Müşerref Göksever yazdı… Disiplinlerarası Bir Örnek: “Terk Edilmiş Kıyılar//Negatif Fotoğraflar”

editor
5114 Görüntülenme

“Fotoğraf… bir ölümlü için bir ölümsüz an.”

Terk Edilmiş Kıyılar//Negatif Fotoğraflar

Geçtiğimiz yıl 23.sü gerçekleşen İKSV Tiyatro Festivali tiyatroda alışılagelmiş kalıpların sorgulandığı, “sahne neresi?”, “oyuncu kim?” gibi sorulara da yanıt arayacak bir program oluşturmuştu. Festivalin bu yılki çevrimiçi programı ise, geçtiğimiz yıl yapılan sorgulamanın daha da belirginleştiği, bir dizi yeni soruya da yer açan bir alan oluşturdu. Pandemi koşulları nedeniyle tiyatro binasına ve seyir alanına ulaşmak giderek zorlaşıyor, bu durumda tiyatro yapabilme kaygısı taşıyan ve yeni olanaklar üzerinde çaba gösteren ekiplerin, alışılagelmiş kalıplar dışına çıkarak dijital ortamda yer alabilecek oyunlar üretmeye yöneldiğini görüyoruz.

2003 yılında kurulan ve 2012 yılından bu yana her yıl Yeni Metin Yeni Tiyatro Festivali’ni gerçekleştiren GalataPerfom, tiyatroda her zaman yeniyi arayan ve olanaksızlıklardan olanak yaratmayı iyi bilen bir ekip olmuştur. Bu yıl festivalde programında da Terk Edilmiş Kıyılar//Negatif Fotoğraflar oyunu ile yer aldı. GalataPerform bir oyun kaydı izletmek yerine, kaydın kendisinin bir oyun olmasını tercih etmiş. Sinema, video ve audio‘dan faydalanarak oluşturulmuş hibrid bir oyun ortaya çıkarmış. Sinematografik tiyatro örneği sayılabilecek oyun, izleyicisine bir fotoğraf karesinin süblimleşerek canlandığı geçmişe ve şimdiye uzandığı bir buluşma tasarlamış.

Foto: Elif Çavdar

Geçtiğimiz sezon da Yüzyılın Evi oyunu ile ev-aile temalarını işleyen Galata Perform, Terk Edilmiş Kıyılar//Negatif Fotoğraflar oyunu ile benzer temaları bu kez farklı bir anlatımla işliyor. Ferdi Çetin, tüm akışkanlığı ve içtenliğiyle kulak dolduran bir metin ortaya koymuş. Susan Sontag’ın deyimiyle “fotoğraf belirli bir mesafeden, başkalarının acısına bakmak”tır, oyunda da bir fotoğraf karesinde asılı kalmış bir ailenin acı hikayesine tanıklık ediyoruz.

Ailenin kopuk, parçalanmış hikayesi, genç kızın dilinden aktarılarak, anılara, özlemlere, pişmanlıklara ve aile içi söylenilemeyenlere doğru yelken açıyor.  Hikaye Türk toplumunda tüm aile bireylerinin buluşma noktası olan yemek masasında başlıyor ve hikaye derinleştikçe üzeri örtülmüş gerçekler tek tek açığa vuruluyor. 

Genç kızı oynayan Kübra Balcan’ın sakin sesiyle oyun boyunca, karakterin zihnine ve yaşanmışlıklarına kulak misafir oluyoruz. Hikayeyi tek düze bir tonda dinlemek, zaman zaman monotonluk getirse de metnin gücü, oyun boyunca seyirciyi kavrıyor ve bir an olsun başka bir şey düşünmemize izin vermiyor. Ekrandan izleniyor olmasına rağmen, özenle seçilmiş dekor ve aksesuarlarla oluşturulmuş sahne tasarımı, o yıllardaki bir evin kokusunu duyacak kadar izleyiciyi içine alıyor ve duyuları harekete geçiriyor.  Babanın ön plana çıktığı, ailenin bireylerinin tamamının olmadığı duvar fotoğraflarıyla, ailenin bir arada olamayışına vurgu yapılıyor ve aile nihayetinde bir fotoğraf karesinde birleşiyor.

Foto: Noyan Ayturan

Hikayede yeni bir yazıdan bahsedilmesi, babanın araba kazasında yitirilmesi, baba karakterine yönelik analizler sunuluyor ve 90’lı yıllarda vefat eden gazetecilere atıf olabileceğine dair ipucu vermekle birlikte, yorum seyirciye bırakılıyor. Genç kızın annesi ve abisiyle diyalogları, iletişimsizliklerini ve yabancılaşmalarını, gerçeklerden kaçışlarını belirgin şekilde ortaya koyuyor. “Sadece bizim başımıza gelmemiştir, toplumsal bir zincirin sürdürülebilir halkalarıyız” sözü de avuntu halinde geçen yılların özetini ortaya koyarken, bireyden-topluma bir resim çiziliyor. Umut ve acı devamlı olarak, oyunun tamamına sarmal bir şekilde yerleştiriliyor. 

Yeşim Özsoy rejisi, metinle bütünleşen bir yapı oluşturmuş ve görüntü dili de hikayeyi destekliyor. Oyun ilk etapta bir kısa film izlenimi verse de, görüntülerde alanın, bir sahne olduğu açıkça belirtiliyor. Yeşim Özsoy tiyatroda kamera kullanımıyla, Thomas Ostermeier’e Türkiye’den bir selam göndermiş; genç kızın kullandığı el kamerası Ostermeier’den de oldukça alışkın olduğumuz bir kullanım. Oyunun kayıt kamerasındaki kadrajlarda sahne alanı açıkça yer alıyor, oyunun açılışında sahne ışıklarını ve yaratılmış platformu görüyoruz, bunun yanı sıra sahne dışı deniz kıyısı görüntüleri de karakterin duygu durumlarını açığa çıkaracak mizansenlerle bezenmiş ve metinle bütünleşiyor. Film kurgusunda renkler ve renk gruplarının insanları; algılama ve hissediş açısından etkilediği açıktır; bu nedenle görsel dramaturjinin güçlü olduğu oyunda ailenin biraradalığını gösteren ve buna özlem duyulan sahnelerde renkler sıcak tonlarda tercih edilmiş. Fakat genç kızın yalnız olduğu ev sahneleri daha soğuk ve soluk renkleri kullanılabilirmiş. Oyunda göz yoran bir başka unsur ise, kameramanları ve reji asistanlarını oyuncuların ortasında erkanda görüyor oluşumuz. Elbette seçili bir tercih fakat, metin ve reji paralel ilerlerken kameraman ve reji asistanının oyun alanı içinde belirmesi inandırıcı castı ve iyi kurulu atmosferi bozuyor. Bu tercih, yabancılaşma hissi de yaratmamakla birlikte; oyuna artı bir getiri sağlamıyor. Bunun yanı sıra süreklilik içermeyen farklı zaman, mekan ve olayları yerleştirmek adına, sekanslar arası geçişlerin iyi kurgulandığı görülüyor. Oyunun dijital mecradan gerçek hayata uzanan bir de enstalasyon çalışması da bulunmakta. Enstalasyon içinde oyuncular bulunmuyor. Enstalasyon alanı, kayıtta gördüğümüz ya da göremediğimiz bazı dekorlar ve projeksiyon görüntüleriyle seyirciyi buluşturarak oyunun tamamlanmasını sağlıyor.

Foto: Noyan Ayturan

Sonuç olarak, disiplinler arası iyi bir oyun örneği olan Terk Edilmiş Kıyılar//Negatif Fotoğraflar oyunu, sinematografik tiyatronun getirisi olan tiyatro-film birlikteliğini ortaya koyuyor ve bu alanda tiyatromuzda oluşabilecek literatür için iyi bir kaynak teşkil ediyor.

MÜŞERREF GÖKSEVER

Oyuncu, Akademisyen

Künye:

GALATAPERFORM

Yazan: Ferdi Çetin

Yöneten: Yeşim Özsoy

Dramaturji: Ozan Ömer Akgül

Görüntü Yönetmeni, Kurgu ve Renk Düzenleme: Noyan Ayturan

Işık Tasarımı: Ayşe Sedef Ayter

Müzik Tasarımı: Çağrı Beklen

Animasyon: Nisan Yetkin

Dekor ve Kostüm Tasarımı: Ferdi Çetin

Foto: Noyan Ayturan

Dekor Uygulama ve Styling: İrem Dilaver

Kamera ve Drone: Serdar Çam

Keman: Gülfem Güler

Viyolonsel: İsmail Hakkı Gayretli

Kimseye Etmem Şikâyet, Besteci: Kemani Serkis Efendi

Solist: Neşe Sarısözen Adalı

Proje Asistanı ve Sahne Amiri: Senem Birlik

Reji Asistanı: Ahmet Ayaz Yılmaz

Teknik Ekip: Uğur Aksu, Umut Rışvanlı, Aslı Dinci

Video Çekim Asistanı: Nilay Yerebasmaz

Oynayanlar: Kübra Balcan, Yaman Ceri, Meral Çetinkaya, Banu Fotocan, Ahmet Ayaz Yılmaz

0

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku