Susma 24 tarafından yayımlanan “Sansür Gündemi”ni okurlarımızla paylaşıyoruz:
“Görüyor, biriktiriyor ve ses çıkarıyoruz”
Sinema alanında kayda geçen son sansür vakası, Bingöl Elmas’ın “Şiirli Oda’nın İzinde” filmine Kültür ve Turizm Bakanlığınca verilen yapım desteğinin geri çekilerek faiziyle istenmesiyle hayat buldu. Emin Alper’in “Kurak Günler” filminin de 2022 yılında benzer bir sansüre maruz kaldığı bu uygulama, bu kez yapım aşamasındaki bir belgesel film için işletildi. Elmas’a Kapadokya’da yaşanan tahribatı aktardığı filminin bakanlık yetkililierince sözlü olarak “politik” olduğu gerekçesiyle reddedildiğinin söylenmesine karşılık, resmi açıklamanın “başvuru dosyasındaki senaryoyla uyumlu olmadığı” şeklinde olması da gösteriyor ki, filmler artık “içerik denetimine” de tabi tutuluyor. Öte yandan yapım desteğinin kendisine verilen ilk taksidini faiziyle geri ödeyen Elmas’a, aynı zamanda “ekonomik sansür” de uygulanıyor.
Yakın zamanda Özkan Küçük imzalı “Rojbash” filminin de yine Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yasaklanması ve benzer bir sansüre maruz kalmasından hareketle Özkan Küçük ve Bingöl Elmas, Susma Platformu için bir araya geldi. İki yönetmen, hem kendi filmlerine uygulanan sansür hem de bağımsız sinemaya yönelik son yıllarda gittikçe artan müdahaleler ve bu müdahalelerin yol açtığı tahribat üzerine konuştu.
Deniz Göktaş tahliye kararının ardından yeniden tutuklandı
“Ölü Deniz” adlı gösterisindeki ifadeleri nedeniyle “dini değerleri aşağılama” ve “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarıyla 3 Temmuz’dan bu yana Çorlu’daki Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan komedyen Deniz Göktaş’ın tutukluluğuna yapılan itirazı inceleyen İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.
Tahliye kararı sonrası avukatlarına haber verilmeden SEGBİS ile sulh ceza hâkimliğine çıkarılan Göktaş, cezaevinden çıkamadan “Daltonlar Çetesi’nin suç içerikli eylemlerini öven, meşru gösteren ve suça ulaşılmasını kolaylaştıran” ifadeleri gerekçesiyle “suçu ve suçluyu övme” suçlamasına istinaden “kaçma” ve delilleri karartma şüphesi” gerekçeleriyle yeniden tutuklandı.
Savcılıkta ifade veren Mabel Matiz’e yurt dışı yasağı
“Ha Leylim” şarkısının sözleri ve klibi gerekçe gösterilerek “müstehcenlik” suçlamasıyla hakkında soruşturma başlatılan, soruşturmanın ardından YouTube’da yayınlanan klibine de aynı gerekçeyle erişim engeli getirilen Mabel Matiz, İstanbul Adliyesi’nde ifade verdi. Savcılık işlemlerinin ardından mahkemeye sevk edilen müzisyen hakkında, yurt dışına çıkış yasağı kararı verildi. Matiz, ifadesinde eserlerinin kimliği üzerinden yorumlandığını belirterek “Şarkım bir sanat eseridir. Klipte mühtehcenliğe ilişkin herhangi bir sahne, görüntü, gönderme bulunmamaktadır” dedi.
Bennu Gerede hakkında müstehcenlik soruşturması
Bir YouTube programında boynuna taktığı kolyenin ucundaki portatif vibratörden bahseden fotoğraf sanatçısı Bennu Gerede hakkında “müstehcenlik” iddiasıyla soruşturma başlatıldı.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “müstehcen görüntülerin alenen sergilenmesini, müstehcenliğin yazı veya sözlerle basın-yayın veya internet yoluyla yayılmasını” yasaklayan Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesi kapsamında yürütülen soruşturmada gözaltına alınan sanatçı, ifadesinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Müzisyen Nuarin serbest bırakıldı
Çalışmalarını Avrupa’da sürdüren Kürt müzisyen Nuarin, Çukurova Uluslararası Havalimanı’nda gözaltına alınarak emniyet sorgusunun ardından savcılığa sevk edildi. 2014 yılında faaliyet yürüttüğü Mezopotamya Kültür Merkezi bünyesindeki sanatsal ve kültürel çalışmaları nedeniyle “örgüt üyesi olma” iddiası yöneltilen müzisyen, hakimlik sorgusunun ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
RTÜK’ten dijital platformlara ceza
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, “Bang My Box: The Robin Byrd Story” adlı belgesel (HBO Max), “Spartacus: House of Ashur” adlı dizi (Prime Video), “A Teacher” adlı dizi (Disney+) ve “Heartstopper: Sonsuza Dek” adlı film (Netflix) nedeniyle yapımların yayınlandığı platformlara “genel ahlaka aykırılık”, “müstehcenlik” gibi gerekçelerle katalogdan çıkarma ve idari para cezası uyguladı.
AİHM: “Osman Kavala derhal serbest bırakılmalı”
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 2017’den bu yana “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamalarıyla cezaevinde bulunan iş insanı, sivil toplum aktivisti ve aynı zamanda Anadolu Kültür’ün kurucusu Osman Kavala’nın haklarının ihlal edildiğine hükmetti.
2019’da verdiği ilk ihlal kararının ardından Kavala’nın devam eden tutukluluğu, hakkında yürütülen ceza yargılaması ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını konu alan ikinci başvuruda AİHM, bir kez daha Türkiye’nin Kavala’nın haklarını ihlal ettiğine hükmederek “Osman Kavala en kısa sürede serbest bırakılmalı” açıklamasında bulundu. Mahkeme kararda, Kavala’nın durumunun “bütünüyle istisnai” olduğunu kaydederek 18 Ekim 2017’den bu yana sekiz buçuk yılı aşkın süredir kesintisiz biçimde özgürlüğünden yoksun bırakıldığını, bu süre boyunca mevcut iç hukuk yollarının kullandığını ancak bunların hiçbirinin Kavala’nın serbest bırakılmasını ya da tespit edilen ihlallerin yeterli biçimde giderilmesini sağlamadığını ifade etti. AİHM, Türkiye’nin Osman Kavala’ya 70 bin euro manevi tazminat ödemesine hükmetti.
