Özel Tiyatrolara Yardımda Kriterler İdeolojik: “Türk Örf ve Adetlerine Aykırı Oyunlar Sahneleyene Para Yok”

Pınar Arabacı
7028 Görüntülenme

Türkiye’de devlet – tiyatro ilişkisinin kristalize olduğu alanlardan biri, devletin özel tiyatrolara yaptığı “nakdi yardımlar”. Yurttaşların ödediği vergilerinden tiyatrolara aktarılan bu yardımları organize etmek üzere oluşturulan Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Özel Tiyatrolara Yardım Değerlendirme Komisyonu, kurulduğu 1982 yılından bu yana, tiyatro tarihimizin üzerinde en çok konuşulan, tartışılan yapılarından biri. Dergimiz yazarı Pınar Arabacı ve genel yayın yönetmenimiz Yavuz Pak, bu yıl komisyonda görev alan Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı Ragıp Ertuğrul ve akademisyen Prof.Dr. Nihal Kuyumcu ile komisyonun yapısı, işleyişi ve işlevi üzerine konuştular.

Adı hemen her dönem şaibelerle anılan bu komisyonun yapısı ve işleyişi, bizzat komisyonun üyelerinin tanıklılkarı üzerinden “ilk kez” bu kadar “açık ve somut” biçimde masaya yatırılıyor.  30 yıllık geçmişiyle, tiyatro yayıncılığının yaşayan en eski yayın organlarından biri olan olan Tiyatro… Tiyatro… Dergisi’nden bile daha önce kurulmuş ve o günden bu yana “kapalı kutu” olarak kalan komisyonun çalışmalarının tüm veçheleriyle “açığa çıkartılması”, Türkiye Tiyatrosu için “tarihsel” bir değer taşıyor. Zira, yıllardır özel tiyatrolara yapılan yardımlara dair dillendirilen şaibelerin merkezinde komisyonun “şeffaf” olmayan yapısı yer alıyor. Şeffaf olmayan her yapının, ilkesiz, tutarsız, adaletsiz, keyfi ve hukuksuz bir işleyişe zemin hazırladığı düşünüldüğünde, “Pandora’nın Kutusu”nu açtığımız bu söyleşinin, devletin özel  tiyatrolara desteği kadar, devlet-tiyatro ilişkisine ve tiyatronun kamusallığına dair yeni ve kapsamlı bir “sorgulamanın” perdesini aralayacağını düşünüyoruz.

Her cümlesi tiyatro tarihimiz için kıymetli olan bu söyleşiyi iki bölüm halinde yayımlıyoruz. Bugün yayımladığımız ikinci bölümde, bu yıl Değerlendirme Komisyonu’nda görev alan Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Genel Müdür V. Ömer Faruk Belviranlı, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcı V. Erkan Tarhan, Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Serkan Erkmen, İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Öğr. Gör. Prof.Dr. Fehime Nihal Kuyumcu, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı Ragıp Ertuğrul, Dramaturg S. Sümeyye Karaarslan ve Oyuncu/Yapımcı İsmail Hakkı Ürün’den oluşan Değerlendirme Komisyonu’nun işleyişi, yardım için başvuran fason tiyatrolar, yaşanan tartışmalar, başvuruları reddedilen tiyatrolar ve red gerekçelerine dair sorular ve yanıtları, keyfi uygulamalar ile komisyonun şeffaf ve adil bir yapıya dönüşmesi için teklif ve öneriler yer alıyor.

“80 Tane Fason Tiyatro Başvurusu Tespit Ettik”

Yavuz Pak: Desteklerden nemalandırıldığı söylenen fason tiyatrolar olduğu da bir başka eleştiri konusu. Bu konu gündeme geldi mi?

Ragıp Ertuğrul: Evet, tiyatro gruplarının listesine baktığımızda bazılarının tiyatro ile hiçbir ilgisi olmadığını gördük. Ne yazarını tanıyoruz, ne elimizde projesi var kimilerinin, hangi ekiple bu tiyatroyu yapacaklar belli değil. Sosyal medyada bile görünür değiller. Afişleri yok. Yani mesela Devlet Tiyatrosu’nun turnesine gitmiş bu sözde tiyatro. Tek bilgi bu. Onun dışında hiçbir bilgi yok. Biz bu 400 başvurunun 80’nine ilişkin ikna olabileceğimiz hiçbir bilgiye rastlayamadık! Bunun üzerine, “Kabul edin ya da etmeyin biz raporumuzu hazırlayacağız” dedik. Yani ilk toplantıda hiçbir şeye imza atmadık. Onlar diyorlar ki “Para belli, başvuranlar da belli bunu bir an önce dağıtalım.” Listelere tek tek bakılsın istemiyorlar. Biz de diyoruz ki “Ama başvuranların hepsi desteğe uygun değil.” 

Pınar Arabacı: Sanki hep bir acele ettirme çabası var. 

Ragıp Ertuğrul: Evet, hep bir aceleye getiriyorlar. “Biz çalışacağız müsadenizle, bu iş bu şekilde olmaz” dedik. O zaman Kültür Bakanı da, “Madem siz çalışacaksınız bizde de çalışılsın”. Biz söyleyince, talep edince bunu yapmaya karar verdiler. Çünkü orada böyle bir kültür, bir alışkanlık yok. Biz şunu da söyledik: “Bu iş böyle iki toplantıyla olmaz, çok daha geniş bir zaman lazım. Biz vaktimizi vereceğiz, bizim için sorun yok.” Bakanlık temsilcileri ise, “Pandeminin yarattığı olumsuzlukların bir an evvel giderilmesi için acil ihtiyaç var. Böyle yaparak engel oluyorsunuz” dediler. Biz de diyoruz ki “Ama bu şekilde sağlıklı bir çalışma yapılmaz. Yumurta kapıya dayanmış madem neden bu toplantılar daha önce yapılmadı?” 

“Bakanlıkta Birebir Görüşmeler Yapıldı”

Pınar Arabacı: Sonra ne oldu?

Ragıp Ertuğrul: Birinci toplantıdan sonra biz raporumuzu hazırlayıp gönderdik. Ardından, en başta konuştuğumuz gibi, birinci toplantının ertesi günü bizim Yeni Akit’te haberimiz çıktı. 

Yavuz Pak: Bugüne kadar isimleri hep gizlenen komisyon üyeleri, basın aracılığıyla, hem de senin 80 fason tiyatroyla ilgili itirazının ertesi günü deşifre edildi yani. Aba altından sopa göstermek gibi bu…

Ragıp Ertuğrul: Sonra da Bakanlık’ta bizlerle birebir görüşmeler yapıldı. Zaten bu birebir toplantılar yapılmasaydı ben o toplantıda diyecektim ki ”Ben burada tek laf etmeyeceğim. Güvenim sarsıldı. Buradan haber uçuyor dışarıya.”  O birebir görüşmede de Bakan Yardımcısı önce bize çalışmalarımız için teşekkür etti ve sonra “Bu durumdan kendilerinin de rahatsız olduklarını” dile getirdi. “Ragıp Bey, inanın hem bakana hem bana sizin komisyon üyeliğinizle ilgili o kadar çok menfi yorum geldi ki, ne kadar başımız ağrıdı bilemezsiniz” dedi. 

“44 Tiyatronun Başvurusu Reddedildi”

Yavuz Pak: Sizin 80 tiyatronun fason olduğunu belirttiğiniz rapora rağmen, sonuçta 44 tiyatronun talebi reddedildi. 

Nihal Kuyumcu: Evet, reddedilen ekip sayısı 44. Bize “Bunları siz istemediniz” diye reddettiklerini söylediler. Sonra hesaplar açıklanmaya başladı. Bizim istediğimizden çok farklı olduğunu gördük. 

Ragıp Ertuğrul: Son listede tiyatro ismi var, bütçesi var sadece; başka bir şey yok. Bir önceki listede salon vardı, oyun adı vardı. Bir de bu listeyi iki saatte incelememiz isteniyor. İki saatte böyle bir listenin incelenebilmesi mümkün değil! Biz de önce olumsuz görüş verdiklerimizin kabul edilip edilmediğine baktık. Onlara odaklandık mecburen. Onların da yarısının kabul edilmiş olduğunu gördük. Yarısı reddedilmiş. “Sizin görüşleriniz doğrultusunda bu 44 tiyatroyu reddettik” dediler. Ama bu reddedilenlerden 8 tanesi bizim olumsuz rapor verdiğimiz tiyatrolar değildi. 

“Desteklediğimiz 8 Tiyatronun Reddedilme Nedeni: Türk Örf ve Adetlerine Aykırı Oyunlar”

Pınar Arabacı: Hangi tiyatrolar bu 8 tiyatro?

Ragıp Ertuğrul:  Moda Sahnesi, BGST, İkincikat, Milli Sanat Tiyatrosu, Baksa Sanat Tiyatrosu, Glow Tiyatro Topluluğu, Özkaya Yapım ve SıfırNoktaİki Prodüksiyon. Biz bu 8 tiyatronun “neden reddedildiğini” sorduk. 8 tiyatroyu ayrıca masaya yatırdık. “Bu 8 tiyatroyu biliyoruz, çok güzel işler yapıyorlar yıllardır” dedik. Değerlendirme Komisyonu’nun Özel Tiyatroları temsil eden diğer iki üyesi red gerekçelerini şöyle açıkladılar: “Evet, biz de bunu kabul ediyoruz, ama duygularımız hayır diyor. Çünkü Türk örf ve adetlerine, geleneklerine aykırı oyunlar sergiliyorlar.” BGST için ise başka bir gerekçe sundular: “BGST zaten Kültür Bakanlığı’nı destekler konusunda mahkemeye verdi, dava hala devam ediyor. Bu dava ortadayken onlara destek verilemez, bu nedenle onu da reddediyoruz” dediler. Evet, aynen böyle söylediler! 

Yavuz Pak: Bu gerekçeler bazı özel tiyatrolara devlet desteğinin ideolojik/politik gerekçelerle reddedildiğini göstermiyor mu?

Ragıp Ertuğrul : Evet. Bakın, Değerlendirme Komisyonu’nun Özel Tiyatroları temsilen atanan dramaturg üyesi bu konuda şunu söyledi: “Dramaturg olarak baktığımda bu 8 tiyatro iyi tiyatro yapıyorlar gerçekten. Ama bu ekipler hakkında çok şikayet geliyor bize” dedi. Ben de “Hayır, bu değerlendirmeyi bu ideolojik yada duygusal olarak yapamayız, mesleki açıdan bakmak zorundayız” dedim.

Nihal Kuyumcu: Sonra bunları bir müddet daha tartıştık. Ardından “Bu 8 tiyatro için ayrıca oylama yapalım” dediler.  8 tiyatro için oylama yapıldı ve yediye karşı iki oyla reddedildi. O iki kişi de bizdik işte. 

Ragıp Ertuğrul: Mesela bize geçen sene 30 tiyatronun reddedildiği söylendi. Hangi gerekçelerle reddedildiğini sordum bu 30 tiyatronun. Biz de bilelim bu kriterleri. Cevapsız bırakıldı hep bu sorular. Bu 8 tiyatronun başvurularını reddetme gerekçelerini 8. maddeye dayandırmaya çalışsalar da, yukarıda değindiğim şifahen konuşulanlar asıl reddetme nedenleri aslında. 

“Bizim Reddetiğimiz Tiyatroların Yarısının Başvuruları Kabul Edildi”

Pınar Arabacı:  Peki sizin olumsuz görüş bildirdiğiniz 80 tiyatro?

Nihal Kuyumcu: Bizim olumsuz görüş bildirdiğimiz ama onlar tarafından kabul gören tiyatrolar tek tek sorduk. “Üç yıldır desteklenen tiyatrolar var aralarında, taahhütlerini de yerine getirmişler zaten” dediler. “İçlerinde İçişleri Bakanlığı’nın projesini yapanlar var” dediler. Benzeri gerekçelerle bizim reddetmek istediğimiz 40 civarında tiyatronun başvurusunu kabul etme nedenlerini açıkladılar ya da desteği hak ettiklerini ispatlamaya çalıştılar diyelim. 

Yavuz Pak: Zaten son yıllarda, Gezi olaylarından bu yana bir kara liste olduğu konuşuluyor tiyatro camiasında. Eş zamanlı olarak, son yıllarda giderek artan sayıda fason tiyatroya buralardan fon aktarıldığı konuşuluyor. Bu kadar şeffaf olmayan bir yapıda, keyfiyetin hüküm sürdüğü bir işleyişte adaletin sorgulanması doğal değil mi?

Nihal Kuyumcu: Bana göre yanlış yolda doğru kararlar alınamaz. Destek yeniden düzenlenmeli ve tanımlanmalı belki de. Sigorta desteği olur, stopaj desteği olur, salon desteği olur, vergi desteği olur… Nakdi olarak bir para vermek yerine bu alanlarda düzenleme yapılarak da tiyatroya destek olunabilir. Aksi takdirde bu şaibeler de hiçbir zaman bitemez. Mesela bu sene tiyatro başına verilen destek miktarı azaldı, çünkü başvuru sayısı arttı. Ama başvuru yapanların içinde gerçek olmayan, aslında sahada oyunlarını göremediğimiz isimler de varsa ve bunlar tespit edilemiyorsa, nakdi desteğin dağıtımı da adaletsizliğe neden oluyor, şaibenin önüne geçilemiyor. Sağlıklı bir tarama, araştırma ve ölçme-değerlendirme sistemi olmadan da bu süreç böyle devam edip gider.

“Komisyon Objektif Kriterlerle Şeffaf ve Adil Bir Yapıya Kavuşturulmalı”

Pınar Arabacı: Size bu süreçte yaşadıklarınız üzerinden şunu sormak istiyorum: Bu komisyonun işlevi ve işleyişine dair önerileriniz nedir?

Nihal Kuyumcu: Komisyon yeniden yapılandırılmalı ve üyeleri daha geniş bir alandan gelmeli. Daha önce de söz ettiğimiz gibi belki her ilden görevliler, temsilciler olmalı. Yapısal olarak da değişmeli bu komisyon. Daha geniş katılımlı olmalı, böyle sekiz-dokuz kişilik değil. Her ilin kendi içinde tuttuğu raporların değerlendirilmesi lazım. Seneye başvuruların yapılması beklenmeden, şimdiden bu işin üzerine gitmemiz gerekiyor ki tekrar aynı şeyler yaşanmasın. Öte yandan, kriterlerle ilgili çalışmaların da şimdiden başlatılması lazım ki bu subjektif kriterler düzeltilebilsin. Veriler şimdiden toplanmalı ve çalışılmalı. Kriterler net ve güvenilir olduğunda komisyonda kim olursa olsun taraflı veya keyfi hareket edemez. Madem ki sanatsal içeriği eleştiremeyiz, sanatsal içeriğe karışma hakkımız yok, o zaman kriterlerin sahiden çok net olması lazım. Somut veriler olacak ve bunlar kapalı değil açık olacak. Kime ne kadar destek verildiği nedenleriyle, somut verilerle açıklandığında ve tüm süreç gerçekten denetlenebildiğinde bu şaibeler ortadan kalkabilir. Komisyona sahiden gerek kalmayacak bir noktaya da ben kesinlikle gelinebileceğine inanıyorum. Yeter ki şeffaf ve nesnel kriterler sağlansın. 

Ragıp Ertuğrul: Ayrıca şimdi destek alan tiyatroların da bir şekilde takip edilip içlerinde gerçek olmayanlar varsa, bunların tespit edilmesi lazım. Bu takip için de koordine olmamız gerekiyor. Bunu yapmaktan başka çare göremiyorum ben. Bütün bu destek alan ekiplerin takibini yapabilmek için nasıl bir yol izlemeliyiz? Bunları konuşmaya başlamalıyız artık. 

Yavuz Pak: Bu komisyon üyeliği sürecinde ve sonrasında vicdanen rahatsız oldunuz mu?

Nihal Kuyumcu: Vicdanen rahatsız olmak için orada hiçbir şey söylemeden, hiçbir şeye itiraz etmeden oturmak gerekirdi. Bize ne getirilmişse kabul etmiş, imzalamış olsaydık belki dediğiniz gibi rahatsızlık duyardık. Ancak biz o şartlar altında elimizden geleni yaptık. Şimdi orada neler olduğunu biliyoruz. Sürecin nasıl işlediğini öğrendik. Birlik olup bundan sonra bu şekilde devam etmemesi için bakanlığa baskı yapmalı, kamuoyu oluşturmalıyız. Eğer bu olanlara kayda değer, elle tutulur bir ses çıkarmazsak, önümüzdeki yıllarda da yine aynı şekilde devam eder. O nedenle şimdiden çalışmalara başlamamız lazım. 

“Tiyatro Camiası Bizi Dinlemeden Suçlamayı Tercih Etti”

Pınar Arabacı: Son olarak, sizin eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Ragıp Ertuğrul: Bu bir mücadele. Kavga etmeden yapmak lazım bu mücadeleyi. Sukunetle, saygı duyarak. Sağlıklı tartışma zeminleri oluşturarak, bunun için zaman yaratarak. Bu komisyonun kesinlikle daha uzun zamanlara yayılan bir çalışma biçimi olması gerekiyor. Eğer kalıcı, sürdürülebilir katkı ve çözümler isteniyorsa. 

Nihal Kuyumcu: Benim ciddi bir sitemim var. Yeni Akit Gazetesi’nin yaptığı gibi, bizi hiç bilmeden suçlayanlar oldu. Sadece Tiyatro İnsiyatifi bizi çağırıp dinlemek istedi. Ve şimdi de Tiyatro… Tiyatro… Dergisi. Başka kimse bizi dinlemek bile istemedi. Ben isterdim ki tiyatro alanındaki diğer oluşumlar, tiyatrolar da bize sorsun, neler olduğunu bizden öğrensinler. Bunu değiştirmek için hep beraber neler yapabiliriz? Bunları hep birlikte konuşalım isterdim. Akit gazetesi ile diğer cenahta bulunanlar aynı tepkiyi ortaya koydular. Yakıştıramadım. “Gelin neler oldu, neler yapılabilir?” diye sormak yerine bize hakaretler edildi. “Orada ne işiniz vardı?” dendi. Orada birileri olmalıydı. Daha çok kişi başvurmalı, facebook silahşörlüğü yerine alana çıkmalılardı. Baskı grupları oluşturup komisyonda yer almalıydılar. Dilerim bundan sonra olur.

Ragıp ile benim o komisyonda olmamız, işleyişi içeriden görmek ve neler yapılabileceğini anlamak için bir şanstı aslında. Keşke, bize sorgusuz sualsiz saldırmak yerine dinleselerdi. Bakın önemli değil, saldırsınlar. Ama benim demek istediğim, bunu bir fırsata çevirmek lazım. Bu komisyonun işleyişiyle ilgili şaibelere de cevap bulunmuş olacak böylece. Şimdi bizim deneyimimizi değerlendirerek, yaşanılanların üzerine gitmemiz lazım ki gelecekte bu süreç kriterleri doğru belirlenerek, adil ve şeffaf biçiminde yürütülebilsin.

Yavuz Pak – Pınar Arabacı: Çok teşekkür ederiz…

0

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku