Bir Kitap: “Hayal Bilgisi”

Pınar Çekirge
3,4K Okunma

“Hayal Bilgisi‘nin dönemi içinde önemli bir belge niteliği taşıdığına inanıyorum. Okuyucusundan hak ettiği değeri bulmasını isterim.”

                                                                                                                             Prof.Dr. Füsun Balkaya Akmen

Ange Yayınları etiketiyle, çok yakında raflarda yerini alacak olan “Hayal Bilgisi” adlı nehir söyleşi kitabında, Hakan Altıner elli beş yıllık tiyatro yaşamını, hayallerini, bu serüvende kendisine eşlik eden, seslerini sesinin yanında duyduğu o iyi, o güzel insanları ve yakın tarihimizden bir dönemi anlattı.

Kenter Tiyatrosu, İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları, Tiyatro Kedi, desem.

Yıldız Kenter, Haldun Dormen, Nedret Güvenç, Gencay Gürün, Toron Karacaoğlu, Müşfik Kenter, Şükran Güngör, Dilek Türker, Arsen ve Can Gürzap, Aydan Şener diye devam etsem meselâ.

Fotoğraf: Müjdat Kavas

“Kibarlık Budalası”, “Ölü Ozanlar Derneği”, “Günden Geceye”, “Aşk-ı Memnu”, “Yaprak Dökümü”, “Aşk Mektupları”, “Çalıkuşu”, “Dallar Yeşil Olmalı”, “Fehim Paşa Konağı”, “Buzlar Çözülmeden”, “Sarıpınar 1914”, “Gulyabani”, “Ölümüne Suçlu”, “Yarım Bardak Su”, “Salıncakta İki Kişi” gibi oyunlardan söz etsem…

Tiyatro için yaşayan, öncesi, sonrası, nefesi, varı yoğu tiyatro olan gerçek bir tiyatrocu ile tanışmaya, onun ışıltılı hayallerine tanık olmaya, dahası bir Hakan Altıner “retrospective“i yaşamaya hazır mısınız ?

Haldun Dormen‘in dediği gibi:

“Hakan Altıner deyince içi dışı tiyatroyla dolmuş bir entelektüel gelir aklıma. Gerçekten de onun gibi, tiyatro sanatıyla böylesine yoğrulmuş başka biri daha olduğunu sanmıyorum.Yıllarını tiyatroya adamış bir sanatçı olarak bu benim düşüncem. Bitmek tükenmek bilmeyen bilgisini gençlerle paylaşmaya devam eder umarım.” 

Fotoğraf: Müjdat Kavas

Doğrusunu söylemek gerekirse,  tam da altmışlı yaşlarımın ortasındayken, Hakan Altıner‘den gelen kitap önerisi beni fazlasıyla heyecanlandırmıştı. Yine de kararsızdım. Her zaman olduğu gibi kaygılar yedeğimdeydi. Neyse lafı uzatmayayım, iki hafta kadar düşünüp, “Tamam,” dedim.

İstiyordum ki, aklıma gelen, dilime takılan her soruyu sorayım, bu nehir söyleşi günden geceye aksın. Zaman kavramı kaybolsun. Anıların, yaşanmışlıkların arasında, çağrışımlar, hatırlayışlar sağanağına tutulalım.Her defasında yorgun hayatların eşsiz baharı olmuş, bütün o oyunları, o oyuncuları, crescendo-decrescendo geçişleri konuşalım. Konuştuk da… Hakan Altıner‘i dinlemenin doyulmaz tadını duyumsadım.

Sil baştan çıkagelen anılar arasında, tiyatromuza bir birinden farklı, özel duyarlıklar armağan eden, ışığı yüksek, rüzgârı güçlü bir yönetmenin hayalhanesinde yol aldım.Hep o anlarda asılı kalmak, hep o anlarda mühürlenmek, sahneye yıldız tozları serpmekti niyetim aslında. (Ne ölçüde başardığıma, okur karar verecek artık.) Çok uzaktan, bir ömür kadar uzak diyarlardan gelen, zamanın sisiyle buğulanmamış repliklere kulak verdik birlikte. Bir hayat, kocaman bir hayat yaşadık, bu çalışma esnasında. 14 Eylül 1952’den bugüne uzandık…

Fotoğraf: Müjdat Kavas

Tüm o fotoğraflar, oyun afişleri, program dergileri, gazete/dergi kesikleri, tekstler, kitaplar, mektuplar, şarkılar arasında tam bir harikalar diyarı’nda buldum kendimi… Günlerce süren yayın taramaları yaptım. Ne çok şey öğrendim, ne çok şeyi hatırladım, bilseniz.

Kısaca, “Yönetmen, Oyuncu, Oyun Yazarı, Öğretmen, Tiyatro Sahibi, Genel Sanat Yönetmeni” Hakan Altıner kendi “Hayal Bilgisi”ni anlattı, ben de yazdım.

PINAR ÇEKİRGE

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku