Bursa’da Tiyatronun 100 Yılı (1930’lu ve 1940’lı Yıllar)

Uğur Ozan Özen
2670 Görüntülenme

1932, Bursa’nın tiyatro hayatında çok önemlidir. Bursa Halkevi Temsil Kolu kurulmuş, 1951 yılına kadar oyunlar sahnelemiştir. Tayyare Cemiyeti Tiyatrosu (sonraki adı Tayyare Sineması ve günümüzdeki adıyla Tayyare Kültür Merkezi) açılmıştır. Bu iki konuyu Bursa Tiyatro Tarihi araştırmaları kitabımda yazdığım için aynı bilgileri bir daha tekrarlamak istemiyorum.  

1930’lu yıllarda önceki on yıla göre daha fazla oyun turne yapmıştır.

Akşam gazetesinin 28 Teşrinisani 1930 tarihli haberine göre Raşit Rıza ve arkadaşları Temsil Heyeti’nin 26 Teşrinisani (Kasım) Milli Sinema’da İki Cambaz adlı oyunu sahnelemiştir. Musa Ataş’ın haberinden öğrendiğime göre 29 Teşrinisani de Aktorkin oyunu sahnelemiştir.

Cumhuriyet gazetesinin 28 Teşrinisani 1930 tarihli haberinde şöyle denir: 

“Şükran H. Sahnede

Raşit Rıza Bey ve arkadaşları burada ilk temsilini muvaffakiyetle verdi. Hey’ette çalışan Muammer Ruşen Beyin refikası ve İzmir Valisi Kâzım Paşanın kızı Şükran H. dün gece ilk defa rol alarak sahneye çıkmıştır. 

*****

Şükran Hanım-Muammer Bey hâdisesi İstanbul ve İzmir’de uzun dedikodular ve iki kere kaçma ve kaçırmalarla devam ederek nihayet izdivaçta karar kılmıştı. Muammer Bey bir müddettenberi Raşit Rıza hey’etinde rollere çıkmakta idi. Bursa muhabirimizin telgrafına göre [Musa Ataş] Şükran Hanım da kocasının meslekine [mesleğine] girerek sahne aktristliğine başlamış oluyor. Hayatta velveleli bir rolû binnefis başaran Şükran Hanım sahnede bakalım ne yapacak?..”

Musa Ataş “Şükran Hanım Sahneye Nasıl Çıktığını Anlatıyor” başlıklı haberinde şunları yazar: 

 […] Şükran Hanım… İlk defa burada sahneye çıkmadığını, Almanya’da mektepte iken de sahneye çıkmış olduğunu ve bu itibarla Bursa’daki (iki cambaz) piyesinde rol alması kararlaştırıldığı zaman korkmadığını söyledi. 

Zevci Muammer Bey şunları ilâve etti: 

‘- Şükran, esasen hayatın tabiî artisti olduğu için sahnede yadırgamamıştır’

Şükran Hanım, bu gece, Aktorkin piyesinde de rol almıştır. Raşit Rıza Beyin temsillerine büyük rağbet gösterilmektedir.”

Akşam, 28 Kasım 1930

1931 yılında Darülbedayi’nin adı değiştirilir. Yeni adı İstanbul Şehir Tiyatrosu’dur. Tiyatrocular 23 Temmuz 1931 Perşembe sabahı 09.30’da kalkan Nilüfer vapuruyla Mudanya’ya oradan da otomobillerle Çekirge Palas oteline gelir. Oyuncular: Behzat, Emin Beliğ, M. Kemal, Galip, Hâzım, H. Kemal, Mahmut, Talât, Şaziye, Bedia Muvahhit, Neyyire Neyyir, Halide, Vasfi Rıza. Ayrıca suflör Sadi, hademe İsmail de turne ekibindedir. Turnenin repertuarı şöyledir: Bir Kavuk Devrildi, Deli, Müddeiumumî, Balayı, Gölge Geçti Borun Pazarı, Kız kardeşim ve Ben, Maskaralar, Topaz, Sevda Politikası, Arzuhalci Mehmet Efendi. Bu oyunlardan hangilerinin sahnelediğiyle ilgili elimde kesin bilgi yoktur. Hepsi de, bazıları da sahnelenmiş olabilir. 

Behzat Budak’ın Bursa’dan tanıdığı biri İstanbul’a giderek İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun Ulu Camii’nin yakınındaki Zevk Sinema Bahçesi’nin açılışında oyun sahnelemesi için Behzat Budak’a rica eder. O da Vasfi Rıza Zobu’yu Bursa’ya gidilmesi konusunda zorlar. Vasfi Rıza Zobu anılarında bu öneriye karşı çıktığını söyler: 

“Bir kere ben böyle bahçe sahnelerinde şimdiye kadar oyun oynamadım. Türkiye’de başka bir topluluk da görmedim. Avrupa şehirlerinde gördüklerim: ya açıkhava tiyatroları ki; piyesleri oraya göre yazılıp hazırlanmış yahut klasiklerden münasip olanları bu yerlere göre hazırlamışlar.

‘Bir bahçe ve bir köşesinde küçük bir sahne, perdesi açılır kapanır.’ Böyle bir yerde oynanan ‘tiyatro’ görmemiştim. Bu gibi bahçe sahnelerinde gördüklerim de vardı ama onlar tiyatro değil varyete, revü, bale gibi şeylerdi. ‘Olmaz, ben yapamam’ dedim Behzat’a. ‘Gittim gördüm çok güzel. Sahnesi müsait, yeri yüksek tabakanın geleceği bir semt. Çekirgede otel ayırtacak (…)’ (…) Behzat’ın anlattığına göre öteki arkadaşlarla da istek varmış.. ‘Peki’ dedik.” 

Hâlâ 1931 yılındayız. Raşit Rıza ve arkadaşları, Aralık ayının sonunda Bursa’ya gelir. 23 Aralık’ta ilk oyun sahnelenir. 25 Aralık’ta Acemi Çaylaklar oyunu Milli Sinema’da sahnelenmiştir. Akşam gazetesinde Temsil Heyeti’nin çok alkışlandığı belirtilir. Ancak Ertuğrul Sadeddin ve birkaç oyuncuyu otelde kömür çarpar, hastaneye vaktinde yetiştirildiği için tedavi edilmeye başlanır.

1932 yılında Bulgaristan’dan 80 kişilik öğretmen kafilesi Türkiye’deki “İnanılmaz yenilikleri yerinde görmeleri için Mustafa Kemal Paşa’nın ülkesine gönderilir.” Geziye katılanlar arasında Çudomir takma adıyla bilinen Dimitr Çorbadjiyski de bulunur. Öğretmenler 1 Mayıs 1932’de İstanbul’da inceleme yaptıktan sonra 2 Mayıs’ta Bursa’ya gelir. Öğretmen kafilesine refakat edenlerden biri de Reşat Nuri Güntekin’dir. Çudomir, Bursa’ya geldikleri günü not defterine yazar: 

“Kız Muallim Mektebi’nde müsamere. Sıcaklık ve ilgi. ‘İyi akşamlar!’ Erkek okulların üst sınıfları davet edilmiş. Karma program. Zeybek dansları. Reşat Nuri Bey-alkışlar. İçtenlikle uğurlama. Reşat Nuri Bay-yazar.”

Akşam, 25 Aralık 1931

Hüseyin Mevsim bu bölümü şöyle yorumlamaktadır:

“Akşam’da Kız Muallim Mektebi’nin Türk ve Bulgar bayraklarıyla süslenmiş salonunda müsamere düzenlenir. Kız öğrenciler, Reşat Nuri’nin, konukların büyük ilgiyle izledikleri Ümit Mektebi piyesini sahnelerler.”

İstanbul Şehir Tiyatrosu 1932 yılının Temmuz ayında Bursa’ya gelir. Akşam gazetesinin 25 Temmuz 1932 tarihli sayısında haberde şöyle denir: “Bursada ‘Velinin Çocuğu’ temsil edilirken, piyesteki doktorun bazı hallerini doktorluğa yakıştıramıyan bazı doktorlar ayaklanmışlar. Piyes tetkik edilmiş ve temsilinde mahzur görülmemiş.” Vâlâ Nureddin bu haberi Selâmi İzzet’in yazdığını söyledikten sonra şöyle der: 

 “Bilmem, dünkü nüshamızın mizah sahifesinde okudunuz mu?

Darülbedayi, Bursa’daki bazı doktorları hiddetlendirmiş, temsil heyetimizin son seyahati esnasında bir şehirde oynadığı ‘Veli’nin Çocuğu’ isimli piyeste kahramanlar meyanındaki bir doktorun hali oranın tabiplerinden bazılarına meslekî haysiyet ve vakara mugayir görünmüş. Adliyeye müracaat etmişler; bir hekimi halka bu şekilde göstermek istediği için piyesin menini ve Darülbedayi aleyhinde dava açılmasını istemişler. Piyes tetkik edilmiş ve temsilde adliyece mahzur görülmemiş.”

Devamında gazetenin muhabiri Rıza Ruşen’in haberi tasdik ettiğini söyledikten sonra onun sözlerini nakleder:

  • “İş hekimlerin ‘Velinin çocuğu’na asabileşmesi ile kalmadı. ‘Aynaroz Kadısı’ piyesine de sarıklı zevar kızdı. ‘Dün akşam tiyatroda ulemayı tahkir etmişler.. Yarabbi ne günler de yaşıyoruz!…’ diye heyecanlanmalar oldu… Doğrusu, ben Bursalı olmak sıfatile, bu iki hadisenin memleketimde vukua gelmesine teessüf ediyorum. Zira, tiyatro hayatı itibarile, Bursa, şerefli bir mevki işgal etmekteydi. Ahmet Vefik paşanın eserleri ilk defa olarak orda oynamıştır.”

1933 yılında Bursa’ya turne yapan tek tiyatro İstanbul Şehir Tiyatrosu’dur. Vasfi Rıza Zobu’nun yazdığına göre Ocak ayında yapacağı Bursa turnesinden elde edeceği gelirle borçlarını ödemeyi planlar. Çelik Palas’ın açılış töreni Mustafa Kemal Paşa’nın katılımıyla 19 Ocak 1933’te yapıldıktan sonra tiyatrocular Paşa’yı oyunlarına davet eder. İlk gece N. Gogol’ün yazdığı ve Efzal-Lutner’in çevirdiği Müfettiş oyunu sahnelenir. İlk oyundan sonra Mustafa Kemal Paşa, Vasfi Rıza Zobu köşke (şimdi Atatürk Köşkü Müzesi) davet eder. İkinci gece ise Balaban Ağa oyunu sahnelenir. Mustafa Kemal Paşa iki oyunu da seyretmiştir.

İstanbul Şehir Tiyatrosu birkaç ay sonra 18 Mayıs 1933’te Bursa’ya gelir. Tayyare Cemiyeti menfaatine Tayyare Sineması’nda oyun sahneler. Oyuncular: Galip, M. Kemal, Hâzım, Emin Beliğ, Mahmut, Talât, Sait, Vasfi Rıza Zobu, Bedia, Neyyire Neyir, Şaziye, Halide, Şayeste Hanımlar. Ayrıca suflör Sadi, aksesuarcı Hamdi, gişe memuru Dâim Bey de turne ekibindedir. 

Darülbedayi, Louis Verneuıl’in yazdığı ve Bedia-İ. Galip Arcan’ın yönettiği Şaka, A. Bısson’un yazdığı ve M. Alâeddin’in çevirdiği Kalbin Sesi, Georges Delance’ın yazdığı ve M. Feridun’un çevirdiği Blöf, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın yazdığı Kadın Erkekleşince, Musahipzâde Celâl’in yazdığı Pazartesi-Perşembe, Ludwig Fulda’nın yazdığı ve S. Bedri Göknil’in çevirdiği Yanardağ, Hans Muller’in yazdığı ve Muhsin Ertuğrul’un çevirdiği Renkli Fener, Gerhardt Hauptmann’ın yazdığı ve S. Bedri Göknil’in çevirdiği Güneş Batarken oyunları sahnelenir. Vasfi Rıza Zobu anılarında turneyi anlatır:

“18 Mayıs Perşembe saat 7.30’da otobüsle Bursa’ya yollandık. Yolların bozukluğu eskisinden de berbat. Saat 16’da hurdahaş bir halde şehre girdik. Oynayacağımız tiyatronun karşısında ‘Luca Palas’ isimli yeni yapılmış temiz; servisi insanı sinirlendirmeyen bir otele yerleştik.

Tayyare Cemiyeti (Türk Hava Kurumu) hem sinema ve hem de tiyatro olarak bir binaya başlamıştı. Geçen yıl bitmiş. Bu yeni binada üç oyun oynayacağız. 

Rivayete göre, bina 420.000 liraya mal olmuş. Günahları boyunlarına, ama biraz fazlaca haminto olmuş gibi. Bu kadar serveti yiyecek ‘cüsseye’ sahip bir binaya benzemiyor. Daha çok ucuza, daha iyisi yapılabilirdi. Bursa’nın mimarîsine uysun diye mi nedir, binanın cephesi eski zaman evlerinin balkonları gibi. Pencerelerde kafesler eksik. Ama yine de “Bursa bina mimarîsine” bir benzerliği olamamış.

Hava müthiş yağmurlu. Caddeden seller akıyor. Buna rağmen tiyatro dolu.”

Akşam, 25 Temmuz 1932.

Raşit Rıza, İstanbul Şehir Tiyatrosu’ndan ayrıldıktan sonra Bursa’ya gelerek 5-6-7 Birinci Teşrin (Ekim) 1934’te Tayyare Sineması’nda üç oyun sahneler. Musa Ataş tiyatronun hangi oyunlarını sahnelediğini yazmamıştır. İkinci oyun vodvildir. Üçüncü oyunun adı ise yazısında hem Edepsiz Puseber ve Edepsiz Puseler olarak yer almıştır. “Raşit Rıza Temsilleri” başlıklı yazısında şöyle der: 

“Değerli sanatkârımız Raşit Rıza bey, şehir tiyatrosundan ayrıldıktan sonra teşkil ettiği yeni gurupla bize üç güzel gece yaşatmak için ilk defa Bursa’ya geldi. Raşit Rızanın İstanbul dışında ilk temsillerini Bursa’da vermiş olması bize şunu anlatıyor: Bursalılar onun sanatını takdir ediyorlar. Bunu isbat etmeğe ne hacet …

Bu üç gece içinde koca Tayyare Sinemasında boş bir yer kalmadığını söylemek kâfi…  Raşit Rıza beyin ilk temsilinde bulunamamakta beraber fevkalâde güzel oynandığını öğrendik.

İkinci temsil bir vodvildi. Raşit Rızanın şaheser muvaffakıyetlerini görmek bizim için pek derin bir zevk teşkil ediyordu. Kemâl ve Yaşar beyler gibi Halide, Şaziye, Lebibe Raşit Rıza ve Şayeste hanımlarda çok muvaffak oluyorlardı. Fazıl ve Hâdi beylerle kaymakam rolündeki Ziya beyin de sahnede büyük muvaffakıyetler göstermek istidadında oldukları görülüyordu. 

Dün geceki son temsil (Edepsiz puseber) Raşit Rızanın sahnedeki harikulâde temsil kudretini bize bir kere daha tasdik etmek fırsatını verdi. Bu temsilde Raşit Rızadan sonra bilhassa Şaziye hanım çok muvaffak oldu. (Edepsiz puseler) in çok canlı temsil edilişinden başka bir de hayat sahnelerinde uyanan haksız şüpheleri teşrih  etmek gibi içtimaî ve müstesna bir hususiyeti de vardı. 

Hasılı Reşit Rıza bey ve arkadaşları bize üç güzel gece yaşattılar. Kendilerini tebrik ederken Bursalılara bu fırsatı hazırlayan sinemanın müsteciri Mustafa beye de teşekkür etmek lâzımdır.”

İki yıl sonra Kız Muallim Okulu’nda, 29 Ekim 1934 Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle müsamere verilir. Köy Muallimi adıyla sahnelenen oyunda, bir köyün Cumhuriyetten önceki ve sonraki hali “muvaffakiyetle” sahnelenir. Musa Ataş şu yorumu yapar: “Ve bu temsil hakiki hayat sahnemizden alınmış mükemmel bir tablo idi.” Aynı gece İnkılâp Çocukları adıyla bir oyun daha sahnelenir. Musa Ataş şöyle der: 

“İnkılâp Çocukları piyesi hareketsiz olmakla beraber inkılâp fikirleri üzerinde çok kuvvetli yazılmış bir eserdi. Çok iyi temsil edildi. Rontlar da güzeldi. Başta mektebin muhterem müdürü Cemal beyefendi olmak üzere bütün talim heyetini ve gerek müsamerede vazife alan gerekse çok kibar hareketlerile davetlileri karşılayan talebe hanımları bütün kalbimizle tebrik ettik. Yalnız bu müsamerede gözümüze çarpan bir noktaya gene işaret etmeden geçemeyeceğiz. 

Geç kalanlar gerilerde boş buldukları yerlere oturacaklarına önde yer aramağa koyuluyorlar.

En büyüklerimizin Büyük Millet meclisinde bile arka sıralardan birine oturmaları, gene Ankara Halkevinde halkın arasına ve ortasına oturmaları bu gibilere örnek olmalıdır.” 

İstanbul Şehir Tiyatrosu 4 Nisan 1936 Cumartesi günü Bursa’ya gelerek Tayyare Sineması’nda ilk olarak Reşat Nuri Güntekin’in yazdığı Hülleci, ikinci oyun J. de Letraz’in yazdığı ve S. Moray’ın çevirdiği ve Muhsin Ertuğrul’un uyarladığı Tosun sahnelenir. Oyuncular: Behzat, Hâzım, Emin Beliğ, Muammer, Mahmut, Bedia, Neyyire, Feriha, Semiha, Samiye, Vasfi Rıza. Ayrıca suflör Sadi, makinist Adnan, aksesuarcı Hamdi’de turne ekibindedir.

Tayyare Sineması

İstanbul Şehir Tiyatrosu 1938 yılında ikiye ayrılarak turne yapar. Dram bölümü Karadeniz, komedi bölümü ise Marmara’dan Ege’ye turne yapar. Komedi bölümü Bursa’ya 9 Nisan Cumartesi günü saat 15.00’te gelir. Aynı akşam Tayyare Sineması’nda Franz-Schönthan’nın yazdığı ve S. Moray’ın çevirdiği Sözün Kısası oyunu sahnelenir. Vasfi Rıza Zobu anılarında ilk oyunla ilgili şöyle der: “Bursa’lılar pek beğenmemişler galiba! Ertesi günü yanından kıyısından öyle anladım”. 10 Nisan Pazar günü Ferenç Molnar’ın yazdığı ve Kemal Necati’nin çevirdiği Ateş Böceği, 11 Nisan Pazartesi günü Andre Bırabeau’nın yazdığı ve M. Feridun’un yönettiği Satılık-Kiralık, 12 Nisan Salı günüyse A. Bırabeau-G. Dolley’in yazdığı ve A. Hüdai Akdemir’in çevirdiği Bilmece oyunları sahnelenir. Oyuncular: Behzat Butak, Hâzım Körmükçü, Mahmut Moralı, Muammer Karaca, Raşit Gürzap, Sait Köknar, Kemal Tözem, Bedia Muvahhit, Perihan Yanal, Şevkiye May, Necile. Aksesuarcı Hamdi Şarlıgil, Makinist ise Adnan Gürgüç. Yol masrafı ve otel kirası Tayyare Sineması sahibine ait olmak üzere İstanbul Şehir Tiyatrosu’na her oyun için 200 lira verilir.

İstanbul Şehir Tiyatrosu 29 Nisan 1942’de Bursa’ya gelir. Aynı gece Schönthan-Kadelburg’ın yazdığı ve N. B. Göknil’in çevirdiği Paşa Hazretleri, 30 Nisan’da A. Sylvane-J. Gascogne’nin yazdığı ve S. Zincirkıran’ın yönettiği Dadı, 1 Mayıs’ta Carl Lauıs’ın yazdığı ve S. Zincirkıran’ın yönettiği Kiralık Odalar oyunları sahnelenir. Vasfi Rıza Zobu anılarında Bursa seyircisine ince bir eleştiri yapar: “2 Mayıs’ta borçlanmadığımıza şükrederek İstanbul’a döndük”. Oyunların Tayyare Sineması’nda sahnelenmiş olması muhtemeldir. 

Tarık Dursun K’nın yazdığına göre, Raşit Rıza Tiyatrosu 1940’lı yıllarda Bursa’ya turne yapar. Turnenin 1943 yılında yapıldığını düşünüyorum. Sadri Alışık İnegöl’de yaşadığı olayı anlatır:

Raşit Rıza Beyin tiyatrosuna girmiştim. Derhal de turneye çıktık. İlk olarak hedefimiz İnegöl seçilmiş, repertuarımızda ‘Saçlarından Utan’ ve ‘Beni Öpünüz’ gibi ıslak oyunlar var. İnegöl’e indik. Raşit Bey izin alma işi için beni görevlendirdi. Milletin nüfus kâğıtlarını devşirdim, koltuğumun altına aldım; emniyet müdürlüğüne gittim. Çat kapı, Emniyet Müdürü beni kabul etti. Oturttu, nedir dedi, ben de anlattım:

Efendim tiyatro olarak geldik, oyunlar oynayacağız; repertuarımızda da şu şu ve şu var. İzin için geldim, dedim.

‘Ha!!’ dedi. “Göster bakayım trupunuzda kimler var?”

Toplu iş kâğıdımızı çıkarıp, önüne serdim. Yapışık fotoğraflara dikkatle baktı, baktı, sarışın ve gençce bir kadın arkadaşın resmine parmak basarak:

‘Bu, bu gece bana gelsin’ dedi.

Efendim, o arkadaşın ikinci perde rolü var. Acaba yarın gündüz gelse.. dedim.

Müdür bey güldü ve ısrarla:

‘Yok yok, yarın olmaz…’ dedi. ‘Siz rolünü idare edin de bana gönderin onu bu gece…’

Sonradan ‘intikal’ ettim ki, bu müdür, bizim sarışın bayan arkadaşı…

Bir zoruma gitti, bir zoruma gitti! Kağıtları önünden topladığım gibi fırladım gittim, Raşit Bey de küplere bindi:

‘Ne demek, efendim?’ dedi. ‘Ne demek? Bizi ne sanıyorlar?’

Herhalde tiyatrocu sanmıyorlardı.”

İzmir Şehir Tiyatrosu Avni Dilligil yönetimindeki 12 kişilik oyuncu kadrosuyla 16 Haziran’dan 30 Temmuz 1948’e kadar süren turne yapar. Turne yapılan şehirler: Dikili, Ayvalık, Edremit, Çanakkale, Lapseki, Gelibolu, Balıkesir, Bursa ve Nazilli. Tiyatroyla ilgili gazetede yer alan haberde, “Avni Dilligil dışardan topladığı 3-5 amatör ile turneye çıkmış ve tiyatroyu rezil etmiştir. Ayrıca yönetmen (Avni Dilligil), Bursa’da da olaylar çıkarmıştır. Bu nedenle (Avni Dilligil’in) ‘aslında tiyatrodan atılması, hatta İzmir’den kovulması gerekmektedir” denilir.

Akşam, 26 Temmuz 1932

İstanbul Şehir Tiyatrosu 3 Mayıs 1949 Salı günü Bursa’ya gelir. Tayyare Sineması’na yedi oyun için 2.000 lira kira ödenir. Cevat Fehmi Başkut’un yazdığı ve S. Ayanoğlu’nun yönettiği Paydos oyunu iki kere, birer kere ise Courtelıne’nın yazdığı, İ. Ahmet Nuri’nin çevirdiği ve Vasfi Rıza Zobu’nun yönettiği Ceza Kanunu, E. Reşit Rey’in yazdıp yönettiği Olan Oldu opereti, H. de Grosse-N. Nancey’nin yazdığı, Vasfi Rıza Zobu ve R. Baran’ın çevirdiği, Kaş Yapayım Derken, D. H. Psatha’ın yazdığı ve İsmet Mardan’ın çevirdiği Allah’ın Cezası, Alexandre Bısson’un yazdığı, İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci’nin uyarladığı ve Vasfi Rıza Zobu’nun yönettiği İpekçi Merhum oyunları sahnelenir. Tiyatro 10 Mayıs’ta şehirden ayrılır. Oyunlardan toplam 9 bin lira gelir elde edilir. Oyuncular ve teknik ekip: Bedia, Şaziye, Perihan (Yanal), Melâhat, Gülistan, Refika Hanımlar, Behzat, Mahmut, Yaşar, Reşit (Baran), Gürzap, Mehmet (Karaca), Neşet (Berküren), Muzaffer (Aslan), teknik şefi Adnan Beyler, aksesuarcı Sadık Tarlan ve Vasfi Rıza Zobu’dur. Bilet fiyatları 2-3-4 liraya çıkarılmasına rağmen Bursa’lılar salonu her gece doldurur. Seyircinin beğenmediği tek oyun ise Olan Oldu’dur. Yedi oyundan Vasfi Rıza Zobu’ya 240 lira düşer.

Vasfi Rıza Zobu anılarında tiyatrocuların parasızlığını da anlatır: “Bunun içinden yüzde on rüsum, yüzde altı buçuk kazanç vergisi verdikten sonra bize ve otel dâhil, yol masrafına ne kaldı? Oyalanmak isterseniz artık siz hesaplayın.” 

Vasfi Rıza Zobu seyirci sayısının artmasına rağmen Bursalıların daha az güldüğünü belirtir:

Bursalılara söyledik, konuştuk, dertleştik; hatta gülüştük… Ama laf döne dolaşa: ‘Bursalılar tiyatrodan anlamıyor’ kalıbına çevrilmiş! Otelde, tanımadığım kimselerden âdeta sitemli sitemli birkaç söz dinledim. Hiç sevmem böyle yanlış konuşmaları. Yüzyüze her şeyi dinlerim. Ama arkadan, kulaktan kulağa değişe değişe götürülünce; terbiyeye sığmayan bir “aleyhte konuşma” oluyor. Bunda da olmuş.

Belki tuhaf bir tesadüf. Dalga dalga bu konuşmalarımız, tiyatromuzun devamlı seyircilerinin kulağına gitmiş mi bizim bu “gamlı hissimiz” acep: kaçıncı gece idi hatırlamıyorum, İpekçi Merhum’u oynarken avaz avaz katıldılar gülmekten!.. Piyese ismini veren “merhum ve merhum İpekçi” Bursalı’dır. Bütün tuhaflıklar da Bursalı merhum’un ismi ve işi etrafında olur. Acaba, hayalden ibaret olan “hemşeri” lerinin başına gelenler mi güldürdü herkesi?”

UĞUR OZAN ÖZEN

 

Kaynakça:

Akçura, Gökhan, İzmir Şehir Tiyatrosu, 2. Cilt, Ankara: Devlet Tiyatroları İç Eğitim Dizisi, 1986.

Ataş, Musa, “Şükran Hanım Sahneye Nasıl Çıktığını Anlatıyor”, Cumhuriyet, 30 Teşrinisani 1930.

—, “Raşit Rıza Heyeti Bursa’da”, Cumhuriyet, 25 Kanunuevvel 1931.

—, “Raşit Rıza Temsilleri”, Hakkın Sesi, 8 Birinci Teşrin 1934.

Dursun K. Tarık, O Şehir Senin Bu Şehir Benim Turne Anıları, İstanbul: Literatür Yayıncılık, 2002.

Mevsim, Hüseyin, “Bulgar Yazar ve Ressam Çudomir Bursa’da”, Bursa’da Yaşam, Mayıs 2011, s. 138-143.

Vâ-Nû (Vâlâ Nureddin), “Meslekî Haysiyet’i Gözetmek Meselesi”, Akşam, 26 Temmuz 1932.

Zobu, Vasfi Rıza, O Günden Bu Güne, İstanbul: Milliyet Yayınları, 1977.

0

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku