Mehmet Esatoğlu yazdı: “Bilgesu Erenus Gibi”

Konuk Yazarlar
10,6K Okunma

Ülkemizin kahraman kadınları vardır. Ülke tarihine baktığınızda onların gül yüzüne ve büyük mücadelesine rastlarsınız. Yaşam öykülerini okurken şaşkınlığa düşersiniz.

Kurtuluş Savaşı’nın o yiğit kadınlarını anımsayalım. Yüz yılı aşkın Cumhuriyet tarihimizde ülkenin demokrasi ve adalet kavgasında isimleri görkemli harflerle anılan adlarını her duyduğumuzda yüreğimizi ayaklandıran o kadınları gözlerinizin önüne getirin.

İşte bugün o kadınlardan birini, sevgili Bilgesu Erenus’u uğurluyoruz.

Bilgesu Erenus’un yaşam öyküsünü ayrıntılarıyla dinlediğinizde şaşarak kalırsınız.

Bilgesu Erenus bir yazardır. Bir yazar nasıl olmalı diye sorarsanız onun yaşam öyküsüne bakmanız gerekir.

Yaşadığı 83 yıl boyunca Bilgesu Erenus’un gündeminde dünya ve ülkesi vardı. Her sabah uyandığında merakla gözlerini açar dünyada ve ülkede neler olduğunu anlamaya çalışır ardından tüm yaşamına damga vuran o soruyu sorardı: “Bu durumda ben ne yapmalıyım?”

Yazması gerekiyorsa yazar, dövüşmesi gerekiyorsa dövüşe gözünü kırpmadan katılırdı.

Bir defteri vardı. Gördüğü, duyduğu, hissettiği her şeyi ona yazardı. O defterden oyunlar çıktı, romanlar çıktı, senaryolar çıktı.

Masa başında bir Bilgesu Erenus vardı. Gitarı elinde şarkılar söyleyen bir Bilgesu Erenus vardı. Sokaklarda, grevlerde adalet ve hak arayışı kavgasında bir Bilgesu Erenus vardı.

Bilgesu Erenus dünya ve ülke insanına hazırlanan tuzaklara, baskılara, haksızlıklara karşı oyunlar yazardı.

Bir zamanlar bizim babalarımız holdinglerin “gelin ortak olalım” çağrısına uyup paralarını holdinglere kaptırırken Bilgesu Erenus bunu teşhir etmek için oturup bir oyun yazıyordu.

Dostlar Tiyatrosu’nda Bilgesu Erenus’un “Ortak” oyunu perde açıyor. Genco Erkal kandırılmış babalarımız gibi bir esnafı oynuyor, oyunun her anı bir tokat gibi patlıyordu suratlarımızda.

Sahneye çıkan ve çıkmayan bir dolu oyun yazdı yaşamı boyunca. Yazdığı her oyun dünyanın ve ülkenin bir sorununu getirip ortamıza koydu.

“El Kapısı”, “Misafir”, “Nereye Payidar” oyunlarında işçilerimizin yaşadıkları bin bir macerayı anlattı.

Geçenlerde Ankara’nın ortasında yaşanan NATO oyununu, O yıllar önce “Arka Bahçe” oyununda anlattı. Emperyalizmin bizim gibi ülkeleri nasıl arka bahçesi olarak kullandığına dikkati çekti.

Oyunlarının birçoğunda şarkı sözleri vardı. Ülkemizin değerli bestecileri başta Timur Selçuk olmak üzere bu sözlere unutulmaz besteler yaptılar. “Nereye Payidar” oyunundaki “Kasa”, “Nereye Payidar” şarkısı grevlerde işçi koroları tarafından coşkuyla söylendi.

Bilgesu Erenus ne zaman bir haksızlık ve adaletsizlik olsa sokaktaydı. Ülke tarihimizde 70’lerden bu yana yaşanan tüm haksızlıklara hak arayışlarına sonuna kadar destek vermiştir.

70’lerde faşizmin hedef aldığı gençlerden, işkencelere, katliamlara tepki göstermiş, yazılar yazmış, eylemlere katılmıştır.

12 Eylül’ün kör karanlığında Aziz Nesin’le omuz omuza “Aydınlar Dilekçesi”ni kaleme almış ve yargılanmıştır.

80’lerin sonuna doğru başlayan işçilerin bahar eylemlerinde yine o vardı. Grevleri dolaşır, grevcilere moral verir, direnen işçilerin dertlerine çare aramaya koyulurdu. Onlara, çocuklarına şarkılar söylerdi.

Evlatları gözaltına alınan, kaybedilen, işkence yapılan bütün analar onun kapısını çalardı.

Bilgesu Erenus Taksim civarında bir evde yaşardı. Taksim Meydanı halkımız için nasıl bir direnme alanıysa, Bilgesu Erenus’un evi de bu direnişin bir parçasıydı. Sokaklarda, meydanlarda, politik alanlarda engellenen bir dolu direniş eylemi Bilgesu Erenus’un evinin salonunda devam etti.

2000’li yıllarda ülkenin insanlarını tek kişilik hücrelere kapatmayı onları tecrit etmeyi hedefleyen “F Tipi” cezaevlerine karşı açılan mücadeleyi Bilgesu Erenus başından sonuna destekledi.

Müvekkillerini desteklemek için açlık eylemi yapan avukat Behiç Aşçı’nın yanında yer aldı. Onun mücadelesine katkı için “Hepimiz Tecritteyiz” adlı bir gösteri örgütledi. Ülkenin birçok kentinde bu gösteriyi İdil Tiyatro Atölyesi ve Tiyatro Simurg’la birlikte gerçekleştirdi.

Bilgesu Erenus kendi yazılarının yanı sıra başka yazarlarında yapıtlarına değer verir, onları sahiplenirdi.

2008 yılında tek kişilik bir hücreye kapatılan şair Ümit İlter’in şiirleriyle kendi metnini buluşturduğu “Tarih Böyledir” oyununu kaleme aldı. Oyun ülkenin birçok kentinde yüzlerce izleyiciyle buluştu.

Bilgesu Erenus’un sahnelenen son oyunu “Yaftalı Tabut” da yazar Fatma Nudiye Yalçı’ya sahip çıkışının bir örneğidir.

Bu ülkede Bilgesu Erenus adında bir yazar yaşadı. Yazdı, şarkılar söyledi ve sonuna kadar kavgasını sürdürdü. Şimdi bir yazar nasıl olmalı? Nasıl yaşamalı? Nasıl üretmeli? sorularına verilecek bir yanıtımız var: Bilgesu Erenus gibi!

MEHMET ESATOĞLU

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku