“3.2.1. Hold Me On Stage” oyunu 10 Ekim’de Caddebostan Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek Türkiye prömiyerini gerçekleştirecek. Dünya prömiyerini Edinburgh Festival Fringe 2026 kapsamında gerçekleştiren oyun, daha sonra Londra’da Etcetera Theatre’da sahnelendi ve OffWestEnd’de listelendi. Edinburgh ve Londra’nın ardından oyun ilk kez Türkiye seyircisiyle buluşuyor.
Oyun Hakkında:
Bir kıskaç makinesinin içinde sıkışıp kalan genç bir kadın üzerinden görünmezlik, yetersizlik hissi, seçilme arzusu ve audition kaygısını ele alan yaklaşık 40 dakikalık solo müzikal, oyuncu Taner Rumeli süpervizörlüğünde geliştirildi
3.2.1. Hold Me On Stage, sahnede kalma ve hayatta var olma mücadelesini merkezine alan çağdaş bir tiyatro oyunudur. Oyun, kadının sahnede varolma mücadelesi , bireyin geçmişten gelen yetersizlik hissi, görünmeme korkusu ve sürekli kendini kanıtlama çabasıyla kurduğu içsel mücadeleyi sahneye taşır. Karakter için sahne yalnızca bir performans alanı değil; varlığını sürdürebildiği tek yerdir.
Metin, modern insanın kırılganlığı ile görünür olma arzusu arasındaki gerilimi inceler. Başarısızlık korkusu, kendini sabote etme, tekrar deneme ve ayakta kalma çabası oyun boyunca katman katman açılır.
“3.2.1. Hold Me On Stage” , yalnızca bir oyuncunun sahnedeki varoluşunu değil; hepimizin görünmek, duyulmak ve kalmak için verdiği mücadeleyi temsil eder. Bu nedenle oyun, kişisel bir hikâye gibi başlar; kolektif bir deneyime dönüşür.
Oyunun Künyesi:
Oyuncu & Yazar: Selin Bakan
Süpervizör: Taner Rumeli
Çevirmen: Esra Kaptan
Işık Tasarımı: Ece Su Öztürk
Fotoğraf & Video: Yusuf Esencan
Vokal Koç: Selmin Artemiz
Set Koordinatörü: Dilek Bakan
Afiş tasarım: Beste Babacan
Yapım: Stüdyo Kolektif
“Masal” Beste: Vassilis Papadopoulos
“Masal” Piyano: Damla Yılmaz
“Masal” Çello: Şirin Vatan
“Masal” Söz: Selmin Artemiz
Stüdyo Kolektif :BAĞIMSIZ PERFORMANS SANATÇILAR TOPLULUĞU
Stüdyo Kolektif , 2025 yılında birçok bağımsız performans sanatçıları destekleyen kurumun kapanmasıyla doğan bir fikirdi. Ülkemizde birçok bağımsız sanatçı prova / performans mekanı bulmakta, erişilebilir ücrette atölye bulmakta zorlanıyor. Atölye fiyatlarının bu denli uçurum olduğu ve niteliksiz sonuçların ortaya çıktığı zamanda Stüdyo Kolektif doğdu.
Bu kolektif topluluk , herkese erişilebilir ve açık olduğunu yayınladı. Burada herkes anlaşılan mekan sponsorlarının mekanlarında prova yapabiliyor, performans gösterisi sergileyebiliyor.
Bildiklerini bilmeyenlere ister ücretsiz ister sınırlı bağışla aktarabiliyor. Mottomuz ‘’ Bilenin bilmeyene olanın olmayana borcu vardır.’’ Bu sayede herkes atölye yürütücüsü olarak bilgilerini aktarırken, katılımcı da olabiliyor. Böylece kolektif bir birlikle bağımsız performans sanatçıları da bağlantı kurup çevrelerini genişletebiliyor.
SELİN BAKAN – oyuncu , yapımcı, yazar
17 Şubat 2003 doğumlu Selin Bakan, lise öğrenimini FMV Işık Lisesi’nde başarıyla tamamladıktan sonra Yıldız Teknik Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nde eğitimine devam etmiştir. Sanatsal eğitimini Sadri Alışık Kültür Merkezi Sinema ve Sahne Sanatları Bölümü’nde tamamlamıştır.
Oyunculuk pratiğini çok yönlü bir disiplin anlayışıyla geliştiren Bakan; Chekhov Tekniği, Le Jeu, müzikal şarkıcılık, stage combat ve dans alanlarında eğitim almıştır. 2025 yılında Londra Academy of Music and Dramatic Arts (LAMDA) bünyesinde düzenlenen Shakespeare Summer School programına katılarak klasik metin oyunculuğu üzerine uluslararası bir deneyim edinmiştir.
Sahne çalışmalarının yanı sıra performans sanatı alanında da aktif olarak üretmektedir. 18. İstanbul Bienali ve Perform İstanbul kapsamında performans sanatçısı olarak yer almış; performans sanatı alanında yurtdışındaki sanatçılarla çeşitli iş birlikleri gerçekleştirmiştir. Disiplinlerarası üretime ve uluslararası etkileşime açık bir sanat pratiği benimsemektedir.
Kolektif üretimin dönüştürücü gücüne inanan Selin Bakan, Stüdyo Kolektif’in kurucusudur. Bağımsız bir stüdyo ve performans sanatçıları kolektifi olan bu yapı aracılığıyla yaratıcı iş birliklerini desteklemekte ve yeni performatif alanlar geliştirmektedir.
Şarkı ve dans geçmişiyle beslenen oyunculuk anlayışında ses ve bedeni yalnızca teknik araçlar değil, hikâye anlatımının temel unsurları olarak ele alır. Klasik, çağdaş ve deneysel üretimlerde aktif olarak çalışmaya devam etmektedir.


