Sürdürülebilir, Multidisipliner ve Fırsat Eşitliğine İnanan Bir Deney Alanı: Fil Performans – Açık Çağrı

editor
1,7K Okunma

Fil’de yapmayı hedeflediklerimi, anlaşılır ve detaylı bir şekilde açıklayarak herkesi davet etmek istediğimden bu makaleyi yazmaya karar verdim.

Oyunculuk ve yazarlık öğrencisi veya mezunu gençlerin mesleki anlamda en büyük ve en önemli ihtiyacı denemek ve üretmek. Bu anlamda alanların sınırlı olmasına karşın bir alternatif geliştirmek amaçlı deney alanı olan Fil’i kurdum. Ben de Oyunculuk Ana Sanat Dalı 4. Sınıf öğrencisiyim. İçeriden gördüğüm bir soruna kendi imkanlarım dahilinde, kendi bilgi birikimimle, becerilerimle bir alan geliştirdim. Bu yazıyı okuyan birçok öğrenci arkadaşımın umudunu tazelemeye çalışarak uyandığı günleri, hakkının yendiği zamanlarda hissettiği çaresizliği, üretme süreci yaşamak yerine üretim için gereklilikleri karşılamak için harcadığı günlerini düşündüğünde yaşadığı sıkışmışlığı tecrübe etmiş biriyim. Bu noktada Fil’in ortaya çıkışında; hepimizin bir arada ve birbirimizi destekleyeceğimiz bir ortamda üretim yapmaya odaklanması düşüncesi yatıyor. Bu, biz öğrenciler için neden zorlayıcı, kaba tabirle yönetmen tiyatrosu anlayışının hala devam etmesi yaratım süreçlerimizi birilerine aşırı bağlı kıldığı için zorlayıcı. Tiyatro alanındaki maddi kaynaklar, gençlerin yapmak istediklerine daha da sınırlı hale geldiği için zorlayıcı. Yapılan projelerde ülke genelinde fırsat eşitliği (son zamanlarda bu anlamdaki işlerin sayısında artış bulunmakta Performans Ekolojileri veya Nilüfer Kent Tiyatrosu “Yüz Yıllık Söz”) göz önünde bulundurulmadığı için zorlayıcı. Üretim yapmak için, o süreçte bulunacak her kişinin İstanbul’da yaşaması gerekmemeli. Mesleğimizi yapabilmemiz adına “şu şehirde” olman gerekir düşüncesini yıkmalıyız. Bir tiyatro veya yazarlık öğrencisi için İstanbul’da yaşamanın fiziksel zorluğunun yanı sıra mesleğini yapabilme çabası içerisinde kötü zamanlar geçiren yeni mezunlarımızı da unutmamak gerekiyor. Bu gerçekleri hepimiz gördüğümüz için mi bu kadar yadsıyor hale gelmişiz, normalleştirmişiz, bilmiyorum. Ama bu düşünceler, benim Fil’i kurmamda en temel sorunlar olduğu için ve normalleştirmeyi kabul etmediğim için söylemekten çekinmiyorum. 

Son bir yıl içerisinde öğrenci ve yeni mezun birçok arkadaşımda “ne yapacağız?” sorusunu duymaya başladım, bazılarının depresyona girdiğini, kaygı bozukluğu, anksiyete gibi sorunlar yaşadığını gördüm. Ki bunlar çok doğal. Günümüz Türkiye’sinde tiyatro için çabalayan ve mesleğini yaparak hayatını idame ettirmek isteyen gençleriz. Ne yapabilirim diye düşündüm? Çünkü hepimiz aynı toprağın ağacıyız, yeri gelecek birbirimizin rüzgarından çiçek açacağız. Herkesin bireysel üretim süreci yaşadığı, yani herkesin kendi dramaturgu, yönetmeni olduğu, hepimize sınavlarda yaşadığımız heyecan ve isteği hatırlatacak, sonucunda bir ürün ortaya koyabileceğimiz ve bu ürünün mesleki motivasyona olumlu etkisi olabilecek bir proje yapmak istedim. Ama bunu ülkedeki hatta belki dünyadaki her öğrenci ve yeni mezunun dahil olabileceği bir hale getirmek istedim. En nihayetinde ben de bir öğrenciyim ve bu kadar insanı bir araya getirebilecek maddi bir kaynağım yok. Süreci herkesin uzaktan dahil olabileceği bir hale getirdim. Bu sayede sürdürülebilir bir proje halini aldı. Bir oyun çıkarma veya bir projeyi gerçekleştirme sürecinde insanlar bir arada olması için gereken koşullar, dünyamızdaki çoğu kaynağı kullanmamıza neden oluyor, bunlara gerek duymadan üretim süreçleri yaşadığımız için hem ekonomik hem sürdürülebilir. 

Projenin başka bir boyutu ise, bireyselden yola çıkarak kollektif bir bütün oluşturma çabası. Aslında hepimizin bireysel yaşadığı üretim süreçleri, bütünü inşa eden, birbirini tamamlayan parçalar. Bu açıdan “özel bir bağ kurduğun, senin için anısı olan bir tirat” seçmelerini istiyorum katılan arkadaşlardan, istiyorum ki her birimiz için özel cümleler, bireysel yaratım süreçlerimizden çıktıktan sonra Fil’de bir anı olarak kalsın. Hepimizin arasında Fil’de bıraktığımız anılarla bir bağ oluşsun. 

Sürecin işleyişinde iki aşama bulunmakta, birincisi bireysel performans süreci. Oyuncu bir tirat seçer, bireysel bir sürece girer, yönetmen, dramaturg ve performansı sergileyecek kişi odur. Bu anlamda oyuncunun hazırlık ve yaratım süreci kendisine özgüdür. Bunun amacı ise, bazen kendimizi hatırlamamızı, ne kadar üretken olduğumuzu görmemizi sağlamak. Bu mesleği/yaşam biçimini seçerken ilk başta duyduğumuz o heyecanı, dış dünyadaki olumsuz etkilere karşı koruyabilmemiz için bir kat daha güçlendirmek. Hepimiz biricik ve çok değerliyiz, bunu hatırlatacak bir araç sunmaktan memnunum. Bu sürecin sonunda oyuncu tiradı sahnelediği sürecin ses kaydını gönderir. Bu arada ikinci aşama başlar.

Ben ses kaydını dinlemeye başlarım. 24 saatlik süreç başlamış olur. Bu 24 saat boyunca, ses kaydını defalarca dinlerim, oyunu tekrar okurum, karakter analizi yaparım, “Bu cümleler günümüzde nerede yaşıyor olabilir?” sorusuna cevap ararım. Sonra o 24 saatin içerisindeyken çekim yapar kurgular ve ortaya bir ürün çıkarırım. Bu süreç yapı-yıkım-yeniden inşa temellidir. Cümlelerin, başka birinin yorumundan yola çıkarak günümüzde nerede hayat bulduğuna dair bir araştırma ve üretim süreci yaşıyoruz. Bu birbirimizden etkilenmenin, eserin insanları araç olarak kullanıp kendisini var etme sürecinin bir yansıması adeta. Bu sebeple biraz karmaşık gelebilir dışardan bakıldığında, fakat ilk beş video instagram hesabımızda bulunmakta. İnstagram üzerinden yayınlama kararını alırken şunlara dikkat ettim; daha fazla seyirciye ulaşma fırsatı, kolay ulaşılabilirlik, iletişimin ve geri bildirim gücünün hızlı olduğu bir platform. Daha görünür bir alan içerisinde olursa daha fazla insanın tiyatroya olan ilgisini arttırabilir düşüncesiyle bu platformu seçtim. 

Açık çağrı yayınlamamın sebebi daha çok öğrenci ve yeni mezun arkadaşa ulaşmak istememdi, makale yayımlamamın sebebi ise ayrıyeten çağdaş yazarlar tarafından bu projenin görünmesi, çünkü çağdaş oyun metinlerinin de yer almasını istiyoruz fakat izin almak için bazı yazarlarımıza ulaşmakta doğal olarak zorluk çekiyorum. İzin verdikleri takdirde, Fil’in, çağdaş oyunların daha görünür kılınmasına katkı sağlayan bir yapı olduğunu düşünüyorum.

Tahmin ediyorum ki, bir taraftan hepimiz kabullenmek istemediğimiz için bazen açık açık söyleyemiyoruz aslında öğrenciler için ne kadar sınırlı alanlar olduğunu. Ne haddine ya da sen kimsin diyenler bile olacaktır, ben elimden geldiğince gördüğüm bir soruna alternatif çözüm üretmeye çalıştım ve bunu da sevdiğim multidisipliner bir biçimde yaptım. Biz gençlerin heyecanının alevlenmesi için daha çok denememiz, daha çok üretmemiz gerektiğini biliyorum. Eğer dahil olmak isterseniz, birlikte bir üretim süreci yaşamak iyi gelebilir. Hepimizin olumlu bağlarla kurulu bir meslek hayatı yaşaması için nice güzel projelere ilham olması dileğiyle.

@filperformans

Elmas Eliçe Çetinöz

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku