Dijital Tiyatro ve İzleyici Katılımı: Canlılık Deneyiminin Dönüşümü

Neslihan Ekim
2436 Görüntülenme

Türkiye’nin genç yeteneklerinden biri olan Yusuf Onur Aydın, Haliç Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini başarıyla tamamlamış bir sanatçı. Sahne sanatlarının sınırlarını zorlayan ve deneysel anlamda yeni ufuklar açan projelerde görev alması, onun sanat anlayışının ne denli yenilikçi ve ilham verici olduğunu gösteriyor. Aydın, Tiyatro Watt topluluğunun kurucusu olarak, deneysel ve dijital sahne sanatları alanında çığır açan projeler üretiyor ve bu topluluk aracılığıyla sanatını izleyiciyle buluşturarak, izleyiciye sıra dışı deneyimler sunuyor. Aynı zamanda akademik alanda da etkin olan Aydın, dijital sanat, performans ve deneysel sahne çalışmaları üzerinde derinlemesine araştırmalar yapıyor. 

Bu söyleşimizin konusu, Cypresence, tiyatro ve dijital teknolojinin ilginç bir birleşimini sunan bir proje. Bu proje, seyirciyi performansın merkezine yerleştirerek onu sadece bir izleyici değil, aynı zamanda temsilin bir parçası hatta baş aktörü haline getirmeyi amaçlıyor. İsmi, “cyber” (siber) ve “presence” (mevcudiyet) kelimelerinin birleşiminden oluşmuş olan bu projede, seyircinin siber alandaki varlığı vurgulanıyor. Böylece, dijital sahne sanatlarında sıkça göz ardı edilen seyircinin rolüne dikkat çekilir ve ona kısıtlanan hareket ve düşünce özgürlüğünü yeniden kazandırma amacı güdülüyor. Performans sanatları, tarihsel olarak insan duygularını, düşüncelerini ve hikayelerini sahne üzerinde canlandırarak izleyicilere aktaran bir araç. Ancak son yıllarda bu sahne sanatları, dijitalleşmenin etkisiyle önemli bir dönüşüm yaşıyor. Peki, performansın ve özellikle tiyatronun dijitalleşmesi nedir? Bu soru, seyirci ile oyuncu arasındaki karşılıklı ilişkilerin temelini sorguluyor. İşte bu noktada, Cypresence dijital performans çalışması önemli bir perspektif sunuyor. 

Projenin detaylarını Yusuf Onur Aydın’a sorduk.

Neslihan EKİM – Cypresence dijital performans çalışmanızın temel amacını anlatır mısınız? Seyirciyi oyunun/sahnenin merkezine almak neden bu çalışmanızın odak noktası oldu?

Yusuf Onur AYDIN – Cypresence VR dijital performans projesi benim yüksek lisans tezimden çıkan bir çalışma oldu. Tezimde dijitalleşen sahne sanatlarında seyircinin “mevcudiyeti”ni sorgulamıştım. Bunu tiyatronun olmazsa olmazı, canlılık, şu anda-burada gerçekleşmesi ve karşılıklı etkileşim unsurları üzerinden incelemiştim. Aslında bu proje, dijitalleşen sahne sanatlarında seyircinin mevcudiyetini, yani yukarıda değindiğim unsurları ne kadar yakalayabiliyor, bunu sorgulamak amacındaydı. Bu yaklaşımdan dolayı seyirciyi merkeze alan, onu aktif kılacak ve böylece yukarıda saydığım unsurları, yani mevcudiyetini anlamlı kılacak bir pozisyon olmasını istedim. Burada seyirci yalnızca izleyici değil, oyunun bir parçası, bir rol kişisi ve deneyimleyen.

Neslihan Ekim – Tiyatro sanatının geleneksel ritüel öğelerini, dijital teknolojiyle nasıl birleştirdiniz ve bu birleşimin sahne sanatlarında nasıl bir etki yarattığını düşünüyorsunuz?

Yusuf Onur AYDIN – Ben bir oyuncu ve bir seyirci birlikteliğini temel alarak hikayeyi ve tasarımı kurguladım. Aslında bu yaklaşım Antonin Artaud ve Jerzy Grotowski’nin tiyatro yaklaşımlarıyla örtüşüyordu. Bu noktada, tiyatronun ilkel büyü törenlerindeki ritüelistik atmosferine dönmesini ve salt bir var oluşa indirgenmesini savunan yine bu tiyatro insanlarıydı. Ve tiyatronun içerisine bu iki unsur dışında başka bir şeyin girmemesini savunuyorlardı. Ben de tam da onların karşı çıkacağı teknolojiyi araç olarak kullanarak, bir oyuncu ve bir seyirci birlikteliğini ritüelistik bir atmosferde yakalamaya çalıştım.

Neslihan Ekim – Bu çalışmanız, tiyatro sanatının kökenine dayanıyor ve teknolojinin bu geleneksel sanat formuyla nasıl entegre edilebileceğini araştırıyor. Tiyatro sanatının dijitalleşmesi hakkında daha fazla neler yapılabilir? Metamodern fikirlerin sizce seyircide bir karşılığı var mı?

Yusuf Onur AYDIN – Ben, bu çalışmanın bir tiyatro olmadığını söylemeliyim öncelikle. Amacım da bir tiyatro deneyimi sunmak değil, ona dijital araçlarla ne kadar yaklaşabileceğimi araştırmaktı. Fakat tiyatronun her zaman ritüelistik kökenlerinden koparılamayacak atmosferi olduğunu düşünürüm. Bu bağlamda işin içine teknoloji, dijitalleşme girse bile oradan kopmayacağını, kopmaması gerektiğini düşünüyorum. Kökenlerine bağlı kalan, ancak farklı biçimlerde sunulabilecek bir formata dönüşebilir. Benim de amacım bir biçim denemekti. Dijitalleşme çok geniş kapsamlı bir kelime, hali hazırda sahnelerde oynanan oyunlar/performansların da büyük bir kısmı dijital, çünkü bilgisayarı kullanıyoruz. Ben sahne üzerinde sergilenen estetik ürünün farklı biçimlerde sunulabileceğini düşünüyorum, çağı yakalamak, çağın seyircisini yakalamak gerekiyor. Seyirci direnç gösterir ama alışır. Seyirci sorgular fakat kabul eder. Denememiz gerekiyor.

Neslihan Ekim – Cypresence dijital performans çalışmanızda, seyircinin siber alandaki mevcudiyeti önemli bir rol oynuyor. Seyircinin bu dijital mevcudiyeti, sahne sanatlarını nasıl zenginleştiriyor ve sahne deneyimini nasıl değiştiriyor? Projede kullanılan teknoloji ve dijital araçlar, sahne sanatlarını nasıl dönüştürüyor ve geleneksel tiyatro deneyiminden nasıl farklılaşıyor?

Yusuf Onur AYDIN – Burada bir dijital araçla seyirci sahnenin merkezine konumlanıyor. Kesintisiz, kurgusuz bir performans etrafında gerçekleşiyor ve seyirci Moda Sahnesi’nin tam olarak merkezinden bu performansı takip ediyor. Bu siber alanda ona bir mevcudiyet yani o anda orada bulunma deneyimi sunuyor. Yukarıda da belirttiğim gibi, sahne sanatları bir yerde kökenine bağlı kalarak, biçimini sürekli değiştirmeli, denemeli. Bu bence bir dönüşüm değil, bir denemedir. Alımlayıcıya sunulan estetik hazzı farklı biçimlerde aktarmaktır. Ona sadece buradan değil, bak şuradan da izleyebilirsin diyebilmektir.

Neslihan Ekim – Tiyatro sanatının geleneksel ve dijital elementleri birleştirirken karşılaştığınız zorluklar nelerdi? Bu zorlukları aşmak için hangi stratejileri kullandınız? Birazda projenin teknik kısımlarından bahseder misiniz…

Yusuf Onur AYDIN – 360 derece görüntü toplayan toplamda 6 lense sahip bir kamera kullandık. Bunu sahnenin merkezine tepeden sarkıtmamız gerekiyordu ve performansçıların eşit açılarla kameranın etrafında konumlanmasını istiyorduk, sahne düzenini oluşturmakta biraz problem yaşadık fakat performansçılar bir süre sonra kameranın etrafında bir performans sergilemeye alıştılar. Ayrıca 360 derece ses datası da topladık. Kesintisiz, kurgu yapmadan bir performansın başlayıp bitmesini hedeflemiştik. Çıktı olarak seyirciye başlayan ve hiç kesilmeyen bir deneyim yaşatmak istiyorduk. Aynı konvansiyonel bir sahne deneyimi gibi. Çok büyük problem yaşamadık açıkçası.

Neslihan Ekim – Cypresence projesiyle ilgili olarak, izleyici ve oyuncu arasındaki diyalektik ilişkilere odaklanıyorsunuz. Bu ilişkileri daha yakından incelediğinizde, dijital performansın izleyicinin katılımını ve etkileşimini nasıl artırabileceğini düşünüyorsunuz?

Yusuf Onur AYDIN – Seyirci ve oyuncu (sahne) arasındaki karşılıklı etkileşim tiyatronun ve hatta sahne sanatlarının olmazsa olmaz unsurudur. Bir paylaşım alanı oluşturmamız gerekiyor. Seyirciye (kameraya) doğrudan yönelen ve onu hedef alan bir bölüme de yer verdik. Böylece seyirci sahne üzerinden aktif bir şekilde performansçılarla etkileşim haline geçebilsin diye. Seyirciyi izleyici konumundan alıp bir deneyimleyen, birlikte paylaşılan bir işin parçası yapmak bu etkileşimi artırıyor. Seyircinin bir işi canlı ve şu anda burada gerçekleşiyor gibi hissetmesi için aktif bir konuma getirilmesi gerekiyor. O zaman farklı türden bir canlılıktan (liveness) söz edebiliriz.

Neslihan Ekim – VR Teknolojisinin sahne sanatları alanındaki geleceği hakkında neler düşünüyorsunuz? Dijitalleşme, tiyatro ve performans sanatlarının geleceğinde nasıl bir rol oynayabilir? Bu dijitalleşme seyirciye ne gibi yeni olanaklar sunuyor?

Yusuf Onur AYDIN – Farklı bir seyirlik biçimi sunuyor. Başka bir açıdan, seyirci olmanın dışında bir rolden, konumdan izleme imkanı veriyor. Bu çalışma bir biçim denemesiydi ve bunu farklı açılar, farklı duyular uyandırmak üzerinden geliştirmeyi düşünüyorum. Doktora çalışmam da bu alan üzerine ilerleyecek gibi duruyor, araştırmaya devam ediyorum. Baktığım yer seyirci gözünden estetik alımlamanın çeşitlendirilmesi ve bunu yaparken de tiyatronun olmazsa olmaz unsurlarını nasıl var edebileceğimi düşünmek.

Neslihan Ekim  Metamodernizmin tiyatro sanatına etkisi ve dijital verilerin bu etkileşimdeki rolünü daha derinlemesine incelediniz mi? Bu etkileşim, sahne sanatlarında yeni anlatılar veya performans yöntemleri oluşturmak için nasıl kullanılıyor?

Yusuf Onur AYDIN – Metamodernizm çok yeni bir kavram, postmodernizmi bile henüz sahne sanatları tam olarak kabul edememiş konumdayken ilerisini düşünmek oldukça zorlu. Ama benim kişisel algımda modernizm sonrası sahne sanatları seyirlik biçimine odaklanıyor, bunu daha fazla nasıl çeşitlendirebileceğimiz üzerine çalışıyor gibi düşünüyorum. Yeni anlatılar (metinler) olmalı, bir biçim denerken bu biçime dramaturjik olarak uyumlanacak, eklemlenecek anlatılar da oluşmalı. 

Neslihan Ekim – Bu projenin devamlılığı ve sürdürülebilirliği şu an ne aşamada? İleride üretmek istediğiniz başka projeler de var mı? 

Yusuf Onur AYDIN – Projeyi doğru şartlarda ve koşullarda izleyebilmek adına ekipmana ihtiyaç var. Ekipman kolay bulunamıyor. Biri Uluslararası olmak üzere iki festivalde toplu gösterim gerçekleşti. Deneysel/dijital festivaller karşıma çıktıkça göndermeye çalışıyorum, daha fazla insanın izlemesini, üzerine tartışabilmeyi çok istiyorum. Doktora çalışmamda da araştırma konularımdan biri olacaktır mutlaka, projeyi geliştirmek VR, AR, XR gibi farklı deneyimler sunan teknikleri de denemek istiyorum. Tiyatro topluluğumuz olan Tiyatro Watt, deneysel ve dijital sahne sanatları projeleri üreten bir topluluk. Bu misyonu geliştirmek, genişletmek ve seyirciye ulaştırmak için çalışmaya devam ediyoruz. Burada çıkan oyunlarımızda, konvansiyonel tiyatro deneyimi ve anlatısı, teknikle, dijital araçlarla birleştirerek seyirciye sunuluyor. 

Neslihan Ekim – Söyleşi için çok teşekkür ederiz.

Yusuf Onur AYDIN – Ben de size ve Tiyatro… Tiyatro… Dergisi’ne teşekkür ederim.

NESLİHAN EKİM

 

0

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku