“Gidelim! Sanatın Artık Yeni Bir Çağa İhtiyacı Var!”

Burcu Okutucu
13,4K Okunma
Cenk Türkkanı ile çağdaş oyun yazarlığı ve yazdığı oyunlar üzerine konuştuk.

BURCU OKUTUCU: Yazarlık çoğu zaman içsel bir çağrı olarak tarif edilir. Sizin yazarlık yolculuğunuz ne zaman ve nasıl başladı?

CENK TÜRKKANI: Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olduktan sonra akademik yolculuğumu Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nde tamamladım.Her zaman şiir, hikaye, roman, senayo ve tiyatro metinleriyle süreklilik taşıyan bir yaratım serüveni içinde oldum. Bir dönem TRT Ankara Radyosunda çocuk oyunları yazmaya başladım. Tarihi dram türünde yazdığım, Sultan Süleyman’nın Zigetvar Seferi’ni konu alan Nakş-ı Zigetvar ilk oyunlarım arasında. Nakş-ı Zigetvar’ı yazarken kendimi tiyatroya adamaya karar vermiştim diyebilirim. Arkasından Öteki Ankara Müzikali’ni yazdım.Bu iki oyunun da Necati Cumalı Oyun Yazarlığı Ödülü’nü alması yazarlık serüvenimde beni oldukça cesaretlendirdi. Böylece ilk kitabım Toplu Oyunlar I Mitos Boyut’tan çıkmış oldu. Bu kitapta da yer alan Öteki Ankara Müzikali ise 12 Mart 2026’da Ankara Devlet Tiyatrosu’nda prömiyer yapacak.

BURCU OKUTUCU: Bu yaratım sürecinde farklı türlerde yazdığınız oyunlar dikkat çekiyor. Bu başlangıcı izleyen diğer kitaplarınızdan ve Devlet Tiyatroları 75.Yıl Romandan Sahneye Projesinden söz eder misiniz?

CENK TÜRKKANI: Postdramatik türde yazdığım Mevsimlerin Oluşumu ve Resim Sergisi Mitos Boyut Yayınları’ndan Toplu Oyunlar II adıyla çıktı.Pygmalion Bir Antik Komedya komedi, Tümülüs ise dram türünde ve Litharos Yayınları’ndan çıktı. Hocam Prof.Dr Nurhan Karadağ anısına kaleme aldığım Tümülüs, Zamban Perform’da Gizem Gürer yönetmenliğinde çağdaş bir bakış açısı ve postmodern bir yaklaşımla sahnelenmeye devam ediyor. Ölü Kadınlar Müzikali ve Torpil yazdığım diğer oyunlar arasında. Ayrıca belirtmeliyim ki, Devlet Tiyatroları’nın 75.Yıl Romandan Sahneye Projesi içinde yer almak benim için çağdaş edebiyat ile sahne arasında bağ kurmak anlamında son derece kıymetliydi. Biz yazarları, yönetmenleri ve oyuncuları bir araya getirerek ve bununla birlikte ortak bir platformda paylaşım yapma fırsatı sunarak bizleri heyecan verici bir yaratım sürecine sürükledi. Buket Uzuner’in romanından uyarladığım İki Yeşil Su Samuru adlı oyun Laçin Ceylan yönetmenliğinde İzmir Devlet Tiyatrosu’nda, Nazlı Eray’ın romanından uyarladığım Marılyn Venüs’ün Son Gecesi adlı oyun ise Sabri Özmener yönetmenliğinde Ankara Devlet Tiyatrosu’nda sahneleniyor.

BURCU OKUTUCU: Pygmalion Bir Antik Komedya adlı oyunun konusu nedir, neyi merkeze alıyor?

CENK TÜRKKANI: Narsist ve kibirli bir heykeltraş olan Pygmalion, kusursuz bir kadın hayaliyle Galatea adlı bir kadın heykeli yaratır, ona aşkı üfler ve sonra da kendi yaptığı bu heykele aşık olur. Ancak heykel canlanır ve içinden yok sayıp aşağıladığı eski karısı çıkar.Yarattığı boşluğa aşık olan Pygmalion’un, içine düştüğü trajikomik durumu merkeze alıyor ve böylelikle biz absürt bir yüzleşmeye tanıklık ediyoruz.

BURCU OKUTUCU: Tümülüs kelime anlamıyla  içinde bir mezar odası olan toprak yığını demek. Bize Tümülüs’ü ve oyun kişisi Kalem-i Hakikat’i  nasıl anlatırsınız?

CENK TÜRKKANI : Tümülüs, kökeni köy seyirlik oyunlarına dayananan, bu oyunların biçimsel özelliklerinden beslenen ve meddah geleneğini içinde taşıyan tek kişilik bir oyun olmakla birlikte, yüzyıllar boyunca ölüp dirilen ve her dirildiğinde hakikati ve adaleti yeniden dile getiren bir yazarın, Kalem-i Hakikat’in hikayesini anlatıyor.Köy seyirlik oyunlarında bir tarla küreği, başına bir yazma geçirilerek, maniler eşliğinde oynatılır ve böylece köylü yağmurun yağacağına bereketin geleceğine inanırdı. Oyundaki bu ritüel figür Yağmur Gelin. Diğer oyun kişileri ise yine tarla küreğinin oyun içinde  sürekli dönüşmesi ile canlandırılıyor.Burada ölüp dirilme ritüeli, halkın baharın bereketin ve yağmurun yeniden geleceğine dair inancını dile getiriyor. Kalem-i Hakikat ise oyunda hakikati cesurca dile getiren kişi.

BURCU OKUTUCU: Hangi hakikati?

CENK TÜRKKANI: O dönemin sosyokültürel gerçekliğini ve temel sorunlarını ortaya koyan ve bunu açıkça görünür kılan hakikati!

BURCU OKUTUCU: Ankara’da yaşayan bir yazar olarak, çağdaş metinleri sahneleme pratiği açısından İstanbul’da hangi tiyatrolar dikkatinizi çekiyor? Ankara’da oyun yazarlarının bir araya gelerek yaratım süreçlerini paylaştığı alanlar var mı?

CENK TÜRKKANI: Özel tiyatrolarda genelde herkesin kendi yönetmen ve yazarının olduğu, kurumsal ve ödenekli tiyatrolarda ise klasik eserlere ağırlık verilen bir yapı gözlemlemekteyim.Bir tiyatroya gidip de, bunu ben yazdım alın inceleyin demek bana pek anlamlı gelmiyor.Okumak eylemi  günümüzde ne kadar azalmış olsa da ilgi duyan ,merak eden zaten oyunlara ulaşıyor.İstanbul bu anlamda yeni metinlere çok açık.Yeni metin yeni tiyatro anlayışıyla Galata Perform, Kumbaracı 50, DasDas, Semaver Kumpanya, Baba Sahne, CAS, Moda Sahnesi çok farklı işlere imza atıyor.Ayrıca yeni yazarlar yetiştirmeye çalışıyorlar ki bu çok kıymetli.Biz yazar, yönetmen ve oyuncular Ankara’da Walkers Tiyatro Buluşmaları etlinliği adı altında Walkers Coffee’de belirli günlerde bir araya geliyoruz. Yönetmenlik anlayışlarını konuşacağımız ve şehir dışından katılımcılara da açık olan bu buluşmalardan birini Sabri Özmener ve Umut Toprak ile Walkers Coffee’de gerçekleştireceğiz.

BURCU OKUTUCU: Oyunlarınızın sizin kurduğunuz estetik ve dramaturjik çerçevenin dışında bir reji ile sahnelenmesi ve provalarda doğaçlama olarak çıkan kelimelerin oyuna yedirilmesi oyunun yazarı olarak sizi rahatsız eder mi?Provalara katılarak orada neler oluyor dediğiniz oluyor mu?

CENK TÜRKKANI: (Gülüyor.) Hayır. Aksine…Ben şaşırmayı seviyorum!Benim işim yazmak, yönetmenlik ise ayrı bir sanatsal alan.Geçmişte metne bağlı tiyatro anlayışı daha ağır basıyordu ancak postdramatik ve modern tiyatro anlayışı içinde metin hiç olmayabiliyor bile…Günümüz çağdaş tiyatro anlayışında yönetmenin çok geniş ve özgür bir alanı var.Bir yönetmen metni okuyup provaya geçtiğinde artık kendi yaratıcılık alanına girmiş oluyor.Dolayısıyla yönetmen kendi dünyasında neyi görüyor ve neyi yansıtmak istiyorsa onu seçmekte özgür.Bence oyuncu da özgür olmalı.Düşünsenize bir oyuncu  aynı repliği aynı mizanseni beş yıl boyunca hiç değiştirmeden oynuyor…Oysa hikayeler ve oyunlar bizimle birlikte yaşar, gelişir ve değişir, değişmeli de!Ben yazdığım bir oyunu yeniden yazabilirim. Biliyorum ki sadece benim yazdığım biçimle sınırlı kalan bir reji tutumuyla sahnelenen oyun,seyredilen değil,sahnede okunan bir metin olmaktan öteye gitmez.Oysa oyun yazarı,gerçek bir aksiyonun içinde kendi özgün estetiğiyle buluşması amacıyla yazar metnini.Ben de bunun için yazıyorum.Sonrasında ise neye dönüşeceğini heyecan ve merakla bekliyorum.

BURCU OKUTUCU: Oyuncu gözüyle düşündüğümde, klasik metinlerin sahnelenmesi sürecinde popülist ve magazinel söylemlerin metne eklenmesi, kimi zaman oyunun dramaturjik yapısını ve temasını zedeliyor. Burada metni yaşatmak ile onu araçsallaştırmak arasında ince bir çizgi yok mu?

CENK TÜRKKANI: Elbette var. Bu ince çizgi bağlam. Yani anlamsal bütünlük. Oyun yazarı, oyun metni ve güncel olan durumlarla birlikte doğru bağlamı oluşturmalı ve yönetmen ise bu çizgiyi korumalı. Tek derdiniz metni çağdaş biçimde sahnelemek olunca; oyun çok parlayan ancak içi boş bir performansa dönüşüyor. Siz oyunu hangi bağlamda günümüze aktaracaksınız ve metni temadan uzaklaştırmadan nasıl kurgulayacaksınız bunun yanıtını doğru vermek gerek.

BURCU OKUTUCU: Çağdaş oyun yazarlarının, çağdaş ve modern reji anlayışının önünü açtıklarını söylemek mümkün. O halde yeni yazarların ortaya çıkışı ve yeni metinlerin çoğalması, yeni bir tiyatro anlayışının gelişmesine zemin hazırlıyor diyebilir miyiz?

CENK TÜRKKANI: Elbette, buna tamamen katılıyorum. Bunu tiyatroda bir dönem ve dönüşüm süreci olarak görüyorum. Her oyun bir fikirdir. Bu fikir üzerinde oluşan yapıyı yönetmen görür ve üzerinde çalışır. Ekler, çıkarır, değiştirir. Yeni yazarların yetiştirilmesi, yeni metinlerin incelenip  tiyatrolarla buluşması çok kıymetli. Bu da elbette yeni bir  tiyatro anlayışının zeminini oluşturuyor. Klasik bir eseri örneğin Shakespeare’i çağdaş bir perspektif ve bağlamda sahneye taşımıyorsak, sanatsal araç olarak oluşturacağımız bölümleri güncelleyip özgün bir tasarımla sahnelemiyorsak, o halde aynı şeyi binlerce kez yapmanın bir anlamı olmadığını düşünüyorum.

BURCU OKUTUCU: ‘Ben yazdım, ben yönettim, ben oynadım’ anlayışıyla sahnelenen tek kişilik oyunlar hakında ne düşünüyorsunuz? Sizce bu haddini aşmak mı?

CENK TÜRKKANI: Sanatta hiçbir şey haddini aşmak değildir. Eğer sizin yaratıcılık alanınız bu denli geniş ise bunu yapabilirsiniz. Yazar yazmayı, yönetmen yönetmeyi, oyuncu ise oynamayı deniyor. Bizler sürekli deniyoruz.Bakın siz de bu alanın bir çok farklı yerinde bulunuyorsunuz. Eğer siz bir oyuncu olarak, kendinizi farklı yaratıcılık alanlarını uygulayabilecek yeterli donanımda görüyorsanız, elbette de bunu denemekte özgürsünüz. Hepimiz zor bir hayat yaşıyoruz ve özellikle yaratım süreçleri biz sanatçılar için çok sancılı oluyor. Eski sanatsal kalıplardan çıkmamız gerektiğini düşünüyorum. Yazma fikriyle iç içe olan herkes yazabilir.

BURCU OKUTUCU: Peki, siz neden yazıyorsunuz?

CENK TÜRKKANI: Yazmasam daha iyi.

BURCU OKUTUCU: Nasıl yani?

CENK TÜRKKANI: Yazmak zorunda kalmasaydık, sanat yapmak derdine düşmeseydik, bu o zaman daha iyi bir dünyaya doğduğumuz anlamına gelirdi. Gerçekliğin ve duyguların öylesine kaybolduğu bir dönemde yaşıyoruz ki ;bu kaybın farkında olan yazar sürekli bir gerçeklik inşa etme çabası içinde oluyor.Gündelik bir evrenin dışında, yeni bir anlayış ve düzenle kendimizi ifade etme anlayışımız keyif aldığımız bir alana dönüşüyor demek ki! Her zaman yeni bir evren arayışı içindeyiz.

BURCU OKUTUCU: Sanatın içinde bulunduğu bir dönemin daha sonuna mı geldik? Belli ki yolumuz uzun…

CENK TÜRKKANI: O halde, gidelim! Sanatın artık yeni bir çağa ihtiyacı var.Ciddi bir zemin kaybına uğramış durumdayız. Geçmiş değerlerin, en azından insan olma fikriyle oluşmuş olanların kurtarıldığı, sonra günümüz gerçekliği ile tekrar örtüştüğü yeni bir zemine ihtiyacımız var.

BURCU OKUTUCU: Bu keyifli söyleşiye ortak olduğunuz ve düşüncelerinizi bizimle paylaştığınız için size teşekkür ederim.

CENK TÜRKKANI: Ben de bu anlamlı söyleşide yer almaktan büyük mutluluk duydum. Emekleriniz için başta size ve Tiyatro… Tiyatro… Dergisi’ne çok teşekkür ederim.

BURCU OKUTUCU

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku