Bir Öğretmen: “Turgut Özakman”

Merve Engin
2265 Görüntülenme

Bugün değerli tiyatro insanı Turgut Özakman’ın vefatının 6. yıldönümü… Özakman’ı, dergimiz yazarı Merve Engin’in kaleme aldığı yazıyla anıyoruz:

Bir Öğretmen: Turgut Özakman

Yazar, bürokrat, avukat ve belki de tüm bunlardan önce tiyatro yazınının önde gelen isimlerinden biridir Turgut Özakman. Ve fakat en çok, “insan yetiştirmenin derdine düşmüş” bir öğretmen…

Turgut Özakman (1 Eylül 1930, Ankara – 28 Eylül 2013, Ankara), Türk bürokrat, yazar ve avukat.

Bürokrat, yazar, avukat. İnternetin sayfalarında kendisine böyle rastlarız. 

Evet, bürokrattır. 

Evet, avukattır.

Evet, yazardır. Üstelik Türkiye’nin topraklarında yetişen, şahane bir yazardır. Sevda (Şener) Hoca’nın deyimiyle tiyatro yazınının üç büyüklerinden biridir; Melih Cevdet Anday, Haldun Taner ve Turgut Özakman. 

Her ne kadar “Şu Çılgın Türkler”ini daha çok konuşmuş olsak da, “Korkma İnsancık Korkma” yazını bakımından Türkiye Edebiyatı’nın kült eserlerindendir. 

Ama en önemlisi, Turgut Özakman, öğretmendir. 

“İbresini öğrencisinden yana çevirmiş” önce iyi insan, insan yetiştirmenin derdine düşmüş, asistanlarına en çok bunu öğütlemiş kişidir. 

Elif Çongur, Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nin KHK ile “ihraç fazlası” hocalarındandır. Kendisi asistanlık etmiştir Hoca’ya. 

Nasıl bilirdiniz sorusuna cevabı, yürek cızlatan cinsi:

“Hani bugün, (atıldıktan sonra diyor aslında) çevrem bunca kalabalıksa, Hoca sayesindedir. ‘Yeni öğretmen, bilgisiyle öğrenciyi ezmek ister, kişisel tatmin için onu hırpalar’ derdi. Onlardan olmamayı, Hoca öğretmiştir.”  

Siyasi görüşü, birçok öğrencisinin bakışıyla denk düşmese de onlara her daim bilmenin erdeminin, göstermek marifetinden daha üstün olduğunu en sade diliyle anlatmaya çalışmış, “sanatı yere düşürmemeyi” öğretmeye çabalamıştır. 

Fotoğraf: Elif Çongur arşivi

Muhsin Ertuğrul’un inancına yetişmiş Turgut Hoca. Türkiye’de Oda Tiyatrosu’nu açar Muhsin Ertuğrul ve o sırada Almanya’da olan Özakman’a bir mektup yazar: “Oda tiyatrosunu açıyorum kalk dön”.  Şehre gelen Özakman, Küçük Tiyatro’ya gider ve Muhsin Hoca’yı sorar, sonrasını şöyle anlatır: 

“ Aşağıda oda tiyatrosu yapılıyor, şuradan in, Muhsin Hoca orada’ dediler. Söyledikleri yoldan gittim ve bir anda kendimi oda tiyatrosunun sahnesinde buldum. Karşıdan ışıklar geliyor, kimseyi göremiyorum, öyle kalakaldım. Birden Muhsin Bey’in sesi duyuldu, ‘Ceketini ilikle Turgut’ diyordu. Çok bozuldum, ceketimi ilikledim. Benim o kadar saydığım Muhsin Bey de genel müdür olunca bürokrat olmuştu. Kırgın bir vaziyette yanına gittim, yüzüme baktı. ‘Sahneden geçiyorsun Turgut, tezgáh orası’ dedi. Meğer onun için ceketimi iliklememi istemiş.”

Tam bu noktada, yine Elif Hoca’nın anlatısına dönmek gerek:

“Turgut Hoca, uzun süren hastalığını yatakta ve beslenmesine çok özen gösterilerek geçirmiş, epey kilo almıştır. Yeni kiloları kruvaze ceketiyle barışmaz, ama yapacak bir şey yoktur. Önü kapanmayan, kendine basbayağı küçük gelen o ceketle gider prömiyere. Birinci perdeyi annesi, babası, kardeşleri ile birlikte locada izler, oyun arasında kendisini ön sıraya davet ederler. Oyunun sonunda da sahneye. Ceketin düğmesi ile iliğini buluşturması mümkün değildir, ellerini göğsünde kavuşturarak, ceketin önünü zorla kavuşturmaya çabalayarak verir ilk selamını. Hoca’nın bu çabası, Kenan Akyüz’ün oyunla ilgili yazısına şu biçimde yansıyacaktır: ‘Sahneye ilk defa edepli bir yazar çıktı!’

Turgut Hoca, ceketini sahici bir saygıdan ilikleyen bir kuşağın temsilcisiydi.

Öğrencileri ile kurduğu ilişkinin sırtı da saygıya yaslıydı. Sahici bir saygıya. O yüzden öğrencileri; ondan sadece tiyatroyu, yazmayı, çalışmayı, düşünmeyi değil, en önce mesleklerine duymaları gereken saygıyı öğrendiler.” (1)

Bürokrat, avukat, yazar ve “öğretmendir” Turgut Özakman. 

Öğrettiklerinin kıymeti, yıllar sonra da aynı tazeliği ile öğrencilerinin öğrencilerine iletilecektir muhakkak. 

Anısına saygıyla son cümleyi yine Hoca’nın  güzel kaleminden yapalım; iyiye, güzele inançla:

“Korkma insancık.” dedi, “Korkma! Göreceksin, her şey yeniden güzelleşecek!” (2)

 

Kaynakça:

(1) Elif Çongur’un “Turgut Hoca’nın Ceketi” adlı yazısından

(2) “Korkma İnsancık Korma” kitabından 

0

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku