1 Temmuz – 31 Temmuz 2026 Sansür Gündemi

editor
6,2K Okunma
Susma 24 tarafından yayımlanan “Sansür Gündemi”ni okurlarımızla paylaşıyoruz:
“Dön-Dün-Bak” sergisine yeniden yasak kararı

Tütün Deposu’nda, 2024 yılında açıldıktan kısa bir süre sonra Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından yasaklanan ancak kurumun bu karara itiraz etmesiyle Eylül 2025’te yasaklama işleminin hukuksuz bulunduğu “Dön-Dün Bak: Türkiye’de Trans Hareketinin Tarihi” adlı sergi hakkında tekrar “yasaklama için yeterli gerekçe oluşturduğu” hükmüne varıldı.

10. Trans Onur Haftası Sergi Kolektifi’nin hazırladığı ve 26 Haziran 2024’te açılan sergi, 11 Temmuz 2024 tarihinde Beyoğlu Kaymakamlığı’nın tebliğ ettiği bir kararla yasaklanmıştı. Karar uyarınca sergi kapanış tarihinden önce kapatılmış, sergiye dair internet ve sosyal medyada yer alan içerikler de kaldırılmıştı. Etkinliğin “milli birlik ve beraberliği zedeleyici provokatif” nitelikte olduğunu öne süren kaymakamlık, yasağın gerekçesini “milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın korunması” olarak açıklamıştı.

Tütün Deposu’nun da bünyesinde olduğu Anadolu Kültür AŞ, “suç içermeyen bir kültürel etkinliğin kamu düzenini bozabileceği varsayımıyla yasaklanmasının, ifade ve düşünce özgürlüğünün ihlali niteliğinde olduğunu” savunarak Beyoğlu Kaymakamlığı’na dava açmış; İstanbul 19. İdare Mahkemesi’nde görülen davanın 24 Eylül 2025 tarihli karar duruşmasında, kaymakamlığın uyguladığı yasaklama işlemi hukuka aykırı bulunarak iptal edilmişti. Beyoğlu Kaymakamlığı, dava konusu yasağın hukuka uygun olarak verildiğini iddia ederek İstanbul 19. İdare Mahkemesinin kararını istinafa taşıdı. Mahkeme, etkinliğin toplumsal hassasiyetler nedeniyle karşıt grupların tepkisine ve provokasyonlara yol açabileceği değerlendirmesinin yasaklama için yeterli gerekçe oluşturduğuna hükmetti. Anadolu Kültür AŞ, “temyiz yolunun açık olduğunu ve gerekirse yasak kararını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) kadar taşıyacaklarını” açıkladı.

Tuba Ulu’ya 5 ay hapis cezası

Stand-up gösterisinde Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan’ı kastederek “Fuck buddy’siyle evlendi” ifadelerini kullanması nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve ardından hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla dava açılan komedyen Tuba Ulu’ya 14 Temmuz’daki karar duruşmasında 5 ay hapis cezası verildi.
Gösterisinden bir kesitin sosyal medyada dolaşıma sokulmasıyla İstanbul Başsavcılığı tarafından Ulu hakkında 9 Nisan’da soruşturma başlatılmış, gözaltına alınan komedyen adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Ulu’ya geçtiğimiz mayıs ayında ise “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” (TCK 216) suçlamasıyla 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı. Ulu’nun X hesabı ve YouTube kanalı da “milli güvenlik ve kamu düzeni” gerekçesiyle Türkiye’den erişime kapatılmıştı.

Deniz Göktaş’ın tahliye talebine ret

“Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisi nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “dini değerleri aşağılama” suçlamalarıyla yurt dışı seyahatinden dönerken gözaltına alınan ve ardından tutuklanan Deniz Göktaş, 3 Temmuz’dan bu yana kuyu tipi olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi’nde. Göktaş’ın tutukluluğuna geçtiğimiz günlerde avukatları tarafından yapılan itiraz ise “tutukluluk kararının usul ve yasalara uygun olduğu” gerekçesiyle reddedildi. Öte yandan Göktaş‘ın 24 Haziran’da Youtube’a yüklediği ve şu ana kadar yaklaşık 14 milyon kez görüntülenen gösterisinin videosuna, 5651 sayılı Kanunun 8/A maddesi kapsamında erişim engeli kararı getirildi. Ancak video YouTube tarafından henüz görünmez kılınmadı.

Tiyatrocu Levent Üzümcü’ye ev hapsi

16 Temmuz’da Balıkesir Burhaniye’de gözaltına alınan İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (İzBBŞT) Genel Sanat Yönetmeni ve tiyatrocu Levent Üzümcü, İstanbul’daki Çağlayan Adliyesi’nde ifade verdikten sonra “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Sanatçı, ev hapsi şartıyla ve yurt dışına çıkış tedbiri konarak serbest bırakıldı. Üzümcü serbest bırakılmasının ardından, komedyen Tuba Ulu’ya verilen hapis cezasıyla ilgili bir habere yaptığı yorumun cezaya gerekçe gösterildiğini aktararak “Tüm paylaşımlarım istisnasız X hesabımda durmaktadır, duracaktır, yenileri paylaşılacaktır; dolayısıyla susmam ve susturulmam mümkün değildir” demişti.

Savcı, çizer Doğan Pehlevan’ın cezalandırılmasını istedi

LeMan dergisi çizeri Doğan Pehlevan hakkında, kendisine ait olduğu iddia edilen sosyal medya hesabından yapılan paylaşımlar gerekçe gösterilerek “Cumhurbaşkanına hakaret” (TCK 299) suçlamasıyla açılan davanın 14 Temmuz’da görülen dördüncü duruşmasında esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, dosyaya gelen raporlar doğrultusunda eylemin sabit olduğunu savunarak Pehlivan’ın “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan cezalandırılmasını istedi. Yurt dışı çıkış yasağının devamına karar veren mahkeme, davayı 6 Ekim 2026 tarihine erteledi.

Giresun’da gerçekleşecek üç konsere engel

Mali sıkıntılarla mücadele eden Giresunspor’a destek amacıyla 17, 18, 19 ve 25 Temmuz tarihlerinde Giresun Çotanak Stadyumu’nda düzenlenmesi planlanan Tan Taşçı, Teoman ve Kenan Doğulu konserleri Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından önce ertelendi, ardından da stadın uygun olmadığı gerekçesiyle iptal edildi. Etkinliği düzenleyen organizasyon şirketi tarafından yapılan açıklamada, konser hazırlıklarının eksiksiz tamamlandığı ve 35 bin biletin satıldığı belirtilirken “gerekli idari izin süreçlerinin olumlu sonuçlanmaması” nedeniyle etkinliklerin iptal edildiği duyuruldu.

Şenay Aydemir: “Sistematik bir dönüşümün yeni aşamasındayız”

Şenay Aydemir, geçtiğimiz aylarda İletişim Yayınları’ndan çıkan yeni kitabı “AKP’nin Kültür Savaşı: İmha ve İnkâr Kıskacında Sanat”ta, AKP iktidarının meşhur “kültür savaşı”nı masaya yatırıyor. Aydemir kitapta bir yandan ekonomik, siyasal ve toplumsal bağlamda bir “büyük resim” çizerken diğer yandan bu büyük resmin içini dolduran vakaları ve önemli kırılma anlarını inceliyor.
Ekrem Buğra Büte’nin Susma için gerçekleştirdiği söyleşide Aydemir, bu önemli kırılma anlarını şu sözlerle özetliyor: “2010 referandumunu bir kırılma noktası olarak görüyorum. 2013 Gezi ayaklanması ise ikinci kırılma noktası. AKP’nin 2015 seçimini kaybetmesi, yani iktidardan düşmesi ve o aradaki çatışmalı dönemden sonra yeniden tek başına iktidar olması bir başka kırılma ânı. Bir de 2017-2018, yani rejim değiştiren referandum ve Erdoğan’ın “başkan” olması süreci var. Bu dönemlerde Erdoğan’ın ve AKP’nin siyasal ihtiyaçları değiştikçe kültür-sanata bakış da dönüşüyor. 2010’dan Gezi’ye, hatta 2017’ye kadar, dönüşen biçimlerde bir meşruiyet arayışı var. Ve bunun içinde sanatın araçsallaştırılması gibi bir durum söz konusu. Bu alandaki gücü gördükten sonra sanatı araçsallaştırarak bir siyasal dil üretmeye ve buradan bir güç devşirmeye çalışıyor.”
Ekrem Buğra Büte, Aydemir’le kitabı ortaya çıkaran süreçten başlayıp içinde yaşadığımız dönemin tarihselliğine, günümüz kültür-sanat gazeteciliğinin hâline ve sansür/otosansür mekanizmalarının tehlikelerine uzanarak “kültür savaşı “cephe”lerinde yaşanan yeni gelişmeleri konuştu.

Sansür gündeminin tamamı için tıklayın!

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku