Onur Şimşek yazdı: “Daha da ‘İyi’ ve ‘İyi’ ve ‘İyi’ Olduk Arkadaşım”

Genç Eleştirmenler
2149 Görüntülenme

Bu yazı, 23. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB) tarafından üçüncü kez düzenlenen Eleştiri Atölyesi’nde kaleme alınmıştır. 27 Kasım – 1 Aralık 2019 tarihleri arasında, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), İstanbul Üniversitesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü ve Goethe Enstitüsü’nün destekleri ile gerçekleştirilen atölye, Almanya’nın en büyük gazetesi Süddeutsche Zeitung’un tiyatro editörü olan eleştirmen, gazeteci, eğitimci ve yazar Christine Dössel’in moderatörlüğünde ve öğretim üyesi Doç. Dr. Hasibe Kalkan ile TEB 2. başkanı Nalân Özübek’in koordinatörlüğünde yürütülmüştür. Atölye sürecinde genç eleştirmenler tarafından yazılan eleştiri yazılarını dergimizden (www.tiyatrodergisi.com.tr ) takip edebilirsiniz.

Daha da ‘İyi’ ve ‘İyi’ ve ‘İyi’ Olduk Arkadaşım

Onur Şimşek (*)

Karşılıklı iki cepheden gelen ışık huzmesiyle oluşan dikdörtgen bir alan. 50 dakika boyunca izleyiciyi nefes almadan bütün sahnenin yarısından bile küçük alana hapseden Lizbeth Gruwez’i görerek açılıyor sahne. 

Ne izleyeceğinin pek de farkında olmayan izleyiciler arasından, Gruwez’in ilk dakikalardaki oyuna ‘alıştırma’ evresi sessizliğinden sıkılıp kaçanlar oluyor. 23. İKSV Tiyatro Festivali’nin performans ve dans ağırlıklı olan seçkisinden festival öncesi isminden çok bahsettirmeyip az izleyici çeken; fakat niteliksel olarak en güçlü birkaç işinden biri “Daha da Beter ve Beter ve Beter Olacak Arkadaşım”. Gruwez ilk bölümde pek de ritmik olmayan, belli bir sıraya göre yapılmadığı çok belli, koreografisini kendisi yaptığından olmalı, herhangi bir düzende değil de kendi iç aksiyonu nereye götürüyorsa öyle hareketler yapıyormuşçasına izleyiciyi yavaş yavaş kendi etkileşim alanına sokuyor. Bu hareketler genelde soft bale figürleri, karşısındakini incitmemeye çalışan ama söylediğini de anlatmak isteyen, anlaşılması için çabalayan zarif bir hatip edası içeriyor. Bu bölümü Maarten Van Cauwenberghe’in yaptığı ses tasarımı temellendiriyor. Hem müziğin ritmi hem de hareket geçişleri anbean hızlanıp performansı diri tutuyor.

Zaman aktıkça arkadan bozuk bir televizyondan çıkar gibi kesik kesik gelen, Amerikalı radikal muhafazakar televizyon yıldızı, evanjelist Jimmy Swaggart’ın sesini duyuyoruz. Fakat bu ses parçaları zamanla hareketlerle ve koreografiyle organize oluyor. Her figür tek bir ses öbeğine dönüşüyor. Hareket sınırları gittikçe katılaşıp keskinleşiyor. O naif halden, oldukça nobran ve kırıcı bir iknaya ve dahi zorlamaya dönüşüyor. Bu noktada izleyicinin ister istemez aklından bu ses-figür koordinasyonunun o an canlı mı yoksa kayıttan mı sağlandığı geçiyor. 

Performansın son evresinde Gruwez’in sahnede iç aksiyonunu bir yaya endekslemişçesine kendini kaybedişini izliyoruz. Her şeyi bir tarafa bırakıp gecenin 5’inde bir gece kulübünde çılgınca dans eden bir bağımlı gibi, münzeviliğin son noktasına varıp huşu içinde zikir çeken bir tarikat üyesi gibi kendini kaybedişler bunlar. Zorlayıcı bir iknanın şiddete ulaşım evresi gibi düşünebiliriz.

Bu 3 ayrı evrede de, her şeyin daha ‘beter’ olduğunu deneyimliyoruz. Performansın başında sahnede gördüğümüz Veronique Branquinho’nun tasarladığı beyaz janti ütülü kumaş gömlek, kumaş siyah pantolon, parlak siyah ayakkabı; pantolonun içerisinden çıkıp göğse kadar uzanan ten rengi ince bir korse ve ayakkabının içinden çıkıp diz altına kadar uzayan çorapların çekilmesiyle performansçı clown bir diktatöre dönüşüyor. Performanstaki koreografinin en çok dikkat çeken özelliği, kullanılan figürlerin klişeden uzak ama aynı zamanda abartısız olması. Devrimler, darbeler, savaşlar, saldırılar başlatabilecek sözcüklerin; ses-ışık ve koreografi üçgeninde nasıl somut bir halde karşımıza çıkabileceğini görüyoruz. Özellikle ikinci bölümde anlamsız birtakım sözcüklerin, fiziksel bir görünürlüğe bürünmesiyle, Black Mirror’ın biyonik ve android dünyasına aitiz gibi hissettiriyor bir an performans.

Oyun bittiğinde dahi izleyiciyi o dikdörtgen alan içinde tutarak alkışını alan, tüm klasik formlardan, tüm cinsel kimliklerinden arınmış bir performansçı var 50 dakika boyunca. Gruwez ve Voetvolk ekibinin yaptığı tüm işleri merak ettirecek kadar etkileyici, çok sesli bir iş “Daha da Beter ve Beter ve Beter Olacak Arkadaşım”. Bu yıl İKSV Tiyatro Festivali kapsamındaki diğer çok şey söyleyip hiçbir şey anlatmayan birçok oyunun aksine hiçbir şey söylemeyip izleyiciye yeni dünyalar yaratıp yeni alanlar açıyor.

Onur Şimsek (*) : Doktor (Halk sağlığı uzmanı)

Görseller :https://tiyatro.iksv.org/tr/yirmiucuncu-istanbul-tiyatro-festivali-2019/daha-da-beter-ve-beter-ve-beter-olacak-arkadasim

Oyunun Künyesi:

VOETVOLK VZW

  • Kavramsal Çerçeve, Koreografi ve Performans: Lisbeth Gruwez
  • Kompozisyon, Ses Tasarımı ve Asistan: Maarten Van Cauwenberghe
  • Kostüm: Veronique Branquinho
  • Sanat Danışmanı: Bart Meuleman
  • Işık Tasarımı: Harry Cole & Caroline Mathieu
  • Teknik Yönetim: Caroline Mathieu
  • Yapım Yönetimi: Anita Boels
  • Ortak Yapımcılar: Grand Theater Groningen, Troubleyn/Jan Fabre, Theater Im Pumpenhaus and AndWhatBeside(s)Death

Desteğiyle: Province of West Flanders, Province of Antwerp, Flemish Community, Arcadi Δle-de-France/Dispositif d’accompagnements

0

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku