20 Mart Dünya Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu Günü Kutlu Olsun!!!

editor
1383 Görüntülenme

20 Mart Dünya Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu Günü dolayısıyla, Assitej Türkiye Merkezi YK üyesi Özgehan Uştuk tarafından Türkçe’ye çevrilen bildirileri çocuk ve gençlik tiyatrosuna gönül verenlerin ve tiyatro kamuoyunun dikkatine sunuyoruz. 

20 Mart 2021 Dünya Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu Günü Uluslararası ASSITEJ Mesajları

Yvette Hardy’nin mesajı

Uluslararası ASSITEJ 20 Mart 2001 yılından 2020 yılına kadar “bugün bir çocuğu tiyatroya götür” sloganı ile bugünü kutladı. Bu, çocukların ve gençlerin sanata ulaşımını hedefleyen ve gözetmenlerin, sponsorların ve bilet alıcılarının, genç seyircinin sanatın gücüne ulaşmasındaki sorumluluğuna işaret eden bir eylem çağrısıydı.

Yvette Hardy

Ama her şeyin alt üst olduğu bu yılda, bizim bildiğimiz anlamdaki dünya eski yörüngesinde dönmeyi bıraktı ve biz sanatçılar, tiyatrolar, festivaller, aileler, okullar ve tabii ki en önemlisi çocuklar ve gençler için çok şey değişti. Görünen o ki artık eskisi kadar kuvvetli bir şekilde “bugün bir çocuğu tiyatroya götür” diyemiyoruz. Bunun nedeni sanatın ya da tiyatronun önemini yitirmiş olması değil – kaldı ki eğer size ulaştırdığımız mesajların yazarları doğruysa – bunlar hiç olmadığı kadar önemli. Bunun nedeni bu deneyimi paylaşma mekanizmalarının bir değişim ve adaptasyon içine girmesi zorunluluğudur. Bu sebeple bu yıl, Dünya Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu Günü’nde, sanatçıların sergilediği olağandışı beceri, yaratıcılık, direnç ve seyirciyle buluşmak için buldukları yeni yöntemleri kutlamak istiyorum. Sanatçılar, hikayelerini Facebook üzerinden canlı sohbetle anlattılar; çocukları evde eğlendirmek için kayıttan ya da canlı yayınla etkileşimli deneyimler yarattılar; bahçelerde, parklarda, kaldırımlarda ve pencerenin diğer tarafında tiyatro yaptılar; kendi oturma odalarını ya da yatak odalarını keşfedilecek büyülü dünyalara dönüştürerek farklı duyular ve hayallere seslendiler; gençlik laboratuvarlarını çevrimiçine dönüştürdüler ve çevrimiçi tiyatro kaydı kütüphaneleri oluşturdular; telefon gibi günlük teknolojilere yöneldiler ve Whatsapp, Tiktok ve Instagramı denediler; tiyatro deneyimlerini paketleyip postayla gönderdiler ve evde öğrenmeyi desteklemek için yaratıcı araçlar sundular; Salgın ile ilgili üretimler yaptılar ve canlı temasın tekrar mümkün olacağı zamanların hayalini kurarak gösteriler yazdılar; festivallerini çevrimiçi yaptılar, internette oyun okumaları, tatil kampları ve atölyeler düzenlediler; lobi faaliyetlerinde bulundular, savunuculuk yaptılar, yürüdüler ve dilekçeler imzaladılar; bir arada durdular. Sanatı sokağa taşıyarak bir birliktelik oluşturdular. İçlerindeki yaratıcılığı sayısız yolla gösterdiler. Birlikte bu belirsiz geleceğe doğru adım atmışken, sanatın çocuklara ve gençlere sağladığı sıra dışı bir hayal zenginliğini önemseyen insanlara sesleniyoruz: Genç izleyiciyle yeniden buluşmak için yollar arayalım. Kesin olan tek şey tiyatronun hiç olmadığı kadar önemli olduğudur. Tiyatroda yeniden bir araya geliriz, iyileşmek için bir alan yaratırız. Yeniden hayal ederiz, yeniden her şeyi yerli yerine koyar ve direniriz. Hatırlar ve ortak insanlığın yeniden bir üyesi oluruz. Ve bunu mümkün kılacak şey içimizdeki sanatçıdır.

 Yazının orjinali için https://www.assitej-international.org/en/2021/03/yvette-hardies-message-for-the-2021-world-day-of-theatre-for-children-and-young-people/ linkine tıklayınız.

Yvette Hardy, ASSITEJ Uluslararası Başkanı, 2011-2021

Malaika Hlatshwayo

Malaika Hlatshwayo’nun mesajı

Tiyatro gençlerin hayatında neden önemlidir? Öncelikle tiyatro tüm eğlence formlarının bir karışımıdır. Örneğin içinde oyunculuğu, dansı, müziği ve şiiri içerir. Tüm bunlar her bir seyircinin ya da oyuncunun ruhunu farklı şekillerde iyileştirir. Bunlar ayrıca tiyatroyu da tanımlar. Tiyatro gerçek hayatta ne olup bittiğini olabilecek en sakin ve ilginç bir şekilde fark etmemizi sağlar. Söylemek istediğim şu ki insanların farklı şeylere ilgileri vardır. Kimi müziğe ilgilidir ama dansı “sıkıcı” bulabilir. Diğerinin oyunculuğa ilgisi vardır ama şiiri fazla karmaşık ve anlaması zor bulur. Ama hepsi TİYATROYA geldiğinde, her biri bağ kurabilir ve rahatlar çünkü tiyatro asla sadece bir şeyle ilgili değildir, o hepsidir. Tiyatro herkesin ilgisini göz önüne alır. Gençliğe gelince, hepimizin güçlü ve zayıf yanları var. Birisi konuştuğunda, herkes duyar; birisi hareket ettiğinde, herkes izlemek ister; birisi bir hikaye anlattığında, herkes dinlemek ister. Tiyatro genç insanların eski yaraları sarmasına, travmalardan sıyrılmasına yardımcı olur. Tiyatro aynı zamanda bize Covid-19 isimli yeni normalden de kaçma imkanı tanır. Tiyatro genç insanların hatalarını görmesini ve onları düzeltmesini sağlayabilir. TİYATRO, SANAT diye bağırır ve insanların fark etmesi ve bağ kurması için en iyi yoldur. Tiyatro sokakların kabusundan, sokaklardaki şiddet ve uyuşturucu gibi şeylerden kaçmamız için bize yardımcı olur. TİYATRO sesinin duyulmadığını ve fikirlerinin dikkate alınmadığını düşünen çocuklar için bir sestir. TİYATRO bağlanmak için bir yoldur.

[İngilizce tiyatro “theatre” kelimesinin baş harflerinden hareketle]

T – “Togetherness”, Birliktelik;

H – “Healing”, İyileşme;

E – “Experience”, Deneyim;

A – “Ambition”, Azim;

T – “Timeless”, Zamansız, belli bir zamana, çağa bağlı olmayan;

R – “Relating”, Bağ kurucu;

E – “Escape”, Kaçış.

Malaika Hlatshwayo, tiyatroyu seven Güney Afrikalı bir oyuncu ve  14 yaşında “The Belly Button” isimli ilk kitabını yayınladı.

Luisa Crobaletti

Luisa Crobaletti’nin mesajı

Tiyatro bizim görüldüğümüz, çığlık attığımız, duyulduğumuz, hayaller kurmanın ve hayallerde olmanın günden güne bir alışkanlık (günlük hayat?) haline geldiği yerdir. Biz gençler dünya için derin bir özlem duymaktayız; tiyatro, yaşamak için bir ihtiyaç hissi sağlamasının yanında, kendi içimize, bize sunulan aynaya baktırır; çevremizi, kendimizi, ve diğerini derinden ve eleştirel bir şekilde fark etmemizi sağlar.

Geçtiğimiz sene, bazı anlarda tiyatro, uçurumun kenarındaki dünyadan kaçış tüpü gibiydi ama aynı zamanda da onun sayesinde umut ışığını er geç de olsa gördük; tiyatroyu aşk ve yardım çağrısı, hatta -kendi devlet başkanımızın bile bunu yapamamış olduğu bir noktada- salgın gerçekliğine dair bir uyarı olarak kullandık.

Sanat tüm bu karmaşanın ortasında aklımıza mukayyet olmamızı sağlayarak bizi kurtardı.

Sadece tiyatro geçmişi anlatır, şimdiyi diyaloğa döker ve geleceği kendi sesimiz ve vücudumuzla inşa eder.

Gelecek bize aittir.

Luisa Crobelatti 20 yaşında ve Sao Paolo’da yaşayıyor. 2014’ten beri Paideia üyesi ve tüm dünyada sahne alacak bir oyuncu olmayı hayal ediyor.

Suzanne Versele’nin mesajı

Suzanne Versele

Bakma zamanı.

Durdurma tuşuna basabilir, geriye sarabilir, ileriye alabilirim.

Gösteriler hareket eden piksellere dönüşür. Onları yalayıp yutarım.

Penceremden dışarı bakıp hikayeler arama zamanı.

Komşu, komşunun karısı, komşunun köpeği.

Dünya küçülüyor.

Biz debeleniyoruz. Tümsekleri aşa aşa.

Daha sonrası için hikayeler yaratıyoruz.

Yaz mevsimi. Kriz biraz mola veriyor. Böylece biz bir nefesleniyoruz.

Ekim ayı. Henüz yeni başlıyorum. Eve dön!

Maskem kaşındırmaya başladı. Midem ağrımaya başladı.

Tiyatro sahnesi bomboş ve biz fikirlerle doluyuz.

Bu fikirleri zor tutuyoruz. Oynuyoruz. Neden bahsediyordum?

Senin yanına, kırmızı bir sandalyeye oturmak istiyorum. Kırgın olmak.

Kültür, bağırmanın en iyi yoludur.

Ama ya ona da maske taktırılırsa?

Hiç olmadığı kadar arzuluyoruz.

Alternatifler üretiyoruz. Çevrimiçi, sokak ortası.

Umudu yeniden yaratıyoruz. Kapanma kurallarından da öte.

Bir başka bilim kurulu raporu bir parça müzik oluyor.

Kültür! Kutlama! Bir şişe şampanya.

Mantar patlamak üzere. Biz köpürüyoruz.

Fışkırmak için hazırız.

Suzanne Versele 23 yaşında Brüksel’de sanat yönetmenliği okulunda öğrenci. Geçen sene  İsrail ve Filistin’e yolculuk deneyimlerini  konu alan DROP BY DROP adlı oyunda rol aldı.

Hinata Sakai

Hinata Sakai’nin mesajı

Tiyatroyu çok seviyorum çünkü oynamak ve oyunlar izlemek çok eğlenceli. Ben oynarken bedenim ve kalbim fark etmeden birleşiyor. Bir oyun izlerken kendimi bir hikâyenin içine sokuyorum ve karakterlerin duyguları içimden geçiyor. Eğer tiyatro olmazsa, hayatımın dörtte üçünü kaybetmiş gibi olurum ve cesaretim kırılır. Bu yüzden, benim için, tiyatro yaşam gücüdür ve onsuz olmaz.

Hanita Sakai 10 yaşındadır. Japonya’da Kanagawa bölgesinde yaşıyor. “Bizim Kasaba” isimli yerel bir tiyatro topluluğunun üyesi. İlk kez sahneye dört yaşındayken çıktı ve tüm gücüyle bir leke gagalı ördeği oynadı.

Ulusal Mesajlar 

Kuzey Başçı

Kuzey BAŞCI (9 yaşında):

Tiyatro… Aslında “hayat” sözcüğü ile aynı şeyleri ifade ediyor bana. Çünkü hayatın içinde de çeşitli rollerimiz var ve biz her yeni gün bu rollere yeniden bürünüp oyunumuzu oynuyoruz. Tiyatro, bize yaşadıklarımızla ilgili ayna tutuyor. Bize, bizi gösteriyor. Kendimizi ve yaşantımızı görebilmek için bize fırsatlar sunuyor. Olayları başka açılardan da görebilmemizi sağlıyor. Bu nedenle tiyatronun yaşantımızda büyük ve önemli bir yeri vardır.

Tiyatroya bazen gülmek, bazen düşünmek ve öğrenmek, bazen de farklı hayatları gözlemlemek için gidiyoruz. İzlerken bilinçleniyor, bazen yaşama dair sorumluluklarımızın önemini fark ediyoruz.

Mesela çocuk oyunları. Eğer bir çocuk oyunu yalan söylememek üzerine vurgu yapıyorsa; yalan söyleme davranışının kötü olduğunu ve toplumda hoş karşılanmadığını hatırlıyoruz. Birlik ve beraberlikten bahseden bir oyunda birlikte hareket etmenin bizi ne kadar güçlü kıldığını anlıyoruz. Her bir oyunda ayrı mesaj, ayrı anlamlar var. Bu nedenle tiyatronun eğitime de büyük bir katkısı olduğunu söyleyebiliriz.

Yaşımız kaç olursa olsun, tiyatroya gitmek ve tiyatro izlemek için bir nedenimiz olsun. Unutmayalım, izlediğimiz her tiyatro oyunu bize başka hayatların kapılarını açacak ve çocuk olarak gelişimimize çok büyük katkılar sağlayacaktır.

Aslı ÖKTEM

 Aslı ÖKTEM (16 yaşında): 

 “Tiyatro; insanı, insana, insanla, anlatma sanatıdır.” diye bir söz vardır. Bu sözde de anlatıldığı gibi tiyatro tamamen insanın sanatıdır ve temasa, dokunmaya ihtiyaç duyar. Bizler tiyatronun gençleri olarak pandemi nedeniyle yok olan bu teması özledik. Tiyatroya gitmeyi, kırmızı koltuklara oturup oyunu beklemeyi, hafifçe çınlayan zilin ardından zarifçe “oyunumuz başlamak üzeredir.” diyen hanımefendinin sesini özledik. Karanlıkta, sahnenin tatlı ışığı yüzümüze vururken oyunun bize yaşattığı derin hisleri özledik. Bir de tabii ki sahnede kendi bedeninden çıkıp o çok sevgili karakterinin bedenine girmeyi, seni izleyen seyirciyle hem bir hem de ayrı olmayı özledik. Tiyatro, büyülü bir ortamdır. O binadaki birlik hissi çok başkadır. Koca bir salon insanla aynı anda gülersin aynı anda üzülürsün. Tarih, senin gözlerinin önünde yazılır. Karşındaki oyuncunun gözlerinin içindeki parıltıyı görürsün. Sesindeki en küçük titremeyi duyarsın. Biz bu büyüyü çok özledik. Hatta, koltuğuna yerleştikten sonra gelenlere dizlerini kenara çekip büzülüp “pardon, çok pardon” sesleri eşliğinde yol vermeyi bile özledik. Biz tiyatronun gençleri, tiyatroyu özledik.

Tiyatro, mağara arkadaşlarına avladığı geyiğin ne kadar komik gözüktüğünü anlatan ilkel insandan beri var. Tiyatro, yüzlerce, binlerce yıldır insanla birlikte ve bu yıllarda o kadar çok badire atlatmış ki. Bugünkü dinlerin doğuşunu görmüş, Orta Çağ’ı atlatmış, monarşi için sergilendiği de olmuş, aynı monarşinin yıkılışını da görmüş, Sanayi Devrimi’ni atlatmış, iki tane Dünya Savaşı görmüş ve hayatta kalmış. Bu uzun hayatında İspanyol gribi gibi bilinen ve de bilinmeyen salgınlar da atlatmış. İnsanlık tarihinde kaydedilen en ölümcül salgın, ‘’Kara Ölüm”ü bile atlatmış tiyatro. Elbette bu pandemi günleri de bitecek ve bizler hem kırmızı koltuklarımıza hem de sahnemize kavuşacağız. Tiyatro hep var ol!

Dünya Tiyatro Günü hakkında çocuk ve gençlerden mesajlar (yazının orjinali için: https://www.assitej-international.org/en/2021/03/children-and-young-people-messages-for-the-world-day-of-theatre/)

Kaynak: https://www.assitej.org.tr/Etkinlik.aspx?duyuru_id=175

0

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku