Gülin Dede Tekin yazdı: “Tiyatro Sahnesinde Queer Oyunlar”

editor
3309 Görüntülenme
Gülin Dede Tekin’in Gazete Oksijen’de yayınlanan yazısını okurlarımızla paylaşıyoruz:

Tüm dünyada LGBTİ+ mücadelesinin sesi olan haziran ayı, nam-ı diğer “Onur Ayı” tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. 21. Yüzyılda hala cinsel yönelim ve cinsiyet kimlikleri yüzünden ötekileştirilen insanlar, homofobik ve transfobik bir dünyada bunun mücadelesini hem sosyal hayatın hem de sanatın her alanında büyük zorluklarla vermek zorunda kalıyorlar. Türkiye tiyatrosunda da queer kimliklerle, sahnelerin apartman dairelerine, black boxlara dönüşmeye başladığı ‘alternatif tiyatrolar’ın hayatımıza girdiği 2000’lerin başından itibaren açıkça karşılaşmaya başlamıştık. Geçen yirmi yılda sayıları bazen artıp bazen azalsa da ne yazık ki ikili cinsiyet odaklı oyunlarla kıyaslanamayacak derecede az sayıda proje ile karşılaşıyoruz. Bugün sahnede izleyebildiğimiz queer karakterlere baktığımızda sayısı yüzleri aşan tiyatro oyunları arasında iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar az oyun içerisinde temsil edildiklerini söylemek mümkün. Homofobi ve transfobiden uzak, herkesin kimliğini özgürce yaşadığı, ‘aşk aşktır’ diye özgürce haykırabileceğimiz günler umuduyla bu sezon sahnede izleme şansı bulduğumuz LGBTİ+ karakterleri yaşatan oyunları derledik. 

Misket, Kadıköy Boa Sahne

Turgay Korkmaz’ın kaleme aldığı yine Turgay Korkmaz ve Orkun Can İzan’ın rol aldığı Misket bu yılın kulaktan kulağa yayılarak ses getiren işlerinden biri oldu. Köçeklik yaparak geçinen çocukluk arkadaşı Ersin ve Deniz’in imkânsız aşkını deşen ‘Misket’te Ersin’in toplum baskısına boyun eğişine, Deniz’in ise kendi yolunu çizmeye çalışmasına şahit oluyorsunuz.

Sanki Hiç Unutmayacakmış Gibi, Kadıköy Emek Tiyatrosu

Alis Çalışkan’ın kaleme aldığı “Sanki Hiç Unutmayacakmış Gibi” tek dostu bir keçi olan Nihan adındaki genç kızın, yolu şehirden köye düşmek zorunda kalan Zerda’yla arasında günden düne büyüyen ilişkiyi ve ona duyduğu aşkı anlatıyor. Berfu Aydoğan’ın yumuşacık oyunculuğu ve Özge Erdem’in rejisiyle masalsı bir hikâye.

Sinek, Balat Monologlar Müzesi 

Genç yazar adayı Ahmet’in cinsel yönelimi nedeniyle ağabeyinden gördüğü şiddete rağmen inatla, ayakta kalma çabasına şahitlik ettiğimiz, Hümay Güldağ’ın yazıp yönettiği oyun, odaya giren bir ‘sinek’in eşlik ettiği yüzleşmesiyle aile ve toplum baskısının en sert halini ortaya koyuyor. 

bi’sakat iş, Balat Monologlar Müzesi

Komşusuyla gizli aşk yaşayan Balatlı bir evli adamın hikayesini izleyeceğimiz kısa oyun Monologlar Müzesi’nin en yenilerinden. Haydar Köyel’i sahnede izlediğimiz oyunu Kerem Pilavcı yazdı, Barış Gönenen yönetti. 

Ama

Nadir Sönmez’in yazıp yönettiği “Ama” bir deneme çekimi sırasında Zafer ile Meltem’in arasında gelişen gerilimli ve erotik bir diyalogla başlayarak İstanbul’da yaşayan sanatçıların profesyonel ve özel hayatlarının kesişimine odaklanıyor ve günümüzdeki cinsel kimlik tartışmalarının mizahi bir analizini yapıyor.

Diyarbakır. Turizm. Romantizm. Aktivizm

Diyarbakır’daki LGBTİ+ mücadelesini 2000’li yılların başından bugüne ele alan proje, şehirdeki LGBTİ+ aktivizminin tarihini merak ederek şehre gelen tiyatrocu bir turistin hikayesi. Nadir Sönmez’in şehirdeki aktivistler, akademisyenler, sanatçılar ve gündelik hayatta karşılaştığı insanlar ile görüşmelerden esinlerek yazdığı oyun, metin ve video kullanarak cinsellik, kültür ve kimlik üzerine düşündürüyor.

Nihayet Makamı, Kumbaracı50

Burçak Çöllü’nün yönettiği, metnini ve şarkı sözlerini yazdığı, müziklerini bestelediği Nihayet Makamı 1900’lü yılların başında geçen, özenle işlenmiş bir imkânsız aşk öyküsü. Şair Şehvar Hanım ve hizmetlisi Sabriye’nin büyülü bir makamla hemhal olmuş aşkında gözünüzü Ayşegül Uraz ve Gülhan Kadim’in oyunculuğundan alamayacaksınız. 

Eylül, sfrpztf

Uğur Kanbay’ın birçok trans bireyin başına gelen olaylardan esinlenerek ve kurmaca hikâyeler ekleyerek kaleme aldığı “Eylül”, aynı zamanda Kanbay’a “yılın en başarılı genç kuşak sanatçısı” ödülünü de getirmişti. 2018 yılından bu yana sahnede olan oyun 28 yaşındaki trans kadın Eylül’ün başından geçen gullüm tadındaki olayların gerçek yüzünü seyirciyle paylaşıyor.

Yok Olma Çağı, 1 ay1hafta

Grundrisse adında otuzlu yaşlardaki bir kadının kedisi ve annesinin ölümü, kız arkadaşının terk edişi ve yalnızlığı ile baş başa iken kafasının içinde gerçekle birbirine girmiş hayal dünyasına seyirciyi dahil ediyor ve dünyanın geldiği yok olma eşiğinde bu çarpışmaların anlamını sorguluyor. Ekibin ilk oyunu olan “Yok Olma Çağı” Fatma Zehra Durgut’un performansıyla da ayrıca öne çıkıyor. 

Benimle Gelir Misin?

2019 yılında Türkiye’de B Planı tarafından sahnelenen, dünya prömiyerini ise 2018’de Berlin’de yapan, Ebru Nihan Celkan’ın kaleme aldığı ‘Benimle Gelir Misin?’ -şu an Türkiye’de izleyemesek de- dünyanın dört ayrı noktasındaki tiyatroların seçkisinde yer alarak etkisini dünya çapında sürdürüyor. Maxim Gorki | Berlin, Schauspiel Stuttgart (Stuttgart Şehir Tiyatrosu), PlayCo New York (Off-Broadway) ve Theaterhaus G7 (Mannheim) ekiplerinin bu yılki programında yer alan oyun Berlin’den İstanbul’a uzanan, iki kadının aşkını odağına alıyor. Bu aşkın yıllar içerisindeki dönüşümünü, aynı dönemde yaşanan toplumsal dönüşümlerle harmanlarken politik olandan ziyade dönemin atmosferinin birey üzerindeki etkileri üzerinden deşiyor. 

GÜLİN DEDE TEKİN

 

Kaynak: https://gazeteoksijen.com/o2/sahnedeki-diger-asklar-156086

0

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku