Kemâl Başar yazdı: “Ödül Taban Fiyatı 40.000 TL”

editor
5K Okunma

Tanımıyorum, sabah denk geldi, Ege Duran isminde bir arkadaş, mısır patlağı gibi artan ödüllerin para ile satıldığını anlatmış. Instagramda ararsanız, bulursunuz. Ot ödülü, bok ödülü, onlarca kategori, araya bir iki namuslu kişiyi koy, diğer ödüllerin ederini arttır… Borsada ödül taban fiyatı 40.000 TL olmuş.

Bunlardan birinde, meşgûliyetten gâfil avlanmıştım, kabûl ettim aceleyle, törene gittim. Yılın en iyi tiyatro adamı ve en iyi oyunu (Tiyatro Keyfi prodüksiyonu olan oyunumuz Amsterdam, Lahey, Londra, Telaviv, Jaffa, Lefkoşa, Gazimağusa gezdiğinden, şüphelenmedim) ödüllerini almak için oradaydım. Baktım, neredeyse yılın en iyi pişmaniyecisi ödülü bile var, öfkeyi içimde büyüterek bekledim, sahneye çıktım, ödülü elime aldım, havaya fırlattım, Allahtan bir projektöre gelmedi, yerde paramparça oldu. Sonra sunucuya döndüm, döveceğim, gık dese tokadı yiyordu, gözümü görünce ödü koptu. Menzilin dışına çıktı. Videosunu arayan bulur. Ne oldu, ben bozguncu oldum.

Bir başkasında (Yeni Tiyatro) bir sene önce aynı ödülde “Hamlet” ile en iyi yönetmen ödülünü aldığımdan sonraki sezonun en iyi yönetmen ödülünü vereceğim, salonda oturacak yerim yok. Bir yere oturuver diyor, süslü genç görevli. Bekledim, sahneye çıkma sıram geldiğinde mikrofondan dedim ki ön sıradakilere “Sen İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürüsün, Sen İBBŞT Sanat Yönetmenisin, sen kimsin, Bakanlık’dan mı, Belediye’den mi, bilmem ne jürisinden mi, neden otomatikman en ön sıraya oturuyorsunuz da bana yer ayrılmıyor? Bağımsız tiyatrolar senelerdir ödülleri domine ediyor, en iyi yapım, yönetmen, oyuncu, hepsini biz alıyoruz; o zaman bizi en öne oturtmuyorsanız, ben bir daha hiçbirinizin törenine katılmıyorum”… Sonra anasının karnındaykenden tanıdığım Hira Tekindor’a çıkınca ödül, çok mutlu oldum. Sarıldım, indim. Ama ben yine bozguncu oldum.

Sonra o konuşmam yayılınca her biri dikkât etti, ne zaman ödül alsak Tiyatro Keyfi’nin yerleri en iyi yerler oldu. Hattâ benimki hep en ön sıra oldu. Ne oldum, kibirli oldum.

Afîfe oyunlarımla ilgili 2 skandaldan sonra, yâni bir oyunum 13 dalda aday gösterilip (Külhanbeyi Müzikali) bir başkası 5 dalda (Romeo ve Juliet), ikisinde de ben en iyi yönetmene aday gösterilmeyince, sebepler belli, hesap kitap yapıyorlar, yâni jüri âdil değil ve basın yoluyla gönderdiğim protestom yankı uyandırınca, çünkü eğer hile yoksa, en iyi oyunu yönetmen değil, satın alma servisi yapıyor sanan jüriyle karşı karşıyaydım, bu sefer Afîfe her sene özen gösterdi, defâlarca yazıp arayıp törene katılmam için. Aslâ katılmadım. Beni bir Afîfe’de gören oldu mu? Yine bozguncu oldum.

Bir başkası (Üstün Akmen) kaybettiğim tasarımcı arkadaşımı (Yüksel Aymaz) aday gösterip ölüye kaybettiriyor, adaylıktan çekilen yönetmen arkadaşımı (Ragıp Yavuz) törende aday diye açıklayıp ona da kaybettiriyor, onca tiyatro bestecisi varken herhangi bir orkestrasyonu olmayan pop şarkıcısına (Kenan Doğulu) ödül veriyor, onunla boy boy fotoğrafı ödül gecesi basın bültenine kapak yapıyor… Bana da yurtdışındaki başarılı işlerimden dolayı özel ödül vermişler, katılmadım, protesto edip sonrakilerden de çekildim, hop, bozguncunun dikâlası oldum.

Geçenlerde 50. İsmet Küntay Ödülleri’nde “Cyrano Rock” ve “Kaktüs Çiçeği” ile sezonun en iyi yönetmeni ödülünü kendimle paylaşmışım, haberi geldi. Ekip arkadaşlarımın büyük payı var bunda. Çok mutlu oldular. Onlar için kabûl edeceğim. Meydanı boş bırakmamak için de! Mikrofonu bana bir verecekler mecbûren. Yoksa reddetmek için geçerli koca bir sebebim var. En iyi yapım dalında büyük ihtimâlle “Kaktüs Çiçeği” ile Tiyatro Keyfi’ne gidecek bir ödülün eş dost ilişkisi ile yön değiştirdiğini biliyorum. En iyi yapımı kim aldıysa, hak etmedi. En iyi yapım ödülü, sıfır ödenekle yine bir bağımsız tiyatronun olabilirdi, olamadı. Halkın parasıyla, sınırsız para harcayabilen bir ödenekli tiyatro zorladı, araya kırılamayacak birini koydu, aldı. Tiyatroda son dönem ödüllerini tâkip eden kimmiş, hangi oyunmuş, hemen anlar. Yoksa Afîfe’de de mi öyle oldu? Bababababa! Bizim içimiz rahat. Dert sizin olsun.

Daha bir sürü…

Konu tamâmen nâmus… Yurtdışından, ülkeden yaptığım oyunlardan onlarca ödül ofisimi süslüyor, hepsi anamızın ak sütü kadar helâl ve tümüyle gurur duyuyorum. Baktıkça o oyunlarda, provalarda yaşadıklarımı hatırlıyorum, anılar canlanıyor, mutlu oluyorum.

Mesele şu, beni ve bizi de sizden sayarlar diye çok korkuyorum.

Yoksa batsın böyle verilen ödüller! Cılkını çıkardınız artık!

Tiyatro neydi? Tiyatrocu kimdi? Hatırlıyor musunuz?

Bir de… Tiyatroda diyorum, yanlış anlaşılmasın… Siz kimsiniz, ne kadarsınız?

Haddini bilen kaç kişi var aranızda?

KEMÂL BAŞAR

Tiyatro Keyfi Sanat Yönetmeni

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku