Devlet Tiyatroları’nda yıllardır görev yapan yaklaşık 300-350 sanatçı, günlük ücret ve kısa süreli sözleşmelerle çalışmanın yarattığı belirsizlikle mücadele ediyor. Sanatçılar için perdeler kapandığında geçim mücadelesi başlarken bir sanat emekçisi içinde bulunduğu belirsizliği, “Acaba gelecek ay çalışabilecek miyim?” sorusuyla anlatıyor.
Nilay Abdal’ın Nefes gazetesinde yayımlanan haberini aktarıyoruz:
Devlet Tiyatroları’nda perdeler açıldığında seyirciler; oyunu, oyuncuları ve sahnedeki emeği görüyor. Ancak perdenin arkasında, yıllardır kurumun farklı prodüksiyonlarında çalışan yüzlerce sanatçı belirsiz iş süreleri ve düzensiz gelirler nedeniyle yaşam savaşı veriyor. Perdeler kapandığında, sanatçılara sadece geçim savaşı kalıyor.
Devlet Tiyatroları’nda yıllardır görev yapan yaklaşık 300-350 sanatçı, mezuniyetleri aynı olmasına rağmen, kendilerinden önce kadroya geçen sanatçılarla aynı statüde bulunup aynı haklara sahip olamıyor. Belirli bir tarih içinde sahnelenen oyunlarda geçici olarak çalışan sanatçılar, düzenli 4B statüsü talep ediyor.

SAHNENİN ARKASINDA GEÇİM SAVAŞI VAR!
Sanatçıların gündeme getirdiği düzensiz iş ve gelir sorunları, sanat alanında güvenceli istihdam hakkı tartışmasını yeniden gündeme taşıyor. Sanatçılar sadece kadrolu istihdam değil; yılın 12 ayında düzenli gelir sağlayabilecek, mesleki deneyimi ve kurum içindeki yıllara yayılan emeği dikkate alacak sürdürülebilir bir çalışma modeli talep ediyor.

“MESELE YARINI DÜŞÜNEBİLME HAKKIDIR”
Yaşadıkları zorlukları paylaşan bir sanat emekçisi, yıllardır Devlet Tiyatroları’nda aynı sahnelerde emek verdiğini belirterek “Her yeni oyunda yeniden seçiliyor, değerlendiriliyor, provalara giriyor, sahneye çıkıyor; kadrolu sanatçı arkadaşlarımızla aynı yönetmenin rejisi altında, aynı oyunun, aynı sahnenin ve aynı sanatsal sorumluluğun parçası oluyoruz. Bu nedenle bugün dile getirdiğimiz talebin yalnızca “kadro talebi” olarak görülmesini istemiyoruz” ifadelerine yer verdi.
“Bizim temel isteğimiz; yıllardır verdiğimiz emeğin karşılığında daha düzenli, öngörülebilir ve güvenceli bir çalışma hayatına kavuşmak, yılın 12 ayında sabit ve düzenli bir gelire sahip olabilmek ve 4/B statüsünde sürdürülebilir bir istihdam modeline geçebilmektir” diyen sanatçı, “Çünkü bizler için mesele yalnızca bugünün maaşı değildir. Mesele, yarını düşünebilme hakkıdır” dedi.

SAHNEDEN SONRA MESAİ BAŞLIYOR!
Düzenli bir gelirlerinin bulunmadığını ve gelir güvencesizliğiyle boğuştuklarını ifade eden sanatçı, “Sahnede olduğumuz gün ile sahne dışında kaldığımız gün arasında yalnızca çalışma açısından değil, hayatımızı sürdürebilme açısından da büyük bir fark oluşuyor. Sezon dışında ise bu belirsizlik daha da ağırlaşıyor” sözlerini sarf etti.
“Görev alamadığımız dönemlerde hayatımızı sürdürebilmek için günlük işlere yönelmek zorunda kalıyoruz. İnşaatta, pazarda, anketörlükte, garsonlukta ve farklı ağır iş kollarında çalışıyoruz” diyen sanatçı, sözlerinin devamında “Bütün bunları sanatçı kimliğimizden vazgeçtiğimiz için değil, hayatımızı sürdürebilmek için yapıyoruz. Çünkü sanatımızı çok seviyoruz. Ama insanın sevdiği işi yapabilmesi için yalnızca yeteneğe ve emeğe değil, o emeği sürdürebileceği bir hayat düzenine de ihtiyacı var.” ifadelerine yer verdi.

“HAYAL KURMAK İSTİYORUZ”
Açıklamasının devamında, gelecek güvencesizliğinin sadece ekonomik hayatlarını etkilemediğini beliren sanatçı, “Evlenip aile kurmak için bekleyen, ekonomik koşulları elvermediği için hâlâ ailesiyle birlikte yaşamak zorunda kalan, içinde bulunduğu şartlar nedeniyle mesleğini bırakıp başka bir alana yönelmek zorunda kalan ya da ailesine destek olabilmek için çok sevdiği bu mesleği bırakmayı düşünen arkadaşlarımız var” ifadelerini kullandı.
“Bizler genç sanatçılarız. Hayal kurmak istiyoruz. Bir evimizin olmasını, aile kurmayı, geleceğimizi planlamayı, mesleğimizde ilerlemeyi, daha fazla oyun oynamayı, daha fazla üretmeyi ve yıllardır emek verdiğimiz Devlet Tiyatroları’nda sanatımızı sürdürebilmeyi istiyoruz” ifadelerine yer veren sanatçı, “İşimizi aşkla yapıyoruz. Fakat maddi belirsizlik uzun yıllar sürdüğünde insanın içinde mutsuzluk, umutsuzluk, yorgunluk ve tükenmişlik duygusu da birikiyor” dedi.

“ACABA GELECEK AY ÇALIŞABİLECEK MİYİM?”
Sanatçı, sözlerinin devamında “Biz sahnede ışığın altında dururken, hayatımızın geri kalanında sürekli başka bir işin, başka bir sözleşmenin, başka bir sezonun ve “Acaba gelecek ay çalışabilecek miyim?” sorusunun hesabını yapmak istemiyoruz.” ifadelerini kullanarak “Biz yalnızca bir kadro istemiyoruz. Emeğimizin karşılığını alabileceğimiz, geleceğimizi planlayabileceğimiz ve sanatımızı sürdürebileceğimiz bir çalışma hayatı istiyoruz.” ifadeleriyle taleplerini dile getirdi.
