Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Devlet Tiyatroları’nın Dünya Tiyatro Günü’nde yurttaşlara hediyesi fahiş zam oldu. Devlet Tiyatroları, bünyesinde sergilenen oyunların bilet fiyatlarına yüzde 371’e varan oranda zam yaptı. Resmi enflasyonun yüzde 38 olduğu Türkiye’de Tamer Karadağlı’nın Genel Müdür olduğu Devlet Tiyatroları bilet fiyatlarını kategorilere ayırarak zammı artırdı. En düşük zam oranı yüzde 71 olurken, en yüksek zam oranı yüzde 371 oldu. Devlet Tiyatroları, 2 Nisan’dan sonra sergilenen oyun biletlerini zamlı fiyat ile atmaya başladı.
Söylenecek o kadar çok şey var ki… Ne yazık ki kurumda çalışan hocalarım, arkadaşlarım olduğu için yani meslektaşlarımın emeklerine olan saygımdan kendimi tutuyorum. Bu yazıyı Dünya Tiyatro Günü’nde hastanedeki hasta yatağımdan yazıyorum. Günlerdir Ülke ayakta malumunuz. Hepimizin tek bir derdi var, ADALET. Peki nedir bu adalet? Ne için gereklidir? “Tiyatroların Adalet Anlayışı” başlıklı yazımda konuya mesleğimizin penceresinden değinmiştim zaten. Dün o yazıyı okuyan 20’li yaşlarda bir okuyucumdan mesaj aldım. “ Abla endişe etme, değiştireceğimiz günler başladı.” diyordu. Adaletin ne olduğunu bizden daha iyi bilen ve savunan bir gençlik görüyorum. Ne mutlu bize… O gençlik henüz çocukken, daha ortada Gezi olayları bile yokken bizler elimizde dövizlerle, limonlarla Taksim AKM’nin önünde toplanmıştık. Konu yine Devlet Tiyatroları’ydı.
Yıllar geçti, kurumun içi iyice boşaltıldı. Pek çok gencin, çoğunlukla ek iş yaparak okul taksidini ödeyerek almaya çalıştığı diploma bu kurumlarda oyuncu olabilmek için. Yoksa zaten bizim meslekte diploma sorana pek rastlamazsınız. Ki artık ülkede diplomaların da ne kadar geçerliliği var, ne zaman iptal edilir belli değil ya… Ve bu diploma ile oyuncu alan kuruma şu an bir denetim yapılsa, torpille giren kaç kişi çıkar? Çıkarılan oyunların kalitesi, sanat tartışmaları bir yana… Devlet Tiyatroları en azından halkın uygun fiyata sanata(?) ulaşabildiği bir kamu kurumu olmak zorundadır.
ZAM?! Hem de Dünya Tiyatro Gününde! Eyvallah! O halde sizi de boykot ediyoruz efendim. Nasılsa perde açılsa da açılmasa da kurumda çalışan insanlara maaş vermek zorundasınız. Onlar devlet memuru olduğu için greve gidemiyorsa bizler boykota gideriz. Seyircisiz tiyatro da olmaz.
Bu yazıyı okuyan herkesten ricamdır. Nasıl ki “Sanat Seferberliğine Açık Çağrı” yazım karşılık bulduysa, inanıyorum ki bu çağrıma da kulak verenler çıkacaktır. Boykot çağrımızı yayalım.
DEVLET TİYATROLARI’NIN OYUNLARINA GİTMIYORUZ!
Belli mi olur, belki de eline kitap verip kahveciye gönderdikleri kitleyi bu kez tiyatroya gönderirler de ülkenin medeniyet seviyesi yükselir.
HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK.
Direnişe devam!
