Serhat Mustafa Kılıç’ın Ardından: “Kendimizle Barışacağımız Tek Yol Sanattır”

Aycan Gürlüyer
13,6K Okunma
Dün aramızdan ayrılan Serhat Mustafa Kılıç’ı, dergimiz yazarı Aycan Gürlüyer’in kendisiyle 2015 yılında yaptığı söyleşiyi yayımlayarak sonsuzluğa uğurluyoruz. Anısına saygıyla…

****

Serhat Mustafa Kılıç’la Ankara’da Kurduğu Sanat Okulu Üzerine Bir Söyleşi

Tiyatro sanatçısı Serhat Mustafa Kılıç, oyunculuk, yazarlık ve dans eğitimi veren sanat merkezi “Okul Serhat Kılıç”ı 2014’te Ankara’da açtı. “Bozkırda açılmış bir köy enstitüsü” olarak gördüğü Okul’u “paylaşmak” üzerine kurmuş. Her yaştan insanı “Hayallerini, yaratıcılığını, özlemlerini, ihtiyaçlarını, ilhamını, merakını, köklerini, serüvenini paylaş!” ifadesiyle bu sanat merkezine çağırıyor. Tiyatro sahnesi, televizyon ekranı ve beyaz perdenin yoğunluğunda 20 yıllık hayalini gerçekleştiren oyuncuyla Küba dönüşü sohbet ettik.

????

Kendimizle Barışacağımız Tek Yol Sanattır

Aycan Gürlüyer: “Hepimiz sanatçı doğduk. Sonra ne oldu?” Picasso’nun bu sözü mü size ilham verdi? Sanat Merkezi’nden oluşan “Okul Serhat Kılıç”ı kurma fikri ilk nasıl ortaya çıktı?

Serhat Mustafa Kılıç: Bu sözü ilk üniversite yıllarımda duymuştum. Ancak sonra zaman içinde unuttum tabii ki. Bir gün çocuklar ve okul ile ilgili internette bir takım şeyler araştırırken, yeniden karşıma çıktı. Yeniden hatırladım ve fark ettim ki aslında yıllar önce üniversitede karşıma çıkan o sorunun cevabını artık bulmuştum, kırk yaşımda.

Bu fikir ilk defa üniversitedeyken ortaya çıktı. Bilkent Üniversitesi’nde burslu okumama rağmen, Cüneyt Gökçer, Çetin Tekindor, Gia Antadze, Neslihan Ekmekçioğlu, Lemi Bilgin gibi Türkiye’den ve dünyadan birçok hocayla çalışmama rağmen yine de Türkiye’deki sanat eğitiminin eksik ve yetersiz olduğunu düşünüyordum, her aykırı ve sanata meraklı öğrenci gibi. O zaman bile yurt arkadaşım Emre Karayel’e ya da sınıf arkadaşım Erdem Akakçe’ye “Bir gün bir akademi açmalıyız, biz daha iyisini yapmalıyız. Daha iyi koşullarda daha güzel duyan düşünen, ifade eden nesiller için biz de bir kilometre taşı olmalıyız” diyordum, şimdi bunu gerçekleştiriyorum.

Aycan Gürlüyer: Bu sanat merkezi bir varoluş kaygısı mı yoksa bir varoluş kavgası mı? İnsanlara sanat adına verimli şeyler bırakmak isterken aynı zamanda kendi içinizdeki varoluş sebeplerine kök mü salmak istiyorsunuz?

Serhat Mustafa Kılıç: İkisi de! Varoluş kaygısı çünkü amaç sadece insanların sanat adına verimli şeyler bırakmak istemesi değil. Hiçbirimiz Dali,  Da Vinci, Büchner ya da Gorki değiliz. Aslında burada amaç, bütün bu medyanın, bizi yalnızca tüketime yönelten, bize dayattıklarıyla bizi yalnızlığa iten, kendimizin ve içinde yaşadığımız toplumun farkındalıklarını ortadan kaldıran bu kurmacalara, sisteme karşı çıkmak. Çünkü birinci ve ikinci dünya savaşlarından sonra kurulan ve oturan bu sistem  artık dünyada yaşayan insanların ihtiyaçlarını karşılamıyor. Sadece çark için, çarkın dönmesi durmasın diye yeni dişliler yetiştiriyor. Halbuki, sanat ve sanatçı çarkın dişlisi olmayalım diye var; biz olalım diye var. Kendimizi keşfedebileceğimiz, kendimizi tanıyacağımız ve kendimizle barışacağımız tek yol sanattır. Sanat zaten bu yüzden vardır. Hem de bir var oluş kavgası çünkü yeni oyunculara, yeni yönetmenlere,  yeni yazarlara ve dramaturglara ihtiyacımız var. Yeni toplumu ve Z neslini anlayan, onların sorunlarına çözümler bulan işler üretmek zorundayız. Bunun için de yeni bir eğitim sistemine geçmek zorundayız. Evet, içimdeki varoluş sebebine kök salmak istiyorum tabi ki. Ben aslında o ilk zamanlardaki köy enstitülerine dönüş olsun istiyorum. Ve açtığım okulu da aslında bozkırda açılmış bir köy enstitüsü olarak görüyorum. Bu yüzden Ankara.

????

“Okul” Yakında Berlin’de

Aycan Gürlüyer: Oyunculuk, Yazarlık ve Dans üzerine kurulu okulu kurarken ilk tercihiniz bu yüzden Ankara oldu. Sırada başka şehirler ya da ülkeler var mı?

Serhat Mustafa Kılıç: Evet, sırada Almanya Berlin var. İstanbul’da belki bir sahnemiz olabilir. Yaptığımız işleri sergilediğimiz bir yer, atölyelerimizin bir kısmı İstanbul’da ya da İzmir’de olabilir. Türkiye’nin her yerine gidebiliriz Okul olarak ama merkezimiz Ankara. Şubemiz de Almanya Berlin’de olacak, Avrupa’nın göbeğinde. Hem dünyada neler olduğunu takip etmek hem de bizdeki gelişmeleri onlarla nasıl birleştirebileceğimizi araştırmak adına, hem de dünyanın her yerinde olmak istediğimiz için bu seçimi yaptık. Amacımız Okul zinciri kurmak olmadığından, iki şube bizim için yeterli.

Aycan Gürlüyer:Başkalarının “Yapamazsın!” dediğini yapabilmek hayatta en büyük gururdur. Okul yaptırırken bu tarz söylemlerle karşılaştınız mı?

Serhat Mustafa Kılıç: Evet, karşılaştım halen karşılaşıyorum. Hatta bazı arkadaşlarım direkt yüzüme “Sen  evini  arsanı aldın mı ki okul açtın?  Bu okul batarsa sen ne yapacaksın?” diyorlar. Bu da her şeyi çok daha heyecanlı ve keyifli yapıyor.

Aycan Gürlüyer: Serhat Kılıç Okul’da eğitim vermek üzere alanında uzman bir ekibi bir araya getirebilmek zor oldu mu?

Serhat Mustafa Kılıç: Hem zor oldu hem de kolay! İnsanları haftada bir ya da iki haftada bir İstanbul’dan Ankara’ya ders vermeye ikna etmek zor. Hem de çok kolay oldu çünkü okuldaki hemen hemen bütün hocalar, kariyerim sırasında iletişimde olduğum, çok beğendiğim ve alanında en iyi olduğunu düşündüğüm insanlar. Birbirimize inanıyoruz.

Aycan Gürlüyer: Türkiye’deki eğitim sisteminde sanata gün geçtikçe daha az yer verildiğini görüyoruz. “Okul Serhat Kılıç” dans, şiir, tiyatro, müzik gibi temel sanatların eğlence olarak görüldüğü ülkemizde sağlam bir yer edinmeye çalışıyor. Böyle bir ortamda yılmadan çalışmak için sizi harekete geçiren nedir? Nereden besleniyorsunuz?

Serhat Mustafa Kılıç: İçinde yaşadığımız toplumdan besleniyorum. Ötekileştirmenin ayyuka çıkmasından besleniyorum. Birbirimizi hiç duymamamızdan besleniyorum. Aykırı olanı reddetmemizden besleniyorum ve çok merak ediyorum acaba çok daha net olan sorunlardan beslenen Aziz Nesinler, Haldun Tanerler şimdi genç olsalardı acaba neler yazacaklardı. Onlara şimdi daha çok ihtiyacımız var.

????

1. Kural: İnsan Olmak

Aycan Gürlüyer: Öğrencilerinize 1. Kural dediğiniz en temel dersiniz nedir?

Serhat Mustafa Kılıç: İnsan olmak.

Aycan Gürlüyer: Bir yıl süren “Sahne Tozu” programı için verilen yaş aralığı 7 ile 60. Bu öğrenciler okulda sahnelenecek bir oyunda üstlenecekleri rol ile bir kere sahne tozu yutacaklar. Sınıfta nasıl bir birliktelik doğuyor bu kadar çok yaş farkı olmasına rağmen?

Serhat Mustafa Kılıç: Sahne tozu bir kereliğine oyun oynamak üzerine, bu yüzden yaş sınırı yok.  Bu oyununa göre değişiyor tabi ki ama buraya gelen öğrenciler burada aile oluyorlar, tıpkı oyunlarda olduğu gibi. Sadece aile büyükleriyle ya da okul hocaları ile iletişim kurmuş olan çocuğunuz bir anda 45-60 yaşında bir arkadaş edinebiliyor.  Ve onunla aynı şartlarda aynı sahnede bir hayatı tartışıyor, paylaşıyor, birlikte performans gösteriyor. Aslında bu, aynı zamanda hem yaşı ilerlemiş olan birini gençlerle hem de gençleri ileri yaştaki biriyle aile dışında da yakınlaştırıyor. Kuşakları bir araya getiriyor bu çalışma, kuşakların birbirini tanımasını birbirlerine yaklaşmasını sağlıyor.

Aycan Gürlüyer: Okul’dan mezun olanları hangi imkânlar bekliyor?

Serhat Mustafa Kılıç: Dünya çapında her türlü imkân bekliyor. Okul Serhat Kılıç’tan mezun olan ve diplomalı her öğrenci Avrupa ve Amerika’da istediği yere verebilir bu diplomayı çünkü dünya çapında 500 kuruluşla anlaşmalı olan bir kuruluşun diplomasını veriyoruz ve onların müfredatını öğretiyoruz. Yani bizde iki yıl eğitim alan bir yazarlık öğrencisi gidip Londra’da herhangi bir üniversitenin aldığı eğitim üzerine olan bölümünde 3. sınıfından başlayabilir çünkü 1. ve 2. sınıf eğitimini bizde almış oluyor.

Aycan Gürlüyer: Okulun akreditasyonu neler sağlayacak? Ayrıca 3 yıllık diploma programları olan Oyunculuk, Yazarlık, Şan – Opera eğitimi konservatuarlarla paralel mi? Öğrencilerine katacağı ayrıcalıklar olacak mı?

Serhat Mustafa Kılıç: Ben Bilkent’te burslu okudum, memur çocuğuyum. Bilkent’i bitirdikten sonra babama ben şimdi de Londra’ya gidiyorum, beni burada okut diyecek ne cesaretim ne de yüzüm kalmıştı. Hâlbuki İngilizcem çok iyiydi, Türkçeyi konuştuğum kadar konuşuyordum. Kulağı iyi bir aktör her dili her şartta ve koşulda konuşabilir ve oynayabilir. Tiyatro zaten evrenseldir. Benim gibi imkanı olmayanlara İngiltere’deki eğitimi getirmek istedik. Ve başardık, verdiğimiz diploma dünyada çapında geçerli. Bunun için de Pearson BTEC ile anlaştık.

Aycan Gürlüyer: Oyunculuk ve tiyatro sürekli gelişen bir alan. Bu alandaki gelişmeleri nasıl takip ediyorsunuz?

Serhat Mustafa Kılıç: Bu alandaki gelişmeleri daha da iyi takip edebilmek için yurtdışında şube açacağız, hem kendimi hem dimağımı hem içinde yaşadığım toplumu gençler üzerinden takip etmek adına. Okulun amaçlarında biri de bu aslında.

????

Yağmurlar Olmadan Olmaz

Aycan Gürlüyer: Yaşamınızda hayal gücünüz ve yeteneğinizle beraber karakter ve şöhret yolunda nerede olduğunuzu düşünüyorsunuz?

Serhat Mustafa Kılıç: Karakterime uygun olmayan ya da içime sindiremediğim hiç bir şeyi şöhret olmak için yapmıyorum. Bu yüzden hayal gücüm karakterim ve şöhretim paralel ilerliyorlar. Herkes gibi ben de bilmediğim bir yerdeyim.

Aycan Gürlüyer: Hayatınızda en güzel şekillendirebildiğiniz kareniz hangisi?

Serhat Mustafa Kılıç: Okul Serhat Kılıç hayatımdaki en güzel en dolu ve en keyifli kare. Bu yolda birlikte yürüdüğüm başta kardeşim Sinem ve okul hocalarımız ve içindeki öğrencilerin fotoğrafı.

Aycan Gürlüyer: Sizin hayatınızı araştırdığımızda çok başarılı bir profil görüyoruz. Gökkuşağına ulaşmak istiyorsan yağmura katlanmak zorundasınız derler. Bu gökkuşağına ulaşabildiğinizi düşünüyor musunuz?   Ya da nice yağmurlar sizi bekliyor mu?

Serhat Mustafa Kılıç: Yağmurlar olmadan olmaz. Gökkuşağına ulaştığında olduğunu düşünürsün ve her şey biter. O gökkuşağına asla ulaşamazsın. Güzelliği de burada zaten, o gökkuşağına hep ulaşacağını zannediyorsun ama asla ulaşamıyorsun bu yüzden oyunculuk da öğrencilik gibi hiç bitmiyor. Öğreniyorum işte…

Aycan Gürlüyer: Öğrencilere ve tüm sanatseverlere son olarak ne söylemek istersiniz?

Serhat Mustafa Kılıç: Kendileri olmaya çalışsınlar. Tek yol sanattır. Bir bölüm okuyarak yahut bir eğitim alarak kendilerini keşfedemezler. Başka bir alanı keşfedebilirler. Ama kendilerini o alanda keşfetmek için kendilerini tanımak zorundalar.

AYCAN GÜRLÜYER

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku