Her şey bir soru ile başladı.
Haziran.
UNIMA Bursa şubesi başkanı Seçkin Güneş ile sohbet ederken şöyle demişti:
“Bursa’da Karagözcüleri bir araya getirebilir miyiz?”
Seçkin Güneş, düşüncesini Türkiye Milli Merkezi Başkanı Enis Ergün’e açtı. Nasıl olur, kim destekler, toplantılar, tartışmalardan sonra ‘Karagöz Buluşması’ düşüncesi ortaya çıktı.
UNIMA Türkiye Milli Merkezi ve Bursa Şubesinin hazırladığı program, Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanı Güney Özkılınç ve Müzeler Şube Müdürü Dilek Yıldız Karakaş’ın desteğiyle, Bursa Karagöz Buluşması adıyla 21-23 Ağustos 2025’te ete kemiğe büründü.
Şehrin her yeri Karagöz oyun alanına dönüşerek, 2’si yetişkinler için 15 gösteri yapıldı. 21 Ağustos: Zindan Kapı’da Tayfun Özeren Karagöz Bir Gün (Uzay Yolculuğu). 22 Ağustos: Temenyeri Parkı’nda Moralbey Demir Karagöz’üm İkigözüm; Hüdavendigar Kent Parkı’nda Alican Balakin Cazular; Teoman Özalp Parkı’nda Hüseyin Dilan Baıkçı Karagöz; Karagöz Müzesi’nde İshak 2. Tekgül Gaflet Perdesi (yetişkinler için); Zindankapı’da Yahya Demirci Karagöz Ormancı; Reşat Oyal Parkı’nda Şevket Çetin Karagöz Yazıcı; Tarihi Pınarbaşı Parkı’nda Sibel Tomaç Karagöz’ün Doktorluğu. 23 Ağustos: Temenyeri Parkı’nda İlhan İnan Uykucu Karagöz; Hüdavendigar Kent Parkı’nda Osman Ezgi Uludağ’ın Altınları; Teoman Özalp Parkı’nda Volkan Derman Karagöz Çevre Müfettişi; Karagöz Müzesi’nde Nevzat Çiftçi Karagöz’ün Gelin Olması; Zindankapı’da Ufuk Durmaz Karagöz Hırsız Peşinde; Reşat Oyal Kültürparkı’nda Yahya Değirmenci Karagöz Ormancı; Tarihi Pınarbaşı Parkı’nda Serkan Yaşar Karagöz Balıkçı.
Dikkatinizi çekti mi, bilmiyorum. Gökdere’yi merkeze aldığımız zaman, oyunlar derenin batısındaki parklarda oynandı. Büyükşehir belediyesinin şehrin doğusunda parkı yok mu? Merak ettiğim için soruyorum.
Bursa Karagöz Buluşması’nın ilk akşamı (21 Ağustos), Zindankapı’da, UNIMA Türkiye Milli Merkezi Başkanı Enis Ergün konuşması ile başladı. Bursa Kültür Turizm Müdürü Kamil Özer ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in konuşmalarından sonra Yaşayan İnsan Hazinesi, Hayali Şinasi Çelikkol ve Hayali Ünver Oral’a Bursa Büyükşehir Belediyesi Yaşam Boyu Onur Ödülü, Mustafa Bozbey tarafından takdim edildi. Ardından Hayali Tayfun Özeren, Zindankapı’nın tarihi atmosferinde, Karagöz Bir Gün (Uzay Yolculuğu) oyununu sahneledi. Daha önce Karagöz Müzesi’nde seyretmiştim. Konusu, anlatım tekniği, ışık kullanımı ile çok beğendiğim bir oyundu. Zindankapı’daki oyunda, gereksiz yere büyükşehir belediye başkanı, belediye yöneticilerine laf atılmasına, övgülere gerek yoktu. Altıparmak’ta Karagöz ile Hacivat Heykeli varken, fi tarihinde konulan ve kaldırılan artık kimsenin hatırlamadığı bir heykelin dile getirilmesine anlam veremedim. Açılışa Mustafa Bozbey, Mehmet Yıldız, Kamil Özer, Güney Özkılınç, Dilek Yıldız Karakaş katılmışken, Karagöz’ün yasasının olmadığından, kostümlü Karagöz’ün sanata zarar verdiğinden bahsedilebilirdi. Yöneticilere yapılacak eleştiri anlam kazanırdı.
22 Ağustos’ta yapılan ilk oturum, iki yıl önceki Karagözcüler Bayramı’nda çözemediğimiz konuların devamı gibiydi. Prof. Dr. Nebi Özdemir “Yaşayan Miras ve Karagöz” başlığı altında, Nilüfer Zeynep Özçörekli Göl, “Karagöz’ün SOKÜM Kapsamındaki Konumu Feykleşme (Folklorik Tahrifat), Yozlaşma, Unutulma Riskleri” konusunda sunum yaptı. Prof. Dr. Nebi Özdemir, Sözleşmenin dışında elimizde bir metnin olmadığını, Yaşayan Miras yasasının çıkarılmadığını belirtmesi önemliydi.
Öğleden sonra, Deniz Karalar “Doğal Boya Yapım Tekniği” ve “Tasvir Yapım Tekniği Üzerine Deneyim Paylaşımı” atölyeleri Karagözcülerin teknik anlamda yaşadıkları problemlere çözüm bulunması için anlamlıydı.
Muhsin Özyenice “Karagöz ve Dericilik” başlıklı konuşmasında, Karagözcülerin son yıllarda yaşadığı dericilik konusundan bahsetti. En önemli çözüm yolu, büyükşehir belediyesinin atölye kurması olarak görünüyor. Muhsin Özyenice’nin yetiştireceği, işi öğreteceği kişiler çözüm yolunda önemli bir adım olacak.
Günün son oturumu, İshak 2.Tekgül’ün “Karagöz’ün Estetiği, Perde ve Teknoloji” idi. Akşam, İshak 2.Tekgül’ün Karagöz Müzesi’ndeki Gaflet Perdesi oyunu prömiyer yaptı. Karagöz ile Hacivat’ın varlık-yokluk atışması üzerine kuruluydu. Seyirciyi cevap vermeye zorlaması doğru değildi. Mevzunun hikâye üzerinden anlatılmaması en önemli eksikliğiydi.

23 Ağustos’ta, Dr. Öğretim Üyesi Ertuğrul Ceylan “Asya Pasifik Ülkeleri ile Türkiye Arasında Yaşayan Miras Bağlantıları” konusunda sonra Doç. Dr. Fatma Ecem Ceylan “Işık ve Drama, Çin Piying Sanatı” üzerinde sunum ilgi çekiciydi. Çünkü Karagöz’ün kökeni meselesi konuşulurken, gölge oyununun Çin’de doğduğu ve yayıldığı öne sürülmektedir. Büyük bir coğrafyaya sahip ülkenin tek bir anlatım biçimi ve tasvir yapımı olmaması, bölgeden bölgeye farklılık gösterdiğinden bahsedilmesi bizim için önemliydi. Çin’deki siyasi düzenden dolayı yeni oyundan ziyade, 1000 sene önceki oyunların oynandığından söz edildi. Karagöz, birçok oyunun içinde, farklı hikâyelerin içinde yer alabiliyorken, Çin’de, bir figürün hikâyesi belli olduğu için farklı oyunlarda yer alamaması iki kültür arasındaki önemli farklardandı. Türkiye’de, Hayali, Karagöz sanatçısı, Geleneksel Türk Tiyatrosu sanatçısı gibi isimler verilirken, Çin’de usta veya sanatkâr deniyormuş.
Aydın Kemirtek ise “Gelenekselden Moderne Rus Kukla Tiyatrosu, Sergey Obratzsov Tiyatrosu Örneği” başlıklı sunumunda, Rus kukla tiyatrosunun tarihini, 20. yüzyılda Sovyet dönemindeki kukla sanatını gelişimi konusu ilgi çekiciydi. Sergey Obratzsov’un Devlet Merkez Tiyatrosu’nda 1931 yılında küçük bir odada başladığı, ardından turneler ile sanatı yaygınlaştırdığı, bizim gibi kukla sanatı konusunda atılım yapamamış ülkeler için önemli dersler vardı. Önemli sebep, devletin bu alana verdiği desteğin sınırlı olmasıdır. Türkiye’de devlete bağlı kukla tiyatrosu birimi yok. Üniversitelerin güzel sanatlar fakültelerinde, lisans düzeyinde kukla bölümü eğitimi yapılmıyor. Kişiler kendi çabalarıyla ne yapabilirlerse o kadar yol alınıyor.
Öğleden sonra, Hüseyin Aytuğ Çelik “Cumhuriyetin İlk Yıllarında Karagöz’ün Kimliği” sunumunda, 1932-1935 yılları arasında ulusal basında yaşanan “Karagöz Muayyel mi yoksa Gerçek mi” tartışmasını dönemin gazetelerini tarayarak, ayrıntılı bir çalışma ortaya koymuş. Zaman az olduğu için bizimle küçük bir kısmını paylaşabildi. Bu tartışmanın bilimsel olarak incelenmesi, yeniden yorumlanması, Karagöz araştırmaları için faydalı olacaktır.
Prof. Dr. Ezgi Metin Basat, “Geleneksel Türk Tiyatrosunun Sisifosu Karagöz” başlıkla konuşmasında, Karagöz’ün mahallesinden gitmemesini, toplumun onu aşağılamasına karşı direncini, komedi unsurları ile verdiği cevapları Sisifos’un hikâyesiyle bağlantısına dikkat çekti. Çevresinde onu sevmeyenlere, eğitimsizliğine, yoksulluğa, dışlanmışlığına rağmen Karagöz’ün direnme gücünü bugünkü toplumsal yapımız ile bağlantısını kurarak anlatılması çok iyiydi.
Karagöz Buluşması’nın son konuşmacıları, Şinasi Çelikkol ile Ünver Oral’dı. Ustalar, Karagöz ile nasıl tanıştıklarını, sanatın devamlılığı için neler yaptıklarını anlattılar.
Şehrin yedi farklı noktasında Karagöz gösterisi olunca herkes bir yerlere dağıldı. Zindankapı’da, Ufuk Durmaz’ın çocuklar için hazırlanmış Karagöz Hırsız Peşinde gösterisinin seyircisi, çocuklardan daha fazla yetişkinlerdi. Bir nevi yetişkin-çocuk ayrımı ortadan kalktı.
UNIMA Türkiye Milli Merkezi ve Bursa şubesinin gündemi çok yoğun.
Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanlığı Müzeler Şube Müdürlüğü, Cumalıkızık’ta Karagöz Evi açmayı planlıyor. Burada tasvir yapımının tüm aşamalarının uygulamalı gösterileceği odalar olacak. Kasım ayında, BKSTV ile önceki yıllardan daha farklı bir festival için uğraşılıyor. UNIMA ile Büyükşehir Belediyesi, festivalde çalıştay yapmayı planlanıyor. Daha bitmedi, yeni bir Karagöz Müzesi gündemde. Bu kadar güzel iş ile uğraşan belediye yetkililerinin Bursa’da daha önce yapılmayan Karagöz Sempozyumu’nu gündeme almamasını ise buraya eleştiri olarak kaydetmek istiyorum. Geçen yıl Kasım ayının ilk günlerinde yapılan görüşmeden sonra çalışmaya başlansaydı, Karagöz Buluşmaları, Karagöz Sempozyumu adıyla yapılırdı. Sonrasında bildiriler kitap olarak yayımlanırdı. Nedense, Karagöz ve Sempozyum kelimeleri yan yana gelince belediye yetkilileri ayak sürümeye başlıyor. Bunu anlamakta zorlanıyorum.
Karagöz Buluşmasına, Bursa dışında 50 kişi, Bursa’dan 30 kişi katıldı. İki yıl önce İstanbul’da yapılan Karagözcüler Bayramı’ndan daha fazla kişinin bu etkinliğe katılması sevindiriciydi. Karagöz Müzesi’ndeki gösteri salonu 69 kişilik olduğu için küçüktü. Buluşmanın gerçekleştiği müzeler şube müdürlüğünün 100 kişilik etkinlik salonunda ise yankı nedeniyle konuşmaları anlamakta güçlük çektik. Merinos’taki Yıldırım Beyazid Salonu veya Murat Hüdavendigâr Salonu kullanılabilirdi.
Son eleştirim afişe olsun. Kimin hazırladığını bilmediğim afişin üst kısmında yer alan kırmızı perdenin neden konulduğunu anlamadım. Karagöz oyununda böyle bir şey yok. Tiyatro oyunlarında kırmızı perde olur.
Bu güzel etkinlik için UNIMA Türkiye Milli Merkezi, Bursa Şubesi, Bursa Büyükşehir Belediyesine teşekkür ediyorum. Birçok Karagözcü ile tanıştım, sohbet ettim. Yeniden görüşmek üzere…
