Yusuf Eradam yazdı: “Yaratıcılıkla Olmak Ya Da Olmamak ve PA!”

editor
11,5K Okunma

Her soluk alışımızda ölüme yaklaştığımız çok söylendi sanat yapıtlarında. Ama travmayı yeniden soluk almayı yeğleyerek ve hayatı seçerek oynamıyormuş gibi içtenlikli sunumla atlatmayı öğreten iki örneğime bu gece Brezilya’dan gelen ve üst yazı ile Portekizce sahnelenen PA! (BABA) de eklendi. Hamlet’teki en ünlü tirad, bir. The Piano filmindeki dilsiz gelin Ada’nın kendine kıyma sahnesinde piyanosu ile denizin dibini boylarken vazgeçişi, iki.

PA!’de ise çocuk tacizi / istismarı kurbanının bu gerçeği önce alkolizm ile, sonra da oyunculukla alt edişi çok önemli! Bu sunum OYUNCULUK mesleğini toplumu eğitmek adına da çok önemli bir meslek yapıyor.

CAS (Cihangir Atölye Sahnesi) salonunu Brezilya’da iki ödül alan PA! adlı oyuna açması bu sorunun konuşulması, yayın yönetmenlerinin, medyanın susmayı öğretmemeye gayret etmesine öncülük etmesi açısından önemlidir. Oyunu Mısır’da izleyip Türkiye’ye taşıyan (gururla söylüyorum) öğrencim Tiyatro Eleştirmenler Birliği üyesi Handan Salta‘ya (https://tiyatrodergisi.com.tr/author/handan-salta/) müteşekkiriz.

Sir mcKellen dünya tiyatrosunun ünlü Hamlet tiradını kendi fikrini beyan eder gibi okumuş, nutuk atar gibi değil. PA! da öyleydi CAS’ta.

Elinde mikrofonla da olsa PA!‘deki üstün oyunculuğu ile iki ödül kazanan GUIELLERME LOGULLO da “olmak ya da olmamak” sorunsalını, o travmayı anlatarak/yaratıcılıkla ele alarak yeniden soluk alabilmek özkıyımdan evladır diyor. The Piano‘daki ADA da suyun dibindeki (susmak ile eşanlamlı) sessizlik çok gürültülü gelince son soluğunu almayı ertelemeye karar “veriveriyor.” PA! metninde avukat ve terapist dışında herkes, özellikle de “evin havası” “sus anlatma” diyor.

Anlatabilecekleri susturmak bizim dünyanın “fıtratı” oldu sanırken çocuk istismarı sorununu sahnelerken vurulan ketlerden başta geleni tiyatronun özüydü: -mış gibiliği. Bu yüzden, oyunu iyi ki oyuncunun kendisi yönetmemiş dedim. Metin yer yer istismara maruz kalanın sohbeti gibi sunuluyordu, seyirciyi salona girerken karşılayarak başladı sohbet önce oyuncu ile göz göze gelerek sonra hikayeyi canlandırarak her birimizin empati kurabilmesi sağlanmış oldu. Haliyle, -mış gibilik kırıldı. Her seyirci evin havasındaki istismar fıtratına “ben ne kadar katkıda bulundum” ya da “benim şimdiki halim bu istismarın gizlenmesinden ne denli etkilendi. Ben “susmak” kurbanı mıyım ya da ürünü?” diye sordu. Hatta “bu istismarı satarak çifte kavrulmuş istismarcılardan mıyım?” diye de sordurmuş olabilir.

Oyunun bence başarısı bu deli soruları “seyrederek susanlara” da sordurmasıydı.

Kayıtsızlık da, çünkü, işbirlikçiliğe, ya da suça katılım/teşvik demektir.

“Olmak ya da olmamak, işte mesele bu.”

YUSUF ERADAM

 

İlgili haberimiz: https://tiyatrodergisi.com.tr/dunya-turnesine-cikan-artemakar-productionsin-pai-performansi-8-subatta-cihangir-atolye-sahnesinde/

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku