Ercan Demirhan: “Çingene Boksör Halen Evrensel ve Güncel”

editor
Oyuncu Ercan Demirhan, Çingene Boksör oyununu Evrensel gazetesinden Eylem Buldu’ya anlattı.

İBB Şehir Tiyatroları Çingene Boksör oyunuyla 1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın gerçek yaşam hikayesini sahneye taşıyor. Tek kişilik oyuna başarılı performansıyla hayat veren Oyuncu Ercan Demirhan’la Çingene Boksör’ün iki ötekisi Hans ve Ruki’yi konuştuk.

Rike Reiniger’in oyunu Çingene Boksör seyircisini 1930’ların Almanya’sının ırkçı ve ayrımcı rejiminin kaotik dünyasına götürüyor. Oyunu ilk okuduğunuzda siz nasıl değerlendirdiniz?

Oyunu ilk okuduğumda, faşizmin toplumu, insan ilişkilerini bir kez daha ne hale getirdiğini gördüm. Oyun, Johann Trollmann’ın gerçek yaşam hikayesidir. Bunu kurgu bir karakter olan  Hans’ın anlatımıyla görmekteyiz. Faşizm, ırkçılık, şiddet gibi kavramlara toplumsal bir bakış açısıyla beraber psikolojik ve varoluşsal düzlemde bakmak gerekir. Bence alt sebep bireylerin güvende olmama hali, korkuyu ve  kaygıyı ortaya çıkarıyor. Bu nedenler insanda değer kaybına neden olabiliyor. O dönemin Nazi Almanya’sında, halkın göstermiş olduğu Hitler desteği, suçu ortaklaştırmıştır. İşte bu bakış açısını Ruki ve Hans üzerinden inceleyen bir oyun oldu. Değersizlik, kaygı, suç, ayrımcılık kavramları bir arkadaşlık ilişkisi üzerinden yola çıkarak seyirciye aktarılıyor.

Nazi iktidarının Yahudi soykırımı sırasında Yahudileri ve Çingeneleri topladığı kamplardan birinde Hans, Nazi askerlerinin emriyle arkadaşı Ruki’yi öldürüyor. Hans bu vicdani yükle nasıl başa çıkıyor veya çıkabiliyor mu? Oyunun başından sonuna kadar o yük Hans’ın omuzlarında mı yoksa?

Oyun, bu hatırayı unutma isteğiyle başlıyor ve sonuna kadar bu yükle anlatılıyor. Yüreğinde bu acıyla yaşamak onu dayanılmaz bir yıkıcılığa götürüyor. Hans, Ruki’yi öldürdükten sonra artık eski Hans değil.

“ELMA OYUNDA RUKİ’Yİ TEMSİL ETMEKTE”

Çingene Boksör’de geçen bir cümle var: “Başlangıçlar son, sonlar başlangıç” diye… Ve oyunun başlarında taptaze bir arkadaşlık anısının simgesi olan elma karşımıza çıkıyor. Ve yine oyunun sonu elma ile noktalanıyor. Yalnız elma sonda Hans tarafından ısırılan bir elma oluyor. Bu minvalden bakıldığında elmanın Çingene Boksör’deki rolünü nasıl değerlendirirsiniz?

Elma oyunda Ruki’yi temsil etmekte. Elma objesini ilk kez Ruki’nin Hans’a bir doğum günü hediyesi olarak vermesinde görüyoruz. Bu sevgi nesnesiyle, Hans’ın ilk kez kendini değerli hissettiğini fark ediyoruz. Aslında elma üzerinden sevgi ve değer; Ruki’yle özdeşleşen… Elma metaforu, birçok mitoloji veya kutsal kitaplarda, masallarda değişim, başlangıç ve son olarak işlenmiştir. Bu iki bakış açısını, oyundan bir sözle bağlamak isterim. Başlangıcın bitip sonun başladığı o an hangisiydi?

“İNSANLIK AYIBINA YENİK DÜŞÜYOR”

Nazi kurbanı Ruki gibi görünse de Hans da kurban yerinde sayılmaz mı? İkisine de toplumun ötekileştirilen yüzü diyebilir miyiz?

Oyunun başında, Çingene Boksör kimliği ile ötekileştirilen Ruki’dir. Faşizm, artmasıyla farklı gruplar ve başka ötekiler de yaratılıyor. Sırf babasını ispat edemediği için Alman Hans da toplama kampına gidiyor. Sonu olmayan bir insanlık ayıbına yenik düşüyor. Evet iki ötekinin hikayesi diyebiliriz.

2011’de Almanya’da en iyi seyirci ödülü alan oyun, 2015’den bu yana Türkiye’de sahnelenmekte. Ülkemizde de birçok ödüle laik görüldü. Çingene Boksör’e Ercan Demirhan olarak ne gibi yorumlar kattınız? Makyajınızı dahi sahnede seyircilerin yanında yapıyorsunuz. Tek kişilik oyunun sorumluluğuyla birlikte sahnenin zorunlulukları sizin işinizi epey zorlamış.

Oyunun metni halen evrenselliğini ve güncelliğini taşımaktadır. Bu sebeple Türkiye’de Usta Sanatçılar, Reha Özcan ve Burak Sergen tarafından oynanmış ve çok da başarılı olmuşlar. İki oyunu da izleme imkanım olmasa da çok iyi olduklarını duydum. Tek kişilik oyunun tabii ki zorlukları çok fazla. Ancak bu büyük bir ekip işiydi. Genel Sanat Yönetmenimiz Ayşegül İşsever ve birbirinden değerli tüm ekip arkadaşlarıma buradan teşekkür etmek isterim. Oyunu yöneten Cafer Alpsolay, Yönetmen Yardımcıları Selen Nur Sarıyar ve Gülce Çakır’a, Metin Düzenleme ve Dramaturg Gökhan Aktemur’a , Çevirmen Gülen Ipek Abalı’ya , Dekor Tasarım Hacer Duran ve Cihan Aşar’a,  Müzik Buğra Özgün’e, Işık Tasarım Mustafa Bilal’e, Efekt Tasarım Erhan Aşar’a ve sahne arkası teknik tüm arkadaşlara teşekkür ederim.

Seyirci merakı: Dekorun birçok yerinde 9-8-4-1 rakamlarını görüyoruz. Bu rakamların bir anlamı var mı?

Toplama kampındayken Ruki’nin yaka numarası.

 “KİTLELERİ, MANİPLE ETMEK İÇİN KULLANILAN BİR İFADE”

Son olarak, yine oyun bir önerme yazısı ortaya çıkarıyor, “çalışmak özgürleştirir” diye. Burada sizce çalışmak derken yazarın kastı nedir? Ne için çalışmaktan bahsediliyor?

Toplama kampının girişinde yazan bu söz, oyundaki mekanı belirtmek için kullandığımız yardımcı ögelerden biri. Buradaki çalışma sözü, o dönemin faşizminde kitleleri, maniple etmek için kullanılan bir ifadedir. Aslında tüm ideolojiler bu kavramı sömürmüşlerdir.

Kaynak: https://www.evrensel.net/haber/474411/oyuncu-ercan-demirhan-cingene-boksor-halen-evrensel-ve-guncel

0

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku