Ezgi Akyıldız yazdı: “Eski Şehrin Kuklaları”

editor
2317 Görüntülenme

Şahane bir festivali geride bıraktık. Eğer senfoni için kuyruğa girilen bir şehirde yaşıyorsanız elbette bu tarz etkinliklere şaşırmamanız lazım. Fakat bu gerçekten bir karnavaldı!

Yürüyüşten başlamam gerekecek sanırım. Adalar mevkiinde buluştuk. Henüz kalabalık toplanmadan oyuncular kuklalarla alana girdikleri an başladı her şey! Çocuklar bir o yana, bir bu yana koşturup her biriyle fotoğraf çekinmek için adeta yarıştı. Biz de durmadık elbette; Kurabiye Canavarı’nı görünce Susam Sokağı sakinlerinin kulaklarını çınlatmasak olmazdı!

Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali’nden bu atmosfere aşinaydık aslında. Yine de pandemi döneminde bu tarz etkinlikleri özlemle beklediğimizden midir bilmem, müthiş bir kalabalık vardı. “Kukla” kelimesinin çağrışımı çocuklarda tam bir karşılık bulsa da 7’den 77’ye tüm şehir oradaydık. Bando eşliğinde, güle oynaya Haller’e ulaştık.

İlk gösteri Macaristan’dan Budapeşte Kuklaları’nındı. Hem de açık havada! Sanıyorum en çok hoşuma giden şey tüm katılımcıların çocuk seyirciye öncelik tanıması oldu. Eskişehir’de çocuk olmanın ne büyük bir avantaj olduğunu bir kere daha kanıtladılar. Hemen ardından Tepebaşı Sahnesi’nde Bulgaristan’ın “Tiyatromat”ı vardı. Bu bir kukla gösterisinden fazlasıydı. Sanıyorum bir “deneyim” demek doğru olacak. Benim deneyimim şu oldu: Beş duyu organım da mükemmel çalışıyor!

Açılış sonrası günlerde de hiç temposunu kaybetmeyen bir festivaldi. Farklı sahnelerde, 5 farklı ülkenin oyunları izleyiciyle buluştu. Hani eskiler der ya “ayağımız alışsın”; belki de şehrin çocuklarına en büyük katkısı şu oldu: Sahne tozu yuttular!

Midas’ın Kulakları oyununa ayrıca değinmeden geçemeyeceğim. Yazar Güngör Dilmen’in eserinden uyarlanmıştı ve festivalde ülkemizi temsil eden kukla oyunu buydu. Şehrimizin sıfatı “eski” olsa da yeniliklere böylesine kucak açması biz Eskişehirlileri bir kere daha gururlandırdı.

Evet… Eskişehir yine kendine yakışır, şahane bir festivali geride bıraktı. Şüphesiz Eskişehir Şehir Tiyatroları ve diğer paydaşlar bu işten de alınlarının akıyla çıktılar. Bu anlattıklarım benim izlenimlerimdi fakat konunun derinine inmekte de fayda var.

Bu yıl ilki düzenlenen Eski Şehrin Kuklaları Festivali adeta bir karnaval havasıyla başladı ve yüzlerde bir tebessümle son buldu. Biz de bu projenin gelişim sürecini ve tüm detaylarını Dramaturg, Festival Koordinatörü Şafak Özen’le konuştuk.

Ezgi Akyıldız: Merhaba.

Şafak Özen: Merhaba. Hoş geldiniz. 

Ezgi Akyıldız: Karnaval gibi bir açılış yaptınız. Gerçekten yurtdışındaki benzerlerini takip edebildiğimiz -ancak uzaktan- gibi bir açılıştı ve çok güzeldi. 

Şafak Özen: Biz de çok mutluyuz. Teşekkürler. 

Ezgi Akyıldız: Aslında beş gün bizi ne bekleyeceğinin ipucuydu. Nasıl başladı proje? Nasıl geçti?

Şafak Özen: Öncelikle çok önemli bir noktadan bahsetmem gerekiyor: 1. Uluslararası Eski Şehrin Kuklaları Festivali, “Ortak Kültür Mirası: Türkiye ve AB Arasında Koruma ve Diyalog-II Hibe Programı” kapsamında gerçekleşmiş bir projedir. “Eski Şehrin Kuklaları” isimli bir projeyle hibe desteği aldık biz. Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ortak desteğidir alınmış olan destek. Bu proje 1 Nisan 2021’de resmi olarak başladı. “Eski Şehrin Kuklaları” projesi kabul gördü, hibe almaya hak kazandı, finans birimiyle  karşılıklı imzalar atıldı ve hayata geçti. Önce Eskişehir’e bir kukla yapım atölyesi kazandırdık bu proje kapsamında, ilk aşama olarak. İkinci aşamada Eskişehir Şehir Tiyatroları oyuncularından kurulmuş bir profesyonel sanatçı ekibiyle birlikte Çekya’dan ve Bulgaristan’dan gelen eğitmenler aracılığıyla kukla yapım ve oynatım atölye çalışmaları gerçekleştirdik. Kısa sürede olabildiğince bir eğitim çalışması yapıldı. Bu arada şunu da belirtmem gerekiyor; bu sadece Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin değil, Eskişehir Sanat Derneği ve Bulgaristan Golden Key Vakfı ortaklığında bir proje olarak ilerliyor. Zaten biliyorsunuzdur AB proje destekleri, sivil toplum kuruluşları ve derneklere veriliyor. Bu proje için de sağ olsun Eskişehir Sanat Derneği başvuruda bulundu ve biz de Eskişehir Şehir Büyükşehir Belediyesi olarak karşılıklı işbirliği protokolü yaparak projenin yürütücülüğünü üstlendik. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları sanatçılarıyla Kukla yapım ve oynatım atölye çalışmalarının hemen ardından Bulgar bir yönetmenle bir kukla oyunu çalışma süreci başladı. Fakat öncesinde tabii hibe programının ortak kültür mirası temasını karşılasın diye bizim topraklardan, Eskişehir bölgesinden bir konu seçelim diye düşündük ve böylece Güngör Dilmen’in “Midas’ın Kulakları” oyununu çalışmaya karar verdik. Ama Bulgar yönetmen Bulgarca düşünüyor, oyuncu ekibi Türkçe düşünüyor ve iletişim dili olarak İngilizce kullanılıyor. Bu çok dillilikle birlikte, oyunu mümkün olduğu kadar kısa bir zaman dilimine, 50 dakikalık bir süreye indirdik ve kukla anlatımına uygun hale getirdik.

Bu süreçte, çok önemli iki isim bizim için inanılmaz öğretici oldu ve harika bir deneyim kazandırdılar bize. İlki oyunun yönetmeni Hristina Arsenova, ki projenin ilk aşamasından beri bizimle birlikte, Bulgaristan’dan partnerimiz için de aracılık yapmıştı. Ve Ayten Öğütçü. Ayten Öğütçü, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro bölümü öğretim görevlisi ve çok iyi bir kukla tasarımcısı. İlk anından itibaren atölye kurulumunda alacağımız ekipmandan, atölyede kullanılacak malzemeye ve oyunumuzun dekor, kostüm ve çevre ve kukla tasarımına kadar her aşamasında bizimle beraberdi. O ikisine, Hristina ve Ayten’e sizin aracılığınızla ekstra teşekkür etmek istiyorum, özel teşekkürlerimi iletiyorum her fırsatta. Çünkü onlar bize yeni kapı açtılar burada. Bir kukla dünyasının perdelerini araladılar diyebilirim.

Ezgi Akyıldız: Şunu soracağım, şimdi normalde çocuk tiyatroları festivali yapılıyordu…

Şafak Özen: Evet, Uluslararası Eskişehir Çocuk ve Gençlik Tiyatroları festivali yapılıyordu.

Ezgi Akyıldız: Bu yıl olmadı…

Şafak Özen: Bu yıl olmadı işte bu proje nedeniyle. Birazdan oraya geleceğim.  Biraz uzun anlatıyorum projenin tüm aşamalarında adım adım ilerleyebilmek için. Bu süreçten sonra, yani oyunun çıkma sürecinden sonra yine proje kapsamında Bulgaristan’a, ortağımıza bir ziyarette bulunduk ve orada da Bulgaristan’ın Sofya şehrinde dört gün boyunca onlar için geleneksel hale gelmiş çeşit çeşit kuklalarla ve farklı tiyatro topluluklarıyla atölye çalışmaları, oyun izlemeler gerçekleştirdik. Gerçekten bambaşka bir enerjiyle buraya döndük. Bu arada oyunumuz sahnelenmeye devam etti. Eskişehir halkının çok büyük bir ilgisiyle karşılanıyor. Haziran ayının ilk haftası Belçika’nın Brüksel şehrine, kardeş şehrimize bir ziyaret gerçekleştirip orada da “Midas’ın Kulakları”nı sahneleyeceğiz.

Ve tabii ki bir kukla festivali… Zaten 14 yıldır Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali düzenliyoruz. Pandemi araya girmeseydi 15 ve 16’yı da yapmış olacaktık. Ama 15’inciyi gerçekleştirmek yerine de bu proje kapsamında 1.Uluslararası Eski Şehrin Kuklaları Festivali’ni düzenledik.  Proje yazılırken verdiğimiz sözlerden biri uluslararası bir kukla festivali organizasyonuydu. Ve tiyatromuz bu vesileyle bir yıl Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu Festivali, bir yıl da Uluslararası Kukla Festivali’ni gerçekleştirerek Eskişehir’e iki ayrı uluslararası festival kazandırmayı amaçlıyor.

Ezgi Akyıldız: Bu çok güzel bir haber gerçekten…

Şafak Özen: Kesinlikle. Yani böylelikle bienal gibi… Bir yıl Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu Festivali’yle, bir yıl da Kukla Festivali ile seyircimizle buluşacağız. Ülkemizin koşulları elverdiğince, finansal durumumuz elverdiğince.

Ezgi Akyıldız: Öyle umuyoruz. Bir de şunu sormak istiyorum. Yıllardır çocuklarla iç içesiniz yaptığınız işle. Ben özellikle bu işin, yani tiyatronun, sanatın çocukken alışılabilen bir şey olduğunu düşünüyorum. Elbette zorlukları da vardır. Bu süreçte yaşadığınız zorluklardan biraz bahseder misiniz?

Şafak Özen: Açıkçası kukla denince insanın aklına çocuk geliyor. Biz birazcık bu projeyle kuklanın sadece çocuklar için değil, herkese ulaşabilen, kendine özgü bir dili olan, farklı algıları kucaklayabilen bir yapısı olduğunu vurgulamaya çalıştık. Ama bir alışkanlık var Eskişehir’de çocuk ve gençlik tiyatrosu festivalimiz nedeniyle,  bu festivalde de doğal olarak bir çocuk ağırlığı oldu açıkçası. Çünkü özellikle yetişkinler için olan kukla oyunlarını saat 19.00’a, 20.30’a koymamıza rağmen yine en çok talep çocuklardan geldi. Eskişehir Büyükşehir Belediye’sinin zaten çocuklara olan inanılmaz bir ilgisi var, çocuklar için gerçekleştirilen etkinlikler saymakla bitmiyor. Tiyatromuz da Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivaliyle çocuk odaklı ve bu festivalde de bunu bir kez daha yaşadık. Evet, gerçekten çocuklarla hem çok keyifli, hem de yetişkin seyirciden daha farklı bir dil kuruyorsunuz. Ama işte burada o kadar çok dinamik giriyor ki… Eğitim sisteminden aile yaşantısına, aile yapılarına, çocukların yetiştirilme biçimlerine kadar pek çok faktör devreye giriyor ve siz onlarla en iyi şekilde buluşmak istiyorsunuz ve onlara çok kaliteli, nitelikli işler getirmeye çalışıyorsunuz. Ama işte ülkemizin koşulları -yine ülkemizin koşulları diyeceğim- elverdiğince bu buluşmalar gerçekleşebiliyor. Zaten  kendi sınırlılıkları var, örneğin sahne koşullarının sınırlılıkları var. Ama açık alan etkinliklerinde inanılmaz bir coşkuyla çok fazla çocuğa aynı anda ulaşma şansımız oluyor. Yani bu hem keyifli, hem zorlu bir süreç evet ama mümkün olduğunca layığıyla kaliteli, nitelikli ve burada normalde izleyemeyecekleri yapımları getirmeye çalışarak onlara bizim ülkemizde olmayan daha soyut, daha başka bir bakış açısına davet eden örneklerle çocuklarda başka bir dünya yaratmak için çaba sarf ediyoruz. Tiyatromuzun çocuk tiyatrosu birimi de biraz böyle çalışıyor, “klasik bildiğimiz anlamda çocuk oyunları niye yapmıyorsunuz?’, “niye büyük büyük görseller kullanmıyorsunuz?” diye eleştiriler geliyor kimi zaman ama- ben minimal işlerle bir veya iki çocuğun algısını ve dünyasının değişme gücünü önemsiyorum. O yüzden herkesin anlattığı hikâyeler yerine daha çok duygusal düşünsel bazda, hayal gücünü daha çok kaşıyan, direkt söylemek yerine dolaylı anlatımlarla kendi yollarını bulmalarını sağlayan oyunları ve işleri hem festival oyunlarını belirlerken hem tiyatromuzun çocuk tiyatrosu biriminde tercih etmeye çalışıyoruz diyebilirim. Yıllardır böyle bu ve olması gereken de bu diye düşünüyorum.

Ezgi Akyıldız: Üç tane çocuk oyununuz vardı değil mi?

Şafak Özen: Evet, Festival programında üç çocuk oyunumuz vardı.

Ezgi Akyıldız: Bunlardan “Tiyatro Trio” benim çok ilgimi çekti Bulgaristan’dan gelen oyun. Çok farklıydı. Yine biraz önce birlikte izlediğimiz oyun. Hollanda’nın oyunu. 

Şafak Özen: Evet, ‘t Magic Tiyatro’nun “NYX” adlı oyunu. Onun da hikâyesini anlatmak istiyorum. Biliyorsunuz, zafer tanrıçası mitolojide Nike’dir. NYX, Hollanda dilinde Nike’nin kısaltmasıymış. Burada oyunun hikâyesi de çocuğun artık altında ne var diye korkmadan yere inebilmesi veya karanlıktan korkma duygusunu bir gecede, bir oyun sürecinde yenebilmesini, o çocuğun zaferi olarak düşündükleri için NYX adını koymuşlar oyuna.

Ezgi Akyıldız: Çok güzel, böyle düşününce gerçekten çok hoş olmuş. Çocuklar için genelde sözsüz oyunlar vardı.

Şafak Özen: Öyle tercih ediyoruz genellikle… Ama tabii sözsüz olsa da ya da dil kullanılan bir iş olsa da çocukların ilgisi hızlı dağılıyor. Bir de özellikle kukla oyununda ya da atmosferi olan oyunda evet, çeviri yapılabilir ama bütün algıyı kırıyorsunuz. O yüzden onu kendi dilinde bırakmak ve çocukların sezgileriyle, kalpleriyle hissettikleri yoldan gitmeleri ve oyunun hikâyesini o şekilde bulmaları bizim tercihimiz oluyor.

Ezgi Akyıldız: Bilmiyorum doğru bir soru olur mu ama, festival boyunca sahnelenen kukla oyunlarından favoriniz hangisiydi?

Şafak Özen: Ayıramayacağım şimdi, hepsi çok keyifli. Zaten biraz öyle seçimler yaptık bu festivalde çünkü proje kapsamında 4 farklı ülkeden, 4 farklı tiyatro grubu getirme zorunluluğumuz vardı. Biz biraz yazışmalarla bunu esnetip sayıyı 5’e çıkardık. Ve bu 5 oyun da birbirinden farklı dinamiklerdeydi. Çocuk oyunlarının da yapısı birbirinden farklıydı, büyükler için olan kukla oyunlarının da yapısı birbirinden farklıydı. 5 farklı türde kukla gösterisi. O yüzden hiçbirini kıyaslayamıyorum ama beni çok etkileyen Hollanda ekibinin ‘Transit’ adlı gösterisi. Çünkü Hollanda’daki Magic Tiyatro’nun biraz benim sevdiğim tarzda bir tiyatro anlayışı var: Sezgilerle, duygularla, algılarla hayata dokunan bir tarafı var. Oyunun hikâyesi de hayatta zamanın nasıl hızlı geçtiği, bir gün kendini artık yaşlanmış bulduğunda tadını çıkaramadığın zamanların ne çok olduğunu ya da çok keyif alarak yaşadığın zaman dilimlerinin kıymetini algıladığımız, çok farklı bir anlatıydı. Bizi çok keyiflendirdi ve hüzünlendirdi bu oyun.

Ezgi Akyıldız: Peki, eklemek istediğiniz bir şey var mı Şafak Hanım? 

Şafak Özen: AB hibe desteği ile yürüttüğümüz Eski Şehrin Kuklaları Projesi, Belediye Başkanımız, sevgili Hocamız Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in uzun yıllardır kurulmasını arzu ettiği kukla tiyatrosunu hayata geçirmemize vesile oldu. Bu kapsamda bizler de büyük keyifle çalıştık. Ben izninizle, buradan projeyi tiyatromuza öneren Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanımız Hale Kargın başta olmak üzere tiyatromuz yönetim kuruluna ve yaklaşık üç yıla uzanan bu proje süresinde görev yapmış olan genel sanat yönetmeni arkadaşlarıma katkılarından dolayı teşekkürlerimi iletiyorum. Projenin yürütülme aşamasında da çok emek veren arkadaşlarım var: Başta Fayize Atılgan, Özlem Önk, Çiğdem Altuğ, Filiz Çankaya Uzun olmak üzere bütün şehir tiyatroları teknik ekibi, idari ve sanatsal kısımda görev alan arkadaşlarım, herkes bu proje için gece gündüz özveriyle çalıştı. Onlara da aracılığınızla teşekkür etmek istiyorum. Ve tabii seyircilerimize de bizi her zaman olduğu gibi yine sarıp sarmaladıkları için çok teşekkür ediyorum. Hepinizi çok özlemişiz 2 yıllık pandemi arasından sonra festivalde ve böyle güzel keyifli bir ortamda buluşmayı. Umuyorum önümüzdeki yıllarda bir aksilik yaşanmadan festivallerimizi, projelerimizi devam ettiririz. 

Ezgi Akyıldız: Umuyorum, çok teşekkür ediyorum ben de.

Şafak Özen: Ben de çok teşekkür ediyorum ilginize, sağ olun.

EZGİ AKYILDIZ

 

 

0

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku