. Tragedya, Komedya, Melodram, Fars temel türler olmakla birlikte, günümüzde bunlara: Duygusal, üzücü, acıklı olanın yanında hayatın komik ve güldürücü yanlarını da katarak güncel, dönemsel konuların işlenebildiği Dram türü eklenmiştir. (Rönesans’ın da etkisiyle, Klasik Dönem’den sonra Romantizm’le birlikte üç birlik kuralı kalktı ve bu kural Tragedyaların özelliği olarak kaldı.) Ayrıca zamanla ana türlerden sentezlenen alt türler gelişti. Tragikomedya, Tragifars gibi. Mesela bizim Ortaoyunu’muz da Melodram özellikleri taşıyan Fars türüne girmektedir. Opera ve Operet tiyatronun alt türlerindendir. Birinci Dünya Savaşı ile İkinci Dünya Savaşı dönemleri de dâhil olmak üzere on dokuzuncu yüzyıl ve yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde çok etkin olan Kabare gene bir alt türdür. Ha keza Vodvil de öyle. Komedya’nın bile kendi içinde çeşitleri var. Fakat bizde daha çok durum ya da oda komedisi, bir diğer adı da Vodvil komedisi olan oyunlar sergilenmektedir. Seyirci de klasikçi birkaç yazarın oyunları haricinde Komedya diye bunları bilmekte ve tüketmektedir. Tarz ve yöntem olarak bakarsak da Dramatik (Benzetmeci) ve Epik (Göstermeci) tiyatro yöntem ve yaklaşımları da mevcuttur. Konstrüktivist yaklaşım, Yoksul tiyatro anlayışı, Tiyatral Gerçeklik, Fantastik Gerçeklik…

Bunlar sadece belli başlı birkaç örnek. Gene bizim Ortaoyunu’muz açık biçim ve epik tarzda bir tiyatrodur. Bir de tiyatro eserlerinin sanatsal olarak içine girdiği akımları vardır. Klasizm, Romantizm, Ekspresyonizm, Natüralizm, Sembolizm, Realizm vb… Oyunların içinde bulundukları sanat akımlarına göre, nasıl bir yaklaşımla, buna bağlı olarak hangi tarz, tür, yöntem ve yapıyla sahnelendikleri de önemlidir. Bu konuda yazılacak daha o kadar çok şey var ki. Daha bir sürü tarz, tür, yöntem, ekol ve uygulamalar olduğu gibi bunların sanat tarihinde de yerleri vardır. O yüzden: “Nasıl seyredilir?” sorusuna; tiyatro seyretmeye gidecekler açısından cevap vermek yerine, öneri sunulması gerektiği kanısındayım. Unutmayın tiyatro sadece Dram ya da Komedya’dan ibaret değildir. Sizin bildiğinizin ve size sunulup da izlemek zorunda bırakıldıklarınızın haricinde de tiyatro ve tiyatro oyunları vardır. Günümüz teknolojisinde çok kolay bir şekilde arayıp bulmak ve gitmek sanatseverlere kalmıştır.
