Esen Özman’dan “Medea’nın Kafası”

A. Kadir Bozkurt
9,4K Okunma

Bazı öyküler, binlerce yıl sonra bile anlamını yitirmez. Yalnızca biçim değiştirir, yeni dillerle buluşur, yepyeni yorumlarla insanlara ulaşır. Antik tragedya yazarı Euripides’in 2500 yıl önce yazdığı Medea da bunlardan biridir.

Euripides’in tragedyasını kısaca hatırlayacak olursak; Medea’nın kocası Jason, siyasi çıkarları uğruna Korinthos kralının kızıyla evlenmeye karar vermiştir. Bu ihanet, sevdiği erkek uğruna ailesini ve ülkesini geride bırakan Medea’yı derin bir yıkıma sürükler. Acı ve çaresizlik içindeki Medea, uğradığı ihanetin bedelini ödetmekte kararlıdır. İlk olarak Jason’ın yeni eşine zehirli bir hediye gönderip, korkunç şekilde ölmesini sağlar. Daha sonrasında da kendi çocuklarını öldürerek Jason’a acıların büyüğünü yaşatır. Medea korkunç cinayetlerinden sonra ülkeden kaçacak ve Jason her şeyini kaybetmiş halde geride kalacaktır.

En çarpıcı antik dönem tragedyalarından Medea’da, alışılmışın dışında bir kadın karakter karşımıza çıkmaktadır. Medea, bulunduğu yere ait değildir. Bu aidiyetsizlik, tragedya kahramanının davranışlarını besleyen güçlü bir damar oluşturur. Onun öyküsü yalnızca aşk ve ihanet meselesiyle sınırlı değildir. Aynı zamanda dışlanmanın, yalnız bırakılmanın ve kabul görmemenin anlatısıdır. Euripides’in Medea’sı kararlarını kendi başına alır, öfkesini sahiplenir ve yaptıklarının sonuçlarına katlanır. Onu sarsıcı kılan ise yaptıklarını bilinçli olarak seçmesidir. Bu nedenle, evrensel bir başkaldırı simgesine dönüşen Medea, toplumun sınırlarını zorlayan bir kadın karakter olarak varlığını sürdürür.

Beş yüzyıl sonra Seneca’nın uyarladığı Medea, daha vahşi ve daha karanlıktır. Kahramanın intikamı neredeyse doğaüstü bir yıkıma dönüşür. Klasik dönem yazarı Pierre Corneille’in uyarlamasında antik çağların kaosu disipline edilmiştir. Medea artık kontrolsüz bir figür değil, dramatik yapı içinde işlenen bir karakterdir. Modern dönem yazarlarının uyarlamalarında (Jean Anouilh, Robinson Jeffers), olaydan daha fazla karakterin iç dünyası öne çıkar. Medea’nın eylemleri varoluşsal bir kırılma olarak görülür. Çağdaş dönem yazarları (Heiner Müller, Christa Wolf, Dario Fo, Andreas Flourakis) ise oyunun öyküsünü bireysel olmaktan çıkararak, toplumsal ve politik bir okumaya dönüştürür. Özellikle modern yorumlarda, sistemin ‘öteki’ olarak dışladığı Medea’nın suçlu olup olmadığı sorgulanır, hatta reddedilir.

Son uyarlamalardan birinin yazarı Andreas Flourakis, ‘Medea’nın Burkası’ adıyla göç sorununa odaklanmayı tercih ediyor. Onun oyunundaki Medea, günümüz Avrupa’sında yaşayan başörtülü göçmen bir kadındır. Bir coğrafyadan kopup başka bir yere savrulan Medea, yeni yaşamına tutunmaya çalışırken geçmişini de sırtında taşır. Onun öyküsü de bireysel bir trajedinin dışına taşarak, yerinden yurdundan edilen ve kimliğini yeniden kurmaya çalışan insanların ortak deneyimine dönüşür. O artık binlerce yıl öncesinin tragedya kahramanı olmaktan kopmuş ve günümüz dünyasında, farklı biçimlerde var olmaya çalışan kadınların yansıması olmuştur.

Bu tiyatro oyununu ‘Medea’nın Kafası’ adıyla Yunancadan Türkçeye uyarlayan Esen Özman, aynı zamanda yönetmen ve oyuncu olarak tiyatro seyircisinin karşısına çıkıyor. Doğu-Batı sentezinde kendini konumlayan Esen Özman, oyunun adını ‘Medea’nın Kafası’na evirerek; ana karakterin kimliğini, örtünme gibi geleneksel bir simgeden, kafasını kullanan kadın metaforuna dönüştürmüş. Bu değişiklik metnin yorumlanış biçimine işaret eden önemli bir ayrıntı aslında. Yazarın anlattıklarıyla yetinmeyen yönetmen, Medea’nın parçalanan kimliğine, içsel çatışmalarına ve kafasındaki özgürlük arayışına seyirciyi ortak ediyor. Bu yaklaşım, Medea’nın zihinsel yolculuğuna dahil edilen seyircileri aktif bir tanık haline getiriyor. Oyunu izleyenler, Medea’yı yargılamak yerine anlamaya çalıştığı bir yere sürükleniyor.

Oyun sonrasında sohbet ettiğimiz Esen Özman “2011’de başlayan Suriye krizi ile göç meselesi dünya gündemine oturdu. Ortadoğu’ya yönelik güncel savaşla birlikte ardı kesilmeyecek bu akımın. Ayrıca Rusya-Ukrayna savaşı ve yerkürenin her bir köşesindeki savaşların faturasını son çareyi göç etmekte bulanlar ödüyor,” diyerek sözünü oyununa taşıdı.

“Bu oyunda Medea oradan oraya savrulan  yenidünya insanını da simgeliyor bana kalırsa. Kaçmak, öteki olmayı göze almak, başka topraklara uyumlanmak zorunda kalmak. Ancak Medea’nın Kafası’nda günümüzün prototipi olarak Medea, mitolojinin Medea’sından ayrılıyor. Benim Medea’m geçmişteki kurban kimliğini aşabilmiş ve erkek egemen sisteme akıllı manevralarla olabildiğince kafa tutan bir Medea. Aldatan kocayı bırakabilen ve ihanet yüzünden çocuklarını öldürmeye kalkışmayan bir Medea. Vahşileşmeden hüznünü içinde yaşayan, göç ettiği topraklardan fayda sağlama yolunu arayan ve sessizce sahadan çekilmeyi bilen anaç bir Medea. Yetiştirilme koşullarından ötürü yazgılı olduğu cahilliği, çocukları adına nispeten kırıp, onlara görece iyi bir gelecek hazırlama derdine düşmüş bir Medea…”

Esen Özman’ın “Sine-tiyatro” olarak tanımladığı çalışma; sahne ile perde arasındaki geçirgenlik, arkadaki perdeye yansıyan video kurguları, duygusal müzikler ve yalın kostümüyle sinema ile tiyatro arasındaki sınırları eritiyor. Sahne tasarımında boşluk duygusu yaratan bir dekoru tercih etmiş. Odağı bütünüyle oyuncunun bedenine, bakışına, suskunluğuna yöneltiyor. Uzun açıklamalar ya da yönlendiren diyaloglar yerine, boşluklar ve duraksamalar oyuna yön veriyor. Yönetmenin yaklaşımı ‘anlatmak’ yerine ‘hissettirmek’ üzerine olmuş. Oyun, net yanıtlar sunmak yerine, seyirciyi güçlü sorularla karşı karşıya bırakıyor.

Antik çağların mitolojik kadın kahramanını, günümüz kadınlarına dönüştüren Medea’nın Kafası’ndan geriye kalan, öyküsünden çok yarattığı derin duygu oldu.

A. KADİR BOZKURT

 

OYUN KÜNYESİ

Oyun Adı: Medea’nın Kafası

Yazar: Andreas Flourakis

Çevirmen / Yönetmen / Oyuncu: Esen Özman

Video / Ses / Afiş Tasarımı: Yetkin Omaç

Müzik: Can Atilla

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku