Robert İcke’ın Yorumuyla Sofokles’in Kral Oidipus’u

Mehmet Kerem Özel
2817 Görüntülenme

Günümüzde bir başkanlık seçimi akşamı. Sonuçların açıklanmasına bir buçuk saatten biraz uzun bir süre var. Seçimin favorisi politikacı konferans salonundan seçim merkezine dönüştürülmüş geçici mekânda ailesiyle akşam yemeği için bir araya geliyor. Politikacı hırslı, dürüst ve kendine güvenli, ailesine karşı anlayışlı ve sevgi dolu. Kendisinden önceki başkanın ölüm nedenine dair soruşturma izni verecek kadar şeffaflığa inancı da var. Akşam sırasında ara ara gelen seçim sonuçlarının heyecanı yaşanırken, politikacının geçmişine dair kendisinden bile gizli kalmış gerçekler de birer birer ortaya çıkıyor. Geri sayımın bittiği, gerilimin doruk noktasında politikacının seçimi kazandığının açıklandığı an ile geçmişine dair kabul edilmesi en zor gerçeği idrak ettiği an örtüşüyorlar. Politikacının adı Oidipus. Evet, Sofokles’in o ünlü trajik kahramanı Kral Oidipus. 

Genç İngiliz yönetmen Robert İcke Kral Oidipus’u, yeniden yazarak sahnelediği Sofokles uyarlaması Oedipus (Oidipus)’ta günümüzün bir politikacısı olarak karşımıza çıkarıyor ve bizlere, başlarda kim olduğunu ve kendini bildiğini güvenle iddia eden Oidipus’un yavaş yavaş çözülüşünü çağdaş bir drama olarak izletiyor. İcke, Oidipus’un kendine dair öğrendiği gerçekler yüzünden çözülüşüyle içine düştüğü boşluk ve varoluşsal hiçlik duygusunu, bir yandan mekânsal olarak artık işlevi bitmiş seçim merkezinin (sahne tasarımı: Hildergard Bechtler) oyun boyunca yavaş yavaş boşalmasıyla, bir yandan da görsel olarak Oidipus’u oyunun başındaki takım elbiseli halinden sonunda çoraplarını bile çıkardığı don-gömlek kalacak kadar çıplak haline soyarak vurgulu ve etkili bir şekilde anlatıyor. Oidipus’u canlandıran usta oyuncu Hans Kesting’in de bu etkide payı büyük. Kabullenilmesi imkânsız gerçekleri arka arkaya öğrendikçe önce şaşkınlaşan sonra üzüntüyle afallayan yüzü, önce tereddüt ardından yapmış olduklarına dair dehşet içeren bakışları ve heybetli cüssesini kendine güvenli bir adamdan korunmasız ve kolayca yaralanabilir bir çocuğa -hatta yeni doğmuş bir bebeğe- dönüştürdüğü beden diliyle Kesting harikalar yaratıyor. 

Oidipus, Photo by Jan Versweyveld

Oidipus ona oyun boyunca farklı kişiler tarafından dendiği gibi “sırf kendisi görmediği için olayların gerçekleşmediğini”, “sırf kendisi anlamıyor diye şeylerin muamma olduklarını” zannetmeye devam ediyor, ta ki Teiresias’ın “Her şeyi tersine çeviren ama kendisi olduğu gibi durmaya devam eden nedir?” bilmecesinin cevabının ayna olduğunu oyunun sonuna doğru çözene dek.

İcke, merkeze aldığı Oidipus’un dürüst, kendine güvenli, sevgiyle dolu, kontrolü elinde bulunduran ve gerçeği öğrenme ve açıklama anlamında şeffaflığa inanan bir erkek olarak ruhsal çözülüşünü oyun boyunca ilmek ilmek örüyor. Icke, Oidipus’u oyunun ortalarında bir sahnede yerde, sona doğru annesi olduğunu öğreneceği karısı İokaste’yle seviştirirken İokaste’nin göğsünden emdirtiyor. Icke, oyunun sonuna doğru yine yerde konumlandırdığı benzer bir sevişme sahnesini ise bu sefer stilize edilmiş bir koreografiyle düzenleyerek İokaste’nin Oidipus’u doğurmasını sahneleyerek, sonunda Oidipus’u yerde uzun bir süre İokaste’nin rahminden yeni çıkmış bir bebek formunda durdurtuyor. İcke, seçim zaferi konuşması için İokaste’nin ayağına giydiği sivri topuklu ayakkabıyı da oyunun sonunda topuğuyla (özgün metinde İokaste’nin elbisesinin iğneleriyle) gözünü çıkarması için Oidipus’a kullandırtıyor. Böylece Kahin Teiresias’ın başta Oidipus’a söylediği “Kendin söyledin, hastayız, görüşümüz olmadan baktığımız, şeylerin hiçbir zaman özünü görmeyip yüzeylerinden körleştiğimiz için hastayız” sözleri de karşılığını buluyor oyunun sonunda, Oidipus onu kör eden bakışından kendini körleştirerek bütünüyle kurtuluyor. 

Oidipus, Photo by Jan Versweyveld

İcke, Oidipus’un etrafındakilerin, Kreon’un ve özellikle çocukları Antigone, Eteokles ie Polyneikes’in ileriki zamanlarda aralarında yaşayacakları -ve bizlerin mitolojiden ve diğer tragedya metinlerinden aşina olduğumuz- anlaşmazlık durumlarını önceleyen ipuçlarını sadece tek bir aile yemeği sahnesiyle ustaca ortaya serdiği gibi, 13 yaşında hamile bırakılıp, karnından zorla çekip çıkarılan ve akıbetini öğrenemediği çocuğuna dair travmasıyla İokaste’nin de sesini -bugüne kadar hiç olmadığı gürlükte– duyuruyor bize. 

İcke, İokaste’ye oyun boyunca ısrarla gözlüğünün eksikliğini hissettiriyor (gözlüğünü takması gerektiğini bir kere Oidipus ona, bir kere de kendisi kendisine söylüyor) ve oyunun sonuna doğru gözlüğünü taktırarak İokaste’nin acı gerçeği görmesini sağlıyor. 

Oidipus, Photo by Jan Versweyveld

İcke oyunun sonunda bir geriye dönüş (flashback) yaparak bize İokaste’nin, intiharıyla mezara dönüşecek mekâna Oidipus tarafından gözleri bağlı olarak ilk defa getirilişini ve bağdan kurtulup mekânı görünce “Burası evim gibi” deyişini gösteriyor. İokaste’nin sona doğru sorduğu “Neden ısrarla geriye, karanlık derinliğe doğru bakarız?” sorusunun cevabını Teiresias daha en başta vermiştir zaten: “Zaman rotasını belirlemiştir ve o rota geçmişe doğrudur.”

Marieke Heebink müthiş bir duyarlılıkla canlandırıyor İokaste’yi; örneğin İokaste’nin geçmişin acılı sırlarıyla yüzleşirken, gerçekte oğlu olduğunu anladığı ilk anda, ona doğru gelmekte olan kocası Oidipus’tan bir anda bedenini tepkiyle geri çekmesi var ki, ancak bu kadar doğal olduğu kadar katmanlı anlamlar barındırır.

Oidipus, Photo by Jan Versweyveld

Yapımla ilgili aklıma takılan en ilginç soru, Oidipus’un seçim posteri olarak Shepard Fairey’in Barack Obama için yaptığı ünlü görsel tasarımı kullanmasının İcke’nin hınzır yorumlarından biri olup olmadığı. İcke Oidipus-Obama çakıştırmasını sadece doğum belgesi (Obama’nın A.B.D.’de doğmadığı iddia edilmişti ve doğum belgesi tartışması çıkmıştı) nedeniyle mi yapıyor, yoksa  “Devlet hasta” diyerek devlet işleri ve hükümranlık hakkında samimi bir özeleştiri ve ileriye dönük yapıcı bir vizyonla oyunu başlatan, halk tarafından sevilen ve seçimden zaferle çıkan ama kendi hakkındaki gerçeklerden bihaber Oidipus karakteri üzerinden, başkanlık yaptığı dönemde Amerikan toplumu ve dünyanın geneli tarafından sevilen ve takdir edilen Obama gibi bir kişiliğin bile politikacı olarak ne kadar güvenilir olduğunu sorgulamak da mı istiyor? Belki de bu yüzden İcke İokaste’ye bir sahnede “Hepimiz biliyoruz ki yalanlar üzerine dönen bir hayat yaşıyoruz. Herkes yalan söylüyor: Hükümetler, bankalar, çevre hakkında… Dünya yalanlar üzerine dönüyor” dedirtiyor.

Oidipus, Photo by Jan Versweyveld

ITA (International Theater Amsterdam – Amsterdam Uluslararası Tiyatrosu) 2020-21 sezonunu ekim ayında sahneden naklen yayın programı ITALive üzerinden sunduğu bir Antik Yunan metni uyarlaması, Simon Stone’un Medea’sıyla açmıştı. Sezon sırasında İvo van Hove’nin efsanevi Shakespeare uyarlamaları dört buçuk saatlik Kings of War ve beş buçuk saatlik Roman Tragedies gibi devasa yapımları da ITALive’da seyirciyle buluşturan topluluğun 21 Mart 2021’de sahnelediği 10. gösterisi Oedipus (Oidipus) idi. ITALive’ı takip etmekte fayda var…

MEHMET KEREM ÖZEL

0

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku